Afyonşehir Web TV’de yayımlanan ‘Engelsiz Şehir Programı’nın sunucusu Öznur Kırman, Afyon Kocatepe Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Engelsiz Kocatepe Topluluğu Başkanı Prof. Dr. Yücel Ocak’ı ağırladı. Engelsiz Şehir Programında Kırman’ın sorduğu sorulara Prof. Dr. Ocak’ın verdiği yanıtlar şöyle:
PROF. DR. YÜCEL OCAK KİMDİR?
Yücel Ocak, Afyon doğumlu ama çok küçük yaşlardan itibaren Kütahya’da büyümüş. Hatta bir çok insan beni Kütahyalı bilir. Afyon’a geldikten sonra bile siz ‘Kütahyalı değil miydiniz’ laflarını duydum. Üniversite hayatımı Gazi Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde tamamladım. Sonra akademik hayatıma Fırat Üniversitesi’nde başladım. Orada 10 yıl görev yaptım. Üniversite futbol takımınıPTT Süper Lige çıkardık. Hayatım boyunca gençlere inanan bir insanım, onlara güvenen, onlarla çalışmayı seven bir insanım. Dolayısıyla herkese nasip olmayacak bir şey; okuduğum okulda hocalık yaptım. Gazi Üniversitesine geri döndüm ve görev yaptım.
NE ZAMANDIR BEDEN EĞİTİMİ SPOR YÜKSEK OKULU’NDA GÖREVLİSİNİZ?
Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulu 2003 yılında kuruldu. Burada değerli hocalarımız, arkadaşlarımız, ‘gelir misin bize destek verir misin’ dediklerinde memleketimize gelelim, çalışalım burayı düzene koyalım geri döneriz demiştik. 2002 yılından bugüne kadar burada kaldık. Burada birimle beraber büyüdük. Beden Eğitimi Spor Öğretmenliği ile başlayan okulumuzda s antrenörlük ve rekreasyon bölümlerini açtık. Yaklaşık 6 yıl kadarda öncede Spor Bilimleri Fakültesine dönüştük. Şu anda 3 bölümümüz var. Yaklaşık 600’ün üzerinde öğrencimiz var. Gurur duyduğumuz, onur duyduğumuz bu süreç içerisinde 2003’ten bugüne kadar 1000’in üzerinde mezun verdik.”
BEDEN EĞİTİMİ SPOR YÜKSEK OKULUNDA KAÇ BÖLÜM VAR?
Beden eğitimi öğretmenliği bölümümüz var. Onların temel mantalitesi öğretmen yetiştirmek. Bir öğretmen iyi bir antrenördür, her zaman bunu savunuruz. Antrenörlük bölümümüz var. Çeşitli spor branşlarında ilgili uzmanlıklarını alarak antrenörler yetişiyor. Birde rekreasyon eğitimi bölümümüz var. Rekreasyon eğitimi bizim ülkemizde çok ihmal edilen bir konu. Zamanı çok kötü kullanan bir toplumuz. Rekreasyonun amacı boş zamanları düzenli kullanabilmek, boş zamanlarında iyi etkinlik yapabilmektir. Bir otele gittiğimiz zaman oradaki animatörler bizim rekreasyon öğrencilerimizdir. Herhangi bir düğünde, bir nişanda o organizasyonları yapanlar yine bizim öğrencilerimiz. Böyle insanların zamanını iyi kullanabilmekte, güzel etkinlikler yapması noktasında biz bu öğrencileri yetiştiriyoruz. Bu öğrencilerimizde antrenör olabiliyorlar, pedagojik formasyon aldığında öğretmen olabiliyorlar. Çok yönlü bir şey ve biz burada şunun üzerinde çok duruyoruz.
SIRADAN BİR İNSAN NASIL SPOR YAPMALI?
