Ana Sayfa Arama Video
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

‘Gençler, günümüzde ekonomik şartlardan dolayı evlenemiyor’

İYİ Parti İl Başkanı Mısırlıoğlu, düğün sezonu olmasına rağmen ekonomik şartlardan dolayı Afyon’da yapılan düğün sayılarının azaldığını ve günümüz koşullarında gençlerin evlenemediğini belirtti: “Gençler, günümüzde ekonomik şartlardan dolayı evlenemiyor. İnsanlar düğünleri falan artık unuttu ya da hemen 1-2 saatlik nikah programı ayarlıyor.”

İYİ Parti İl Başkanı Mısırlıoğlu, düğün sezonu olmasına rağmen ekonomik

İYİ Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Muhammet Mısırlıoğlu, haftalık olarak düzenlediği basın toplantısında ulusal ve yerel gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Parti binasındaki basın toplantısına Muharrem ayını tebrik ederek başlayan Mısırlıoğlu, daha sonra partisinin Sultandağı’nda gerçekleştirdiği bir dizi ziyarette karşılaştıkları sorunları anlattı. Gündemi değerlendiren Mısırlıoğlu, düğün sezonu olmasına rağmen ekonomik şartlardan dolayı Afyon’da yapılan düğün sayılarının azaldığını ve günümüz koşullarında gençlerin evlenemediğini belirtti. Mısırlıoğlu, “Vatandaşlar, ‘Oğlumu evlendirecektim. Kızımı nişanlayacaktım. Torunumun sünneti vardı. Bunlar kaldı, yapamıyoruz’ diyor. Altıncı ay bitiyor. Yedinci aya giriyoruz. Sünnet düğünlerinin yoğunlukla yaşandığı aylardayız. Sünnet düğünü konvoyu gören var mı? Birkaç zenginin otellerde yaptığı düğün konvoylarının haricinde sokak aralarında düğün gören var mı? Biz siyasetçiyiz. Bu aylarda bize gelen davetiyeler inanın böyle yığılırdı. Hangisine gideceğimizi şaşırırdık. Şimdi girin bakın masamızın üstünde 3-4 tane düğün davetiyesi. Afyon’un 18 ilçesinde, 422 köyünde, 42 beldesinde, 440 mahallesinde elimize geçen davetiye sayısı onu geçmez. Her yerde teşkilatımız var. 750 bin nüfusta bize ulaşan davetiye sayısı onu geçmiyor. Gençler, günümüzde ekonomik şartlardan dolayı evlenemiyor. İnsanlar düğünleri falan artık unuttu ya da hemen 1-2 saatlik nikah programı ayarlıyor. Ondan sonra orada bir nikah şekeri dağıtılıyor. Gelin ve damat evine gidiyor. Aileler de evlerine gidiyor, bitiyor iş. Yani insanlar artık nereden kısarız, nereden büzeriz diye düşünüyor” diye konuştu.

 ‘EV KURMAK İÇİN SERVET LAZIM SERVET’

Düğün maliyetlerinin yanında çeyiz ve ev kurma masraflarının da oldukça yüksek olduğuna dikkat çeken Mısırlıoğlu, bunların yapılabilmesi için bir servetin gerekli olduğunu kaydetti. Mısırlıoğlu, “Evlenmekle, nikah kıymakla bu işte daha bitmiyor. Bunların daha ev eşyaları alınacak. Bugün bir gelinin çeyizini düzmek çok maliyetli. Bırakın altını, takıyı falan bakın bunlara hiç girmeyeceğim, takım falan hiç önemli değil. Bir ev için bir eş, bir kadınla bir erkeğin birleşerek kurdukları yuvada çay kaşığından tutun cezveye kadar her şeye ihtiyaç. Sıfırdan bir ev düzüyorsunuz. Çamaşır makinesini, bulaşık makinesini, buzdolabını, televizyonu alacaksınız. Bunlar hayatın olağan akışında evin kurulmasında ihtiyaç olan malzemeler. Bunlar yok ya. Bunları almak için servet lazım servet. Ya ev, dam, arazi satmanız lazım ya da vallahi billahi bankadan kredi alacaksınız o krediyi de ödeyecek geliriniz olması lazım. O da yok” ifadelerini kullandı.

