Türk Dünyası’nın ortak su kaynaklarının geleceğine odaklanan ‘Türk Dünyası 1. Su Çalıştayı’, dün başladı. Afyonkarahisar’da üç gün sürecek çalıştayda, Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan ve KKTC’den akademisyenler, kurum temsilcileri ve su yönetimi alanında uzman isimler bir araya gelecek. ‘Su İçin Teknik Güç Birliği’ temasıyla düzenlenen çalıştay, açılış ve protokol konuşmalarıyla başladı. Organizasyon Komitesi Başkanı Prof. Dr. Cumali Kınacı, Semerkand Devlet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Halmuradov Rüstem İbragimovich, AFSÜ Rektörü Prof. Dr. Adem Aslan, AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş, Cezayir Cumhurbaşkanı Vekili Prof. Dr. Ahmet Mourad ve Vali Vekili Murat Büyükköse birer konuşma yaptı. Çalıştayın açılış sunumunu, Türkiye’nin su yatırımlarının mimarlarından biri olarak kabul edilen eski Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu gerçekleştirdi. ‘Suyun Önemi ve Türkiye’de Su Yatırımları’ başlıklı sunumunda Eroğlu, suyun stratejik önemine dikkat çekerek Türkiye’nin son yıllarda hayata geçirdiği büyük ölçekli su projelerini detaylarıyla anlattı. Eroğlu, suyun etkin yönetimi konusunda yapılan çalışmalar, yatırımlar ve gelecek döneme ilişkin planlamaları katılımcılarla paylaşırken, sürdürülebilir su politikalarının hem Türkiye hem de bölge ülkeleri açısından taşıdığı kritik öneme vurgu yaptı.
‘İNSANLIK TARİHİ BOYUNCA SU, YAŞAMIN VE MEDENİYETLERİN TEMEL KAYNAĞI OLMUŞTUR’
Eski Dünya Su Konseyi Guvernörü Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Türk Dünyası 1. Su Çalıştayı’nda yaptığı konuşmada, dünya nüfusunun son 50 yılda iki kat, su tüketiminin ise 4,5 kat arttığına dikkat çekerek, su kıtlığına vurgu yaptı. Eroğlu, dünyada suların yüzde 1’inin tatlı su olduğunu, kullanılabilir su miktarının kıtalara göre dağılımında farklılıklar gösterdiğini, 1,7 milyar insanın içme suyu sıkıntısı yaşadığını belirtti. Suyun insanlık için önemini anlatan Prof. Dr. Eroğlu, şunları söyledi: “İnsanlık tarihi boyunca su, yaşamın ve medeniyetlerin temel kaynağı olmuştur. İnsanlar su ihtiyaçlarını kolay karşılayabilmek için su kaynaklarının yakınlarına yerleşmiş; suyun varlığı hem toplumsal hem ekonomik gelişmeyi belirleyen en önemli unsurlardan biri olmuştur. İnsan vücudunun yüzde 60’ı, beynimizin yüzde 70’i ve kandaki plazmanın yüzde 90’ı sudan oluşmaktadır. Bu gerçek bile suyun insan yaşamındaki vazgeçilmez rolünü ortaya koymaktadır. Kutsal kitabımızda da ‘Biz her canlı şeyi sudan yarattık.’ Enbiya Suresi, 30. Ayet’te böyle buyrularak suyun hayatın özü olduğu vurgulanmaktadır. Dünya yüzeyinin üçte ikisi suyla kaplıdır. Ancak tüm suyun sadece yüzde 3’ü tatlı su olup bunun da çok küçük bir bölümü teknik ve ekonomik olarak kullanılabilir durumdadır. Dünya genelinde kullanılabilir tatlı su miktarı toplam suyun yalnızca yüzde 1’ine karşılık gelmektedir. Dolayısıyla suyu çok dikkatli kullanmamız gerekiyor. Suyun önemini vurgulamak istiyorum. Su varsa hayat var. Esasen su o kadar önemli bir madde ki; su yoksa hayat yok.