Kaliteli ve sağlıklı yaşam için egzersizin önemi. Şimdi bizim toplumumuzda genellikle şöyle bir algı var. İşte spor dediğimiz zaman performans sporu aklımıza geliyor. Ülkemize baktığında burada 1 milyon insan içerisinde kaç kişi performans sporcusu, çok azınlıkta ama biz bu 1 milyon insanın sağlıklı ve kaliteli yaşaması için egzersizi yaptırmak zorundayız. Egzersizi bir yaşam biçimi olarak hayatın içine sokmak zorundayız. Yani bugün teknolojik gelişmeleri yaşayan bir ülkeyiz ve teknolojiyi biz kötü kullanan bir milletiz. Teknolojik gelişmeler bizi doğal olarak da hareketsizliğe itti. Daha çok hareketsizliğe itti. İşte evdeki hanımların kullandığı teknolojik gelişmeler akıllı süpürgeler asansörler maalesef televizyon ve bilgisayar… Devamlı oturan devamlı hareket etmeyen insanız. Toplum olarak baktığımız zamanda eklem sorunları yaşayan; bel, boyun fıtığı herkeste var. Artık skolyoz gibi omurga problemlerini çok yaşayan bir insanlar oldu. Toplumda ve çok genç yaşlarda çok fazla polikliniğe giden insanlar oldu.
İNSANLARIN SAĞLIĞI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
Bizim ülkemizde çok büyük hastaneler yapılıyor. Ne kadar büyüğünü yaparsak yapalım hepsi çok dolu, çünkü biz sağlıksız bir toplumuz, çünkü hareket etmeyi bilmiyoruz. Sportif hareketleri tanımlıyorum, üç sebepten dolayı yapıyoruz. Bir tanesi amaca ulaşmak için, performans sporcusu olabilmek için veya spor bilimleri fakültesine girebilmek için, oraya ulaşınca da bunu bırakıyoruz. İkincisi hekim dediği için yapıyoruz. Ağrılarımız problemlerimiz oluyor. Onlardan kurtulunca da onu bırakıyoruz. Birde desinler diye yapıyoruz. İşte ben arkadaşımla şu fitness salonuna gidiyorum. Pilatese gidiyorum. Gün içerisinde 3 öğün yemek yemek zorundayız. En azından 1 öğün yiyoruz. 2 öğün yiyoruz. Haftada en az 3 kez bizim egzersiz yapmamız lazım. Dünyanın en ucuz ve yan etkisi olmayan bir tek ilacı var, oda egzersiz.
BEDEN EĞİTİMİ SPOR YÜKSEK OKULUNDA ENGELLİ ÖĞRENCİNİZ VAR MI?
Engelli öğrencilerimiz var. Diğer fakültelerde de var. Şu anda antrenörlük bölümünde öğrencilerimiz var. Bunların içerisinde kısmi görme engellisi olan kısmi fiziksel engellisi olan öğrencilerimiz var. Biz geçtiğimiz yıl merkezi sisteme geçtik. Spor Bilimleri Fakülteleri aynı tarihte 23 merkezde sınavları yapıldı. Adaylar tercihleri yaparken burada sınava girdi. İstanbul’u tercih etti. Ankara’yı tercih etti. 23 tane tercih yapabildi. YÖK’ün zaten kontenjanı var. Örneğin; öğrenci kontenjanımız 40. Bu 40’ın içerisinde 5 tane engelli kontenjanımız var. Engelli adaylarımız için kontenjanlarımız var.
BEDEN EĞİTİMİ SPOR YÜKSEK OKULUNUN SPOR TESİSLERİ HAKKINDA NELER SÖYLERSİNİZ?
Spor tesisleri olarak Türkiye’de 120’nin üzerinde, spor bilimlerinin içerisinde ilk 10’a girecek tesislere sahip bir okuluz. Bu konuda hem üniversite yönetimimize hem ilimizin idarecilerine teşekkür etmek istiyorum. Güçlü tesislere sahibiz. Bu tesislerin içerisinde de engelli bireylerin eğitimlerini devam ettirebilmeleri için, eğitim öğretimlerini alabilmeleri için spor bilimleri fakültesi ve tüm üniversitenin tüm fakültelerinde büyük bir hassasiyet gösteriyoruz. Yaklaşık 15 yıl önce oluşturduğumuz Engelsiz Kocatepe topluluğumuz var. Bu topluluğun oluşmasında da yine YÖK’ün bir etkinliği oldu. Türkiye’deki tüm üniversitelerde rektörlüğe bağlı bir engelsiz birimler var. Bu birimler; bir rektör yardımcısı bir öğrencinin üniversitedeki yaşamına dokunacak bilimlerin örneğin, yapı işleri sağlık kültür spor daire başkanlığı gibi birimlerin yöneticilerin içinde bulunduğu bir birim var. Bu birim kurulduktan sonra diğer üniversitelerde de var olduğunu gördük.
