Toz haline getirilmiş, özel olarak gölgede yetiştirilen çay yapraklarından üretilen matcha, klasik yeşil çaylardan hem tat hem de içerik bakımından ayrılıyor. Yoğun aroması nedeniyle ilk kez deneyenlerin bir kısmı, tadını hafifçe “topraksı” ya da “bitkisel” olarak tanımlarken; bazıları, alışılmadık yoğunluğu nedeniyle “hafif kınaya benzer bir tat” hissettiklerini dile getiriyor.
Uzmanlara göre bu farklılık, matcha’nın yüksek klorofil içeriği ve aminoasit zenginliğinden kaynaklanıyor. Japonya’da meditasyon ve çay seremonilerinin vazgeçilmez bir parçası olan matcha, batıda ise genellikle latte, dondurma, kek gibi çeşitli tariflerde kullanılmaya başlandı.
Türkiye’de özellikle gençler arasında yaygınlaşmaya başlayan matcha, kafelerin menülerinde yer bulurken, sosyal medyada da sıklıkla karşılaşılan bir trend haline geldi.
Gelenekten günümüze uzanıyor: Matcha, farklı tadıyla merak uyandırıyor
Son zamanlarda Türkiye’de de tüketimi artan ve özellikle sağlıklı yaşamla ilgilenenler arasında popülerlik kazanan matcha çayı, farklı tadı ve hazırlama ritüeliyle dikkat çekiyor. Japon kültürünün bin yıllık bir geleneği olan bu özel yeşil çay, artık Türk tüketicisinin de radarında.

