Ana Sayfa Arama Video
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Olgun: PKK’nın tüm unsurlarıyla silah bırakmasının garantisi yok

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Afyon Milletvekili Olgun, TBMM’de hazırlanan ‘Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ raporunu hukuki ve siyasi belirsizlikler içerdiğini gerekçe göstererek eleştirdi.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Afyon Milletvekili Olgun, TBMM’de

Olgun, raporda PKK’nın tüm unsurlarıyla silah bırakmasının garanti altına alınmadığını ve önerilerin somut olmaktan uzak olduğunu vurguladı.
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Afyon Milletvekili Hakan Şeref Olgun, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) hazırlanan ‘Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ raporuna ilişkin sert eleştirilerde bulundu. Olgun, hem sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada hem de Meclis kürsüsündeki konuşmasında raporun hukuki ve siyasi açıdan ciddi belirsizlikler içerdiğini ileri sürdü. Olgun, sosyal medya paylaşımında, “Türkiye Büyük Millet Meclisi de alet edilerek açıklanan raporda; üniter devlet yapısı, toprak bütünlüğü, Türkçe’nin resmî dil statüsü ve laik Cumhuriyet ilkesi gibi ortak temel değerlerimizin dibine dinamit döşeyerek yok edecek uygulamalar için yol yapılmaya çalışılmaktır. PKK’nın ‘tüm unsurlarıyla’ silah bırakması ne demektir. Suriye’de, Irak’ta, İran’daki uzantılar da dahil midir? Bu konuda açık bir garanti var mıdır? Özetle; hukuki