BEDEN EĞİTİMİ SPOR YÜKSEK OKULU İÇİN GEREKLİ DESTEKLER VERİLİYOR MU?
Özellikle Afyon Kocatepe Üniversitesi bu konuda belirli bir mesafe kat etmişti. O dönemlerde biz onlardan bu desteği aldık, bir topluluk oluşturduk. Mehmet Karakaş rektörümüz öğrenci topluluklarına öğrenci merkezli eğitim öğretim modelini çok önemsiyor. 55 tane topluluk 40 tane kulüp barındırıyor. 10 binin üzerinde üyesi var. Bu toplulukların eğitim öğretimin başlangıcında ve yıl sonu yaptığımız AKÜ FEST gibi etkinliklerde çok ciddi faaliyetlerde bulunuyorlar.
ENGELSİZ KOCATEPE TOPLULUĞU’NUN AMACI NEDİR?
Engelsiz Kocatepe Topluluğu’nun amacı üniversitemizde bir engellilikle ilgili farkındalık oluşturması. Üniversitemize gelen farklı engel gruplarındaki öğrencilerimizin eğitim öğretimlerini kaliteli bir şekilde yapılmasına destek verilmesi, bu öğrencilerimizin kampüs içerisinde veya şehrimizde yaşamlarını kaliteli bir şekilde devam ettirebilmelerini, bunların sosyal kültürel sportif olarak hayatın içerisine katılabilmeleri noktasında bir amaçla bu topluluğu kurduk. Sosyal ve kültürel etkinliklerde bulunsun, bir birey olarak nasıl yaşamak istiyorsa dışarıda yaşasın. Yaşamasına biz destek verelim. Engel hiçbir zaman onların egzersiz veya spor yapmasına engel değildir. En önemli faaliyetlerimiz farkındalık oluşturabilmek.Empati yaptığımız zaman daha kolay anlıyoruz. Onun ne hissettiğini anlarsak ona daha faydalı olabiliriz.
ENGELLİ İNSANLARA BAKIŞINIZ NEDİR?
Bizim o insanlara acıma gibi bir hakkımız yok. Bizim o insanlara yardım etme zorunluluğumuz var. Bir örnekle ifade edeyim. Afyonumuzun değerli bir insan ve atletizm sporcusu Münevvere Yılmaz var. Münevvere bizim evladımız. Münevvere ailesi, onun bu problemi ile karşılaştığı zaman dünyaları yıkılmıştı. Kendileride bunu sürekli ifade ediyorlar. Bu çıkmazın, bu baskının altında Münevvere’nin bir çok annenin sağlıklı bir çok anne babanın hayatında yaşayamayacağı duyguları yaşıyorlar. Dünya şampiyonu oluyor. Olimpiyat şampiyonu oluyor. Şimdi her insan çalışarak doktor olabilir. Her insan avukat, mühendis olabilir. Ama sporcu sanatçı olamaz. Bu çok özel bir şeydir. Bu yeteneğin olması böyle bir gurur yaşıyorlar. Aileside bunu söylüyor. ‘Dünyamız yıkılmışken bugün dünyamız çok şen tanınan bir kişi oldu.’ Bugün herkes onunla gurur duyuyor. Münevvere ile ailesi en çok gurur duyuyor.
SON OLARAK NELER SÖYLEMEK İSTERSİNİZ?
Engelli evlatlarımız bizim utanacağımız kaygı duyacağımız insanlar değil. Hepsinin yapabilecekleri gurur duyacağımız şeyler var. Bırakın müsaade edin hepsinin özel yetenekleri becerileri var. Onları ortaya çıkaralım. Onların böyle daha mutlu yaşamalarına fırsat verelim. Şehrimizi biz yaşanılır hale getirmeliyiz. Görme engelli kardeşlerimizin meslek edinmesi noktasında onlara biz masaj kursu masörlük ve masaj kursları açmıştık. Geçmiş dönemlerde buradan bu belgeyi alan arkadaşlarımızdan Antalya’ya gidip çalışan hayatını idame eden kardeşlerimiz oldu. Bizi çok mutlu etti. Yine biz böyle bir kurs planlıyoruz. Biz bu eğitimleri veriyoruz. Bu eğitimlerde çok başarılı oluyorlar.”

