• DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • BIST
Onlar gerçek bir ‘gül’ anne

Onlar gerçek bir ‘gül’ anne

 

Afyonkarahisar’da yaşayan hemen herkes bir şekilde Halise Saygı ve ‘Gül Anneler Derneği’ adını duymuştur. Onlar topluma nasıl yararımız dokunabilir diye düşünürken, adını ‘Gülanneler’ koydukları bir dernek etrafında toplanan 35 gerçek bir gül anne. Halise Saygı, Afyonkarahisar’da tanınmış bir ailenin büyük annesi ve Gül Anneler Derneğinin de başkanı. Ancak başkanlık lafın gelişi. O ilerlemiş yaşına rağmen (bu arada geçirdiği 4 bypass ameliyatına rağmen, 74 yaşının dinçliğiyle derneğin sıradan bir üyesi olarak) her yükün altında. Günün önemli bir bölümünü yardımcısı Seher Çağlayan ve diğer üyelerle dernekte geçiren Halise Saygı, kendilerine ulaşan kimseyi eli boş döndürmemeye çalışıyor.

 

 

 

Halise Saygı eşini kaybetmesiyle kendini tamamen hayır işlerine adamış. O anları anlatan Gülanneler Derneği Başkanı Halise Saygı, dernek kurma ve dernekteki faaliyetleri ile ilgili şu bilgileri verdi: “18 sene önce eşimi kaybettim. Evlere sığamadım. Eşim ölmeden de ben bu işleri yapıyordum zaten. Esirgeme de gönüllü annelik yapıyordum. Köylere gidiyordum okullara gidiyordum oralarda çocuklara ne gerekiyorsa onları yapıyordum.  Ama dernek kurmak hiç aklımın ucundan geçmemişti. Eşimi kaybettikten sonra küçük oğlumun da anne bir dernek kurar mısın demesi üzerine ben yazıhanemizin üzerine dernek açmaya karar verdim. O zamanlar dernekler müdürü Ahmet gök idi ona gittim. “Ben dernek kurmak istiyorum yanlışlık yapar mıyım” dedim.  Dedi ki “Halise anne sen zaten Afyon’un annesisin, zaten yararlı işler yapıyorsun dernek kurarsan daha aydınlık işler yaparsınız” dedi. “Yarın gelin derneği kuracaksınız” dedi. 3 arkadaş geldik seher hocam hem arkadaşım hem komşum ve emekli öğretmen bir arkadaşım daha gittik üçümüz. İsim bulun dediler. Ahmet Bey bir isim önerdi. “3 tane gül gibi annesiniz ben size gül anneler derneği ismini öneriyorum” dedi. Tamam tabiî ki çok güzel dedim derneğimiz böyle başladı.”

‘55 GENCİMİZİ EVLENDİRDİM’

Derneğin kurulduğu günden bu yana 55 tane öksüz yetim gariban evlendirdiğini anlatan Saygı, “Derneği açtığımız sene öksüz gariban bir çocuğumuzu evlendirdim. Çeyiz ve eşya gelince kabul ediyoruz. Toplamda 55 tane öksüz gariban evlendirdik. Binlerce şükürler olsun. Anne baba olmayınca öksüz ve yetim olunca akan suları durdururum. Ben kendim de yetim büyüdüm. 9 yaşımda babamı kaybettim. Buradan içeriye öksüz yetim girince hemen kendim kalkar karşılarım. Her şeyini alıyoruz. Beyaz eşyasını, yatak odasını, halısını, mutfağını, her şeyini tamamlıyor, düğününü yapıyorum. Oteller tanıyorlar kime desem geri çevirmiyorlar bir gece balayına gönderiyorum. Bazı otel sahipleri bir gecede kendilerinden veriyorlar. Çok seviniyorum” dedi.