‘AFYONKARAHİSAR’IN EN BÜYÜK EMLAKÇISI İCRA MÜDÜRLÜKLERİ, İCRA DAİRELERİ’

Türkiye’de bankaların en büyük gayrimenkul zengini, icra müdürlüklerinin de en büyük emlakçı olduğunu dile getiren Mısırlıoğlu, şöyle devam etti: “Şimdi Türkiye’de bankalar en büyük gayrimenkul zengini. İcra müdürlükleri, Türkiye’nin en büyük emlakçısı biliyor musunuz? Afyonkarahisar ve ilçelerindeki emlakçıları toplayın, satış ilanlarını toplayın, bir de Afyonkarahisar ve ilçelerindeki icra müdürlüklerinin satış ilanlarına bakın; Afyonkarahisar’ın en büyük emlakçısı icra müdürlükleri, icra daireleri. Afyon’un en büyük gayrimenkul zengini kim? İlçeleriyle beraber bankalar ve banka şubeleri. Bankadan sicilinden dolayı kredi kullanamayan vatandaşların haraç mezat hayatını kurtarmak, işini, istihdamını sağlamak için tefecilerin kucağına düşmüş, evini, damını, arabasını, atını ipotek vermiş ama borcunu ödeyememiş bir de onunla ilgili bir sürü muvazaalı davalar var. Bunları hiç kimse ne görüyor, ne konuşuyor, ne de dillendiriyor. Hayatın gerçeği bu. Çıkın sokağa bakın, borçsuz, en azından kredi kartı borcu olmayan kimseyi bulamazsınız. Varsa da artık bankalardan dolayı sicili patlamıştır. Herhangi bir banka ona kart vermiyordur. Onun için de onun borcu yoktur. Vardır da takiptedir, artık oradan, buradan 800’lü, 850’li numaralardan, bilinmeyen numaralardan falan taciz ediliyordur; borcunuzu gelin ödeyin veya varlık şirketlerine devredilmiştir diye.”

‘VATANDAŞI BUNALIMA, İNTİHARA SÜRÜKLEYEN BİR SİSTEMİ AKP MİLLETİMİZE KAZANDIRMIŞ OLDU’

Varlık şirketlerinin modern çağın mafyası olduğunu belirten Mısırlıoğlu, bu şirketlerin vatandaşları bunalıma ve intihara sürükleyen sistemin bir parçası olduğunu savundu. Mısırlıoğlu, “Şimdi AKP ile beraber modern çağın mafyası varlık şirketleri. AKP ne yapıyor? Bankalara veya icra dairelerindeki borçları alamayınca tahsilat sıkıntısına girince kurumlar ne yapıyor? AKP’li zenginlerin ve değnekçi diye tabir ettiğimiz adamların kurduğu varlık şirketlerine o dosyayı devrediyor. Diyelim ki Muhammet Mısırlıoğlu’nun 10 bin lira borcu var. Kurum, bunu üç bin liraya bunu varlık şirketine satıyor. Ondan sonra Muhammet Mısırlıoğlu’yla kurumun arasında hiçbir bağ kalmıyor. Varlık fonu durmadan Muhammet Mısırlıoğlu arıyorlar ve ‘Gelin şu 10 bin liralık dosyanız bugünkü faiz oranlarıyla 25 bine çıkmış. Biz size de bir güzellik yapalım’ diyorlar. 3 bin liraya aldıkları dosyayı bir zahmet 33 bin liraya biz sana iyilik de edelim kapat diye aba altından soba göstererek, anadan, babadan zilyetten sana geçen miraslarına haciz üst üste yazılar göndererek tapu dairelerine, adeta vatandaşı bunalıma, intihara sürükleyen bir sistemi AKP milletimize kazandırmış oldu. Bugün milletin bu halinden hiç bahsetmeyenler Türkiye’yi güllük gülistanlık gösteriyor” şeklinde konuştu.

‘ÇİFTÇİ BİR LİTRE MAZOT ALABİLMEK İÇİN 5 KİLOGRAM BUĞDAY SATMAK ZORUNDA’

Tarım sektöründe yaşanan sıkıntıları ve sorunları da değerlendiren Mısırlıoğlu, yükselen akaryakıt ve mazot fiyatlarından dolayı çiftçilerin zarar ettiğini belirtti. Çiftçilerin gelirlerinin giderlerini karışılamadığını kaydeden Mısırlıoğlu, Ukrayna’dan yapılan buğday ihracatının yerli üreticiyi zor duruma düşürdüğünü söyledi. Mısırlıoğlu, “Buğdayın kilogram alım fiyatı bölgemizde ortalama 11-11,5 TL. Bir litre mazot 57,5 TL. Çiftçi bir litre mazot alabilmek için 5 kilogram buğday satmak zorunda. Bu sürdürülebilir bir durum değil. Girdi maliyetleri yüksek, satış fiyatı düşük. Bir dönüm tarladan ortalama 200 kilogram buğday alan çiftçinin eline 2500 lira geçiyor. Ama o dönümün maliyeti 3000-3500 lirayı buluyor. Çiftçi artık zarar ederek üretim yapıyor. Hükümet, Ukrayna’dan buğday ithal edip yerli çiftçiyi yalnız bırakıyor” dedi.