‘SUDA KITALAR ARASINDA BİR DENGESİZLİK MEVCUT’
Dünyada yaklaşık olarak 35 milyon kilometreküp tatlı su bulunuyor. Ancak bunun hepsini kullanamıyoruz. Kimisi yer altında, kimisi buzullarda. Tatlı suların 9 bin kilometre küpünü teknik ve ekonomik olarak kullanabiliriz. Bu miktar çok fazla bir miktar değil. Ancak dünyada yüzde 1 oranda sadece tatlı ve kullanılabilir su miktarı olmasına rağmen bunun kıtalara göre dağılımında çok farklılık gösteriyor. Dünyadaki kıtalara nüfus oranı ile su kaynağı oranı olarak baktığımız zaman Kuzey Amerika ve Güney Amerika bu açıdan zengin. Ama Afrika’da nüfus fazla fakat su oranı çok az ve Asya da nispeten öyle. Dolayısıyla suda kıtalar arasında bir dengesizlik mevcut. Özellikle Afrika’da ve dünyanın bazı yerlerinde 1,7 milyar insan içme suyu sıkıntısı yaşıyor.
‘SAĞLIKSIZ SU NEDENİYLE HER GÜN 25 BİN KİŞİ HASTALANIYOR’
Türkiye’nin Afrika açılımı var. Ben bakanken Afrika’ya, pek çok Afrika ülkesine gittiğim zaman bunu gördüm. Hakikaten oranın çok suya ihtiyacı var. Su kaynaklarının kıtalara göre dağılımı ile nüfus dağılımı arasında ciddi bir dengesizlik bulunmaktadır. Bu durum, dünya nüfusunun önemli bir bölümünün suya erişimde güçlüklere yol açmaktadır. Bugün dünya genelinde 1,7 milyar insan temiz içme suyuna ulaşmakta zorlanmakta; 400 milyon çocuk içecek temiz su bulamamaktadır. Sağlıksız su nedeniyle her gün yaklaşık 25 bin kişi hastalanmaktadır. Şunu unutmayın. Salgın hastalıkların yüzde doksanı sudan geçiyor. Dolayısıyla temiz, kafi miktarda su temini devletin en önemli vazifesidir, vecibesidir. Bunu özellikle vurgulamak istiyoruz. Nüfus ve su tüketimi sürekli artıyor. Son 50 yılda dünya nüfusu iki kat artarken, su tüketimi 4,5 kat artmıştır.
‘TÜRKİYE, YARI KURAK İKLİM KUŞAĞINDA YER ALAN BİR ÜLKE’
Türkiye yağışlar açısından zengin değil. Bir de bölgelerde, mevsimlerde de yağışlar arasında çok büyük bir değişiklik var. Bir de bölgelerde yağışlarda farklılık var. Sayın Cumhurbaşkanımız memleketi Rize’de yılda 250 santimetre yağış düşerken Konya’nın bazı yerlerinde 250 milimetre yağış düşmekte. Halbuki en büyük su ihtiyacı o bölgede. Dolayısıyla Türkiye’nin böyle bir durumu var. Herkes küresel iklim değişikliğinden bahsediyor. Ama küresel iklim değişikliğinden daha önemli olan şudur; belli yıllara göre kuraklıklar oluyor. Türkiye, yarı kurak iklim kuşağında yer alan bir ülkedir. Yağışlar bölgelere ve yıllara göre büyük farklılıklar göstermektedir.