‘SADECE KIZLARA BURS VERİYORUZ’

Destekleri kendi ve çevresinden aldığını ve kız çocuklarını okutmayı çok sevdiğini belirten Saygı şu ifadeleri kullandı: “Destekleri kendi gücümle, arkadaşım emekli öğretmen onun katkısı oluyor, diğer arkadaşım yurtdışında çalışmış gelmiş onun durumu iyi onlar destek oluyor. Gelinlerimizi, kızlarımızı üye yaptık. Kayıt olan başka üyelerimiz oldu. Çocuklarımız destek oluyor. Sadece kızlara burs veriyoruz. Burs talebi çok olunca bir gezi düzenliyor veya yemek yapıyor gerekli parayı toparlıyorduk ama sağlığım biraz el vermediği için bunu biraz geri aldım. Kaç çocuk mezun olduysa çıkanların yerine o kadar çocuğa burs sağlıyoruz.”

‘BAZEN MUCİZEVÎ ŞEYLER OLUYOR’

“Bir ihtiyaç sahibi geliyor çeyiz istiyorum dediğinde elimizde o gün ne varsa ne istiyorsa gücümüzün yettiği kadar çeyiz veriyoruz” diyen Saygı, “Geliyor mesela gelinliği yok damatlığı yok veriyoruz. Halısı yok derlerse halısını alıyoruz vb. Allah ona göre öyle güzel nasipler veriyor ki. Bazen sır kapılarını yaşıyorum. Mucizevî şeyler oluyor” dedi. Saygı bir anısını şu ifadelerle anlattı: “Bir gün ufacık tefecik bir kız geldi. Gelinlik istiyor. 500 tane gelinlik var ama hepsi büyük o kıza denk gelmez. Yok diyemiyorum. “Gelinliklerden beğen kestirelim terziye yaptıralım” diyorum. Daha önce bir öksüz kız gelin etmiştik. Kızı gelin etmiştik ama erkek kardeşi vardı birde kızın. Kızın annesine çok güzel bir gelinlik getirmişler oğluna koy diye. Onun da evi çok akıyor falan. Terliklerle çıkmış gelmiş. Nasıl olsa benim oğlum evlenirken Halise anne verir diyerek ben bunu verip geleyim demiş. Gelinlik, çiçeği, duvağı, ayakkabısı geldi. “Halise anne bunu birine ver benim oğluma diye getirdiler ama benim koyacak bir yerim yok” dedi. Fermuarı açtık, tam kıza göre gelinlik. Giydi ve dikilse ancak bu kadar olabilirdi üzerine. Ayakkabısı bile tam oldu. Bu kadar bir tesadüf olamaz dedim ağlamaya başladım.”

‘5 SENE OLDU KİM GETİRDİ HALA BİLEMİYORUZ’

Başka bir anısını da bizimle paylaşan Halise Saygı şu ifadelerle anlatmaya başladı: “Tekrar bir öksüz kızımız gelin oluyor. Yorganını yastığını koyduk. İçime sinmiyor ben bu kızımıza yorgan almak istiyorum dedim. Her şeyini yaptık tek yorgan oluversin dedi arkadaşlarımız. Çatal kaşık 6’şar tane koyduk ama çantalı tam takım almak istiyorum ama gücümüz yetmiyor.  Arkadaşımızla çarşıya gideceğiz. Çeyizini bırakacağız. Kapıcımıza da anahtar koyduk. Biri bir şey getirirse içeriye bırakıver dedik. Kapıyı bir açtım benim istediğim yorgan paketli gelmiş. Sandıklı kaşık çatal bıçak takımı gelmiş. Ben almadım dedim arkadaşlarıma. Kapıcıya sorduk kim getirdi bunları. Kapalı bir bayan getirdi size selam söyledi dedi. İçeriye koydum bende dedi. İsmini de söylememiş. 5 sene oldu kim getirdi hala bilemiyoruz.”

‘HERKES YAŞIYOR AMA İZ BIRAKARAK GEÇMEK DAHA ÖNEMLİ’