‘EMEKLİMİZ AÇLIK SINIRININ TAM YARISI KADAR BİR GELİRE SAHİP’

Mısırlıoğlu, basın toplantısında yaptığı değerlendirmenin devamında şunları söyledi: “Geldiğimiz noktada bizim emeklimiz açlık sınırının tam yarısı kadar bir gelire sahip. Bakın, yoksulluk sınırı demiyorum. Açlık sınırının tam yarısı. Bugünlerde enflasyon farkı adı altında emeklilerin ve memurların maaşlarına bir zam yapılacak. En düşük 14 bin 500 yüz lira maaş alan bir memur emeklisi, yapılması planlanan 2025 yılının ilk 6 ayında yüzde 16,5’lik bir enflasyon zammıyla beraber 16 bin 965 liraya çıkacak. Yuvarlarsak 17 bin lira. Açlık sınırı ise 27 bin 500 lira. Emeklilerin en düşük emekli maaşının geldiği noktaya bakalım. 2002 yılında bir emekli 8 çeyrek altın alıyormuş. Bunlar gerçek veriler. 2023 yılında 3 çeyrek altın alıyormuş. 2023 yılına göre yapılmış bu araştırma. Kayıp olan 5 çeyrek altın. 2002 yılında 57 kilogram dana kıyma alıyormuş. 2023 yılında 24 kilograma düşmüş. 33 kilogram dana kıyma kaybı var. 2002 yılında 1.285 simit alırken, 964’e düşmüş. 321 kaybı var. Şimdi adamlar, bunların hepsini görüyorlar, biliyorlar. Ama maalesef üç maymunu oynuyorlar. Gerçekleri söyleyeceğiz. Çünkü Türk milletinin bir sorumlu ferdi olarak, siyasetçisi olarak bu ne tek başına İYİ Partinin sorunudur, ne de tek başına diğer partilerin sorunudur. Bir sorumlu muhalefet anlayışı gereğiyle buradan halkımızın, milletimizin gündemini, durumunu anlatmak mecburiyetindeyiz. Bunları anlatıyoruz.

‘ÇOCUKLARIMIZA SAHİP ÇIKMAMIZ LAZIM’

İstanbul Bahçelievler’de Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı bir Kuran kursunda 17 tane çocuk cinsel istismara uğramış. Bunu sokaktaki vatandaş söylüyor ve diyor ki ‘Okullar kapandı. Bu yoksul kesim çocuklarını orada, burada kötü alışkanlıklara bulaşmasınlar diye devletin himayesindeki Kuran kurslarına çocuğunu kaydettiriyor.’ Sorumlu kişiler tutuklandı. Bu sadece bir örnek. 2024 yılının ilk 6 ayında 31 tane çocuk ne olduğu bilinmeden intihar etmiş. 2024 yılında 26 bin çocuğa Türkiye genelinde cinsel istismar uygulanmış bu kurumlarda. Ben bu bilgilere ulaştım. Bunlar resmi bilgiler. Allah aşkına dindar nesil derken sapık bir nesil çıktı ortaya. Bu millet çocuğunu size emanet etmekten bile artık imtina eder, korkar duruma geldi. Ben buradan tüm hemşehrilerime sesleniyorum. Her biriniz bir devletin müfettişi gibi mahallenizdeki camiye gidin, oturun. O çocukları orada Kuran öğrenirken takip edin. Kuran kursuna gidin oturun. Artık durum buna geldi. Bunlar emanet edilen çocuğa sahip çıkamıyorlar. Afyon Emniyeti düzenlediği operasyonla peçeteye emdirilmiş uyuşturucu madde satışı yapan 3 kişiyi yakaladı. Şu an adli süreç devam ediyor. Durum bu kadar vahim. Yaz tatilinin gelmesiyle birlikte artık hepimiz teyakkuz halinde olmamız lazım. Çocuklarımıza sahip çıkmamız lazım. Çocuklar bizim ülkemizin ve bizlerin geleceği.”