‘TÜRKİYE’NİN YILLIK ORTALAMA YAĞIŞ MİKTARI 501 MİLYAR METREKÜP’
Örneğin; Karadeniz Bölgesi ile İç Anadolu Bölgesi arasındaki yıllık yağış farkı 10 katı bulmaktadır. Ortalama değerlere göre, ülkemizde her 7 yılda bir orta şiddette, her 19 yılda bir ise çok şiddetli kuraklık yaşandığı görülmektedir. Türkiye’nin yıllık ortalama yağış miktarı yaklaşık 501 milyar metreküptür. Bunun 112 milyar metreküpü kullanılabilir su potansiyeli olarak değerlendirilmektedir. Kullanılabilir suyun 44 milyar metreküpü, yüzde 77’si sulamada, 13 milyar metreküpü, yüzde 23’ü içme-kullanma ve sanayide kullanılmaktadır.
‘TASARRUFU YAPACAKSAK SULAMADA YAPACAĞIZ’
Suyumuzun büyük kısmını, yüzde 77’sini sulamada kullanıyoruz. Bu çok önemli. Cumhurbaşkanı Irak Özel Temsilcisiyim, onlara da söylüyorum. Diyorum ki ‘Bakın, siz suyunuzu, sulamada vahşi sulama suretiyle israf ediyorsunuz.’ ‘Su yok bize su verin’ diyorlar sürekli. Tamam verelim ama yani neticede siz de suyunuzu tasarlı kullanın. Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü olduğum zaman açık sulama sistemi kullanıyordu. Gelir gelmez ilk yaptığım bundan sonra açık sistem yasaklamak oldu. Kapalı boru sistemine; yağmurlama veya damlama sisteme geçtik. Şimdi eski projelerde buna göre yenileniyor. Tasarrufu yapacaksak sulamada yapacağız. Modern sulama sistemlerini bir an önce kurmamız gerekir. Kışın ve ilkbaharda yağan yağmurun biriktirilmesi lazım. Bu neyle mümkün? Barajlar ve göletlerle mümkün. Dolayısıyla Türkiye’de baraj yapılması, gölet yapılması teknik bir mecburiyettir. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Dolayısıyla biz buna hazırlık yaptık. Çünkü yağışlı zamanda suyumuzu biriktireceğiz, biriktirmemiz lazım. Yaptığınız baraj göletlerle suyu biriktiriyoruz. Kışın ve ilk bağırda biriktirdiğimiz suyu yazın sulamada, içme suyu olarak ve de her şeyde kullanıyoruz.
‘ÜLKEMİZDE BARAJ, GÖLET VE DİĞER DEPOLAMA TESİSLERİNİN YAPILMASI BİR ZORUNLULUK’
Yağışların büyük kısmı kış aylarında gerçekleşirken su tüketimi özellikle yaz aylarında artmaktadır. Bu nedenle ülkemizde baraj, gölet ve diğer depolama tesislerinin yapılması bir zorunluluktur. Türkiye genelinde bugüne kadar 716 baraj, 1001 gölet ve tersip bendi, 1633 sulama tesisi, 302 içme suyu tesisi ve 5 bin 395 taşkın koruma tesisi inşa edilmiştir. Bu yatırımlar sayesinde ülkemizin su depolama kapasitesi 200 milyar metreküpün üzerine çıkarılmıştır. Ayrıca dünyanın sayılı barajlarından olan ve 275 metre yüksekliğiyle Avrupa’nın en yüksek barajı unvanını taşıyan tesisler de ülkemizde inşa edilmiştir. Bir diğer önemli proje olan İstanbul’un 2071’e kadar su ihtiyacını karşılayacak Melen Projesi de Türkiye’nin en kritik altyapı yatırımları arasında yer almaktadır. Ankara’nın 2050 yılına kadar içme suyu ihtiyacı ise Gerede Sistemi ile güvence altına alınmıştır. KKTC’ye su temin eden ve deniz geçişiyle dünyada ilk olan proje kapsamında Alaköprü Barajı ve Geçitköy Barajı arasında 80 kilometre uzunluğunda, deniz yüzeyinin 250 metre altında askıda boru hattı inşa edilmiştir. Bu sistem 17 Ekim 2015 tarihinde hizmete alınmıştır.