Saygı, yaşadığı bir olayı anlatarak şu sözleri kullandı: “Yine bir kızımız gelin oluyor o da öksüz oğlumuz da öksüz. Her şeylerini aldık, ama tıkandık. Baya bir zorlandık. Mutfak masasını unutmuşuz bir tek. Bu çocuğun mutfak masasını unuttuk dedim arkadaşıma. Arkadaşım da bana “Halisecim bunun da mutfak masası olmayıversin. Biz eskiden tepsiyle yerdik. Sen her şeyi dert ediyorsun bırak o da olmayıversin” dedi. Ben üyelerimi kırmak incitmek asla istemem ama tamam dedim oturdum. Çeyiz asıldı gidecek. Oturdum daha 10 dakika olmadı bir yerden telefon geldi. “Halise anne kız gelin ediyormuşsunuz. Bana hediye çok güzel mutfak masası geldi. Ama benim mutfağıma uymuyor. Onu size gönderiyorum” dedi. Teşekkür ederim dedim ağlıyorum hüngür hüngür. Masa geldi kızımıza verdim. Böyle sır kapılarını yaşıyorum. Herkesin gönlünü almaya kalbini kazanmaya çalışıyorum. Herkes yaşıyor ama iz bırakarak geçmek daha önemli.”

‘NASIL ÇORBAYA TUZ OLABİLİRİZ’

Gülanneler Derneğinin 35 tane aktif üyesi bulunuyor. Saygı iş bölümü olduğunu vurgulayarak, “Kimisi çeyiz odası ile ilgileniyor kimisi mutfakla ilgileniyor. Hamur aşı vb. gibi şeyler yapıyor satıyoruz. Bir şeyler üretip paraya çevirerek kız çocuklarımızı okutmayı çok istiyorum. Ne kadar çok burs verebilirsek o kadar iyi. Nasıl çorbaya tuz olabiliriz. Nasıl bir insana yardımcı olabiliriz. Evlere gidiyorum giriyorum koltuk yok yerlerde oturuyorlar çıldırıyorum hemen geliyorum biri koltuğunu değiştirecek arayanları yönlendiriyorum. Nakliyeciler var şu kadar para alacaksınız bunları götüreceksiniz diyorum. Yatak odasını değiştiren oluyor ihtiyacı olan birine yönlendiriyorum.  Bu konuda çevrem çok güzel. Allah razı olsun verenden alandan getirenden. Sadece sıfır ürün değil ikinci el ürün de aldıklarını belirtti. Sağlam olduğu sürece alıyor kabul ediyor yönlendiriyorum”  dedi.

‘AZ DA OLSA ONLARA CAN SUYU OLSUN İSTİYORUM’

“Köylere muhtarlara diyorum ki kadınlara kurs açın, cezaevlerine diyorum kadınlara kurs açın” diyen Saygı sözlerine şöyle devam etti: “Kurs açın her türlü yardımcı olayım. Dikiş nakış kursları için makineler aldım gönderdim cezaevine. Her tarafa yardımcı olmaya çalışıyorum. Ceza evlerinden  mektuplar geliyor “halise anne seccadem yok gönderir misin”, “halise anne terliğim yok bir terlik gönderir misin” göndermez miyim hemen alıyor paketliyorum gönderiyorum. Tek başıma değil, desteğim var yardım edenlerimiz var teşekkür ediyorum. Bağış edenlere hemen faturalarını kesiyorum. Burslarımı aksatmıyorum kızlarımızı bekletmek istemiyorum. Az da olsa onlara can suyu olsun istiyorum.”

‘RABBİM BANA BU İŞLERİ DAHA ÇOK YAPTIRMAYI NASİP ETSİN’

4 sene önce by-pass ameliyatı geçiren saygı etkisi altında kaldığı rüyasını anlattı. Saygı şu sözlerle işine dört elle sarıldığını vurguladı: “Ameliyat sonrası çocuklarıma demişler ki her şeye hazırlıklı olun. Yoğun bakımdayım. 2 günde çıkar demişler. Ben 3. gün çıkamadım. Hastane odasındayım baygınım. Rüyamda annem gelmiş, dedem gelmiş yere oturmuşlar. Geliyorum orada çeyizler asılı oda doluydu. Anne beni götür diyorum. “Hayır, ben seni götürmeye gelmedim, sana bakmaya geldim. Bunların hepsini dağıtacaksın, senin daha işin çok” diyor. Ellerimden tuttu beni bir ittirdi ben o anda gözlerimi açtım. Yoğun bakımdayım doktorlar başımdaydı. Öldüm geri geldim demenin anlamını bilmiyordum ben bunu yaşadım. Daha dört elle sarıldım işime. Rabbim bana bu işleri daha çok yaptırmayı nasip etsin. Uzun yaşamak önemli değil güzel yaşamak önemli. Birinin elinden tutmak önemli.”

