Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

‘Rüyalar, beynimizin gizemli dünyasına açılan pencerelerdir’

Rüyaların, beynin uyku sırasında belirli bölgelerinin farklı şekillerde çalışmasıyla oluştuğunu belirten uzmanlar, duygusal durumun ve bilinçaltı düşüncelerinin rüyaları şekillendirdiğini söylüyor

Rüyaların, beynin  uyku sırasında belirli bölgelerinin farklı şekillerde çalışmasıyla

Özellikle REM uykusunda aktif hale gelen beyin bölgelerinin, canlı ve hikâyesi olan rüyalar görmeyi sağladığını dile getiren Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “REM uykusundan hemen sonra uyanan kişiler rüyalarını daha net hatırlayabilir. Ancak prefrontal korteksin düşük aktivite seviyesinden dolayı rüyalar hızla unutulmaya meyillidir” dedi. Bilinçli rüya (lucid dream) görenlerin, rüyalarının farkında olup içeriğini yönlendirebildiklerine dikkat çeken Alp, tekrarlayan rüyalar ve kabuslarınsa çözümlenmemiş psikolojik konuların bilinçaltımızdaki yansımaları olabildiğini aktardı.

‘UYKU SIRASINDA BEYNİN BELİRLİ BÖLGELERİ FARKLI ŞEKİLLERDE ÇALIŞARAK RÜYALARI OLUŞTURUYOR’

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, rüya görme mekanizmasının nasıl çalıştığını anlattı. Rüyaların, beynin uyku sırasında belirli bölgelerinin farklı düzeylerde çalışmasıyla ortaya çıktığını hatırlatan Alp, “Özellikle REM uykusunda, beyin sapı tarafından tetiklenen sinyaller, talamus aracılığıyla kortekse iletilir ve böylece canlı, hikâyesi olan rüyalar görmeye başlarız” diye konuştu. Bu süreçte amigdala ve hipokampus gibi duyguların ve hafızayı yöneten bölgelerin aktif, mantıklı düşünme ve karar verme ile ilgili prefrontal korteksin aktivitesinin ise azalmış olduğunu dile getiren Alp, “Bu yüzden rüyalarda genellikle mantık dışı olaylarla karşılaşır, gerçek hayatta pek mümkün olmayan senaryolar yaşayabiliriz” açıklamasını yaptı.

‘DUYGUSAL DURUMUMUZ VE BİLİNÇALTI DÜŞÜNCELERİMİZ RÜYALARIMIZI ŞEKİLLENDİRİYOR’

Rüyaların içeriğinin, günlük yaşantı, zihinde kalan olaylar ve bilinçaltında biriken düşüncelerle şekillendiğini aktaran Alp, “Gün içinde yaşadığımız duygusal yoğunluk, stres veya kaygılar, gece rüyalarımızda yeniden karşımıza çıkabilir. Örneğin, bir sınav stresi yaşayan kişi, rüyasında hazırlıksız bir şekilde sınava girdiğini görebilir. Bununla birlikte, uzun süredir bilinçaltında kalan travmatik anılar veya bastırılmış duygular da rüyalar aracılığıyla işlenebilir” ifadelerini kullandı. REM uykusu dışındaki evrelerde de rüya görmenin mümkün olduğuna dikkat çeken Alp, “Rüya görmek yalnızca REM uykusuna özgü değildir. NREM (Non-REM) evrelerinde de rüyalar oluşabilir, ancak bu rüyalar genellikle daha kısa, daha az görsel ve daha düşünsel bir yapıya sahiptir. REM rüyaları daha hareketli, hikâye gibi akan ve duygusal yönü güçlü rüyalar olurken, NREM rüyaları daha parçalı, daha az canlı ve genellikle düşünce akışına benzeyen içerikler barındırır” şeklinde konuştu.

‘RÜYALARI HATIRLAMAK ALIŞKANLIK MESELESİ’

Bazı insanlar rüyalarını daha net hatırlarken, bazılarının hiç hatırlamamasının kişisel beyin aktivitesiyle ilgili olduğunu açıklayan Alp, sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikle REM uykusundan hemen sonra uyanan kişiler rüyalarını daha net hatırlayabilir. Ancak prefrontal korteksin düşük aktivite seviyesinden dolayı rüyalar hızla unutulmaya meyillidir. Aynı zamanda rüya hatırlama alışkanlık meselesidir. Rüya günlüğü tutan veya rüyalarına dikkat eden kişiler, zamanla daha fazla rüya hatırlamaya başlar.”

‘BAZILARI RÜYALARINI YÖNLENDİREBİLİYOR’

Bilinçli rüya görme durumuna da değinen Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Lucid (bilinçli) rüya, kişinin rüya gördüğünün farkında olduğu ve hatta rüyanın içeriğini kısmen kontrol edebildiği özel bir rüya durumudur. Bu tür rüyalarda prefrontal korteksin normalden daha fazla aktif olduğu görülür, yani bilinçli düşünme süreci rüya sırasında devreye girer. Lucid rüya gören kişiler, rüyalarında belirli seçimler yapabilir, olayları yönlendirebilir ve bazen gerçek hayatta mümkün olmayan deneyimler yaşayabilir” dedi.

‘ÇÖZÜMLENMEMİŞ PSİKOLOJİK KONULAR TEKRARLAYAN RÜYALARA NEDEN OLABİLİYOR’

Kabuslarınsa genellikle bilinçaltında yer etmiş korkuların, kaygıların veya travmatik deneyimlerin bir yansıması olduğuna vurgu yapan Alp, “Özellikle stresli, kaygılı dönemlerde kabuslar daha sık görülebilir. Tekrarlayan rüyalar ise genellikle çözümlenmemiş psikolojik konulara işaret eder. Zihnimiz, anlamlandıramadığı veya başa çıkamadığı bir durumu rüyalar aracılığıyla tekrar tekrar işlemeye çalışır. Bu tür rüyalar, bilinçaltımızın bize önemli bir mesaj vermeye çalıştığını gösterir” ifadelerine yer verdi. Rüyaların, beynin gizemli dünyasına açılan pencereler olduğunu ifade eden Alp, “Günlük yaşantımız, duygularımız ve bilinçaltımız, uyku sırasında farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Rüyaların bilimsel açıdan nasıl işlediğini anlamak, hem psikolojimizin hem de beynimizin çalışma sistemini çözmemize yardımcı olabilir” diyerek sözlerini tamamladı.