‘HEDEFİ OLMAYAN MİLLETLER TARİH SAHNESİNDEN SİLİNİR’
Sayın Cumhurbaşkanımız biliyorsunuz bu yüzyılı, ‘Türkiye Yüzyılı’ olarak ilan etti. Türkiye’nin bahtı açık. Biz çok daha birlikte çok daha büyüyeceğiz. Küresel bir güç olacağız. Zaten bizim hedeflerimiz var. Hedefi olmayan milletler tarih sahnesinden silinir. Hedef 2053; İstanbul’un Fethi’nin yıl dönümü. Hedef 2071; Malazgirt Zaferi’nin yıl dönümü. Hedef 2099; Osmanlı Devleti’nin kuruluşunun yıl dönümü. Üç tane büyük hedef var. Dolayısıyla bu asra ‘Türkiye Asrı, Türkiye Yüzyılı’ diyoruz. Bizler, Türk dünyası bu asra mührünü vuracaktır. Ona göre hazırlık yapın. Hepimiz çalışacağız. Gece gündüz çalışacağız. Bayraklarımızı daha da ileri taşıyacağız.
‘TÜRKİYE’NİN 28 MİLYON HEKTARLIK EKİLEBİLİR ALANI BULUNUYOR’
Tarım alanları açısından Türkiye’nin 28 milyon hektarlık ekilebilir alanı bulunmaktadır. Bunun 8,5 milyon hektarı ekonomik olarak sulanabilir durumdadır. Bu alanın yüzde 79’una karşılık gelen 6,72 milyon hektarlık bölümünde sulama hizmeti sağlanmaktadır. 2003 yılından itibaren modern sulama sistemlerine geçilmesiyle büyük ölçüde su tasarrufu elde edilmiştir. Sulanan arazilerde ürün verimi 3 ila 14 kat artmakta; toprak değerleri 5 ila 10 kat yükselmektedir. GAP kapsamında açılan ana kanallar sayesinde Türkiye’nin en uzun yapay nehri olan ve Şanlıurfa’dan Mardin’e kadar uzanan 221 kilometrelik sulama hattı hayata geçirilmiştir.
‘TÜRKİYE, YENİLENEBİLİR ENERJİ KURULU GÜCÜNDE AVRUPA’DA 5.’
Enerji alanında ise Türkiye’nin toplam kurulu gücü 2024 yılı sonunda 116 bin megawattı aşmıştır. 2003 yılına göre kurulu güç 3,6 kat artmıştır. Mevcut kapasitenin yüzde 64’ü yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşmakta olup Türkiye, yenilenebilir enerji kurulu gücünde Avrupa’da 5’inci, dünyada 12’nci sıradadır. Hidroelektrik enerji üretimi ise 2003’te 26 milyar kilowatt saat iken 2024’te 112 milyar kilowatt saata ulaşmıştır.
‘AKARÇAY GİBİ BİRÇOK ALAN, BAŞARILI ISLAH PROJELERİYLE YENİ BİR GÖRÜNÜME KAVUŞTU’
Taşkın koruma çalışmaları kapsamında inşa edilen 5 bin 395 tesisten 4,5 milyon dekar alan taşkınlardan korunmuştur. Bu çalışmalar şehirlerin estetik dokusunu iyileştirmekte ve can güvenliğini sağlamaktadır. Trabzon Solaklı Vadisi, Rize Fırtına Deresi, Afyonkarahisar Akarçay gibi birçok alan, başarılı ıslah projeleriyle yeni bir görünüme kavuşmuştur. Atıksu arıtma tesisleri de çevre koruma çalışmalarının en önemli başlıklarından biridir. Türkiye’de atıksu arıtma tesisi sayısı 2003’te 145 iken bugün 1170’e yükselmiştir. Böylece atıksu arıtma hizmeti verilen nüfus yüzde 35’ten yüzde 89’a çıkarılmıştır. Afyonkarahisar’da arıtılmış suyla 9 bin 50 dekar alan sulanmaktadır.”