‘SUİSTİMAL EDİLDİĞİ OLUYOR’

Saygı: “Bir kızımız kışın titreyerek geldi içinde ince bir penye ve yelek var. Ayağında ayakkabı yok. Hemen bir ayakkabı giydirdim. Kıza baktım içim gitti. Akrabamın kızının montu vardı askıda. Onu verdim giydirdim. Kızımı yolladım. Akrabamın kızı gelince de montun gitti kızım git bir daha al dedim. Senin montunu giydirdim dedim. Gerçekten ihtiyaç sahibi ise ayakkabımı çıkarır veririm. Suistimal edildiği oluyor tabi ama kapıdan gireni tanıyor ve biliyorum artık” dedi.

‘YAVRUM KUZUM DİYE BANA SARILDIN YA BÜTÜN ACILARIMI ÇEKTİN’

Yavrum kuzum hitabını çok sevdiğini söyleyen Saygı, “Derneği yeni kurmuştum. Bir kızımız geldi benimle yalnız görüşmek istedi. Görüştük. Anlat yavrum dedim. Annesi doğum yaparken vefat etmiş, öksüz büyümüş. Baba evlenmiş, birileri büyütmüş. 12 yaşında gelin etmişler, 2 çocuğu olmuş, kocası sokağa atmış. Sokaktayım dedi. Ama ağlayarak anlatıyor. Ben ağlamamak için zor tuttum kendimi. Kalktım gittim sarıldım. Hiç ağlama biz varız hiç kafana takma ne gerekiyorsa yaparız, işte buluruz ev de döşeriz dedim. Daha çok ağlamaya başladı. Ben tedirgin oldum. Daha çok sarıldım yavrum kuzum dedim. Su içirdim ağlama dik duracaksın dedim.  Hiçbir şey yapmana gerek yok yavrum kuzum diye bana sarıldın ya bütün acılarımı çektin. Bana şuana kadar bir kimse sarılıp yavrum kuzum demedi dedi. Bu bile bir ihtiyaçmış. Bazen saygıya sevgiye ihtiyacı oluyor başını dayayacak omuza bir tutacak ele ihtiyacı oluyor. Bundan sonra daha çok kullanmaya başladım bu kelimeleri” dedi.

‘BAZILARI ELİMİZİ HİÇ BIRAKMIYOR, ARIYOR SORUYORLAR’

Evlenen ve okuyan kızlardan geri dönüşler olduğunda çok sevindiğini söyleyen Saygı şu sözleri paylaştı bizimle: “Ben herkese saygı duyuyorum dün bir kızımız avukat oldu. Tatlısını almış teşekküre geldi. O kadar çok mutlu oldum ki. Okuttuğumuz bazı çocuklar arıyorlar halise anne iban numaranı ver hesabına gönderelim diyorlar. Bazıları elimizi hiç bırakmıyor, arıyor soruyorlar. Bazıları kayboluyor onlara da saygı duyuyorum. Biz karşılık beklemeden yapıyoruz. Ama gelirlerse gurur duyuyorum çok memnun oluyorum. Evlendirdiğimiz çocuklarımızdan bazıları gelin olup gittikten sonra bitiriyor bizi bazıları da çocuklarını bile getiriyor.”

‘ONLARIN MUTLULUĞU BENİM MUTLULUĞUM’

Röportaj sonrası Haber Müdürümüz Yurdanur Mergen’e de örgü yelek hediye eden Gülanneler Derneği Başkanı Halise Saygı şu sözleri kullandı: “Hiçbir zaman boş durmadım. Halise anne yeleği ördüm. İnşallah çok beğenir güzel günlerde giyersin. Sevdiğim insanlara bunları örüyorum kim gelirse giydiriyorum. Onlar mutlu oluyorlar onların mutluluğu benim mutluluğum. Örerken okuyorum ve rabbim güzel kalpli insanlara nasip et diyorum. Bunun sana nasip olacağını bilmiyorum rabbim güzel kalbine gönlüne göre versin.”  Yurdanur Mergen (ÖZEL)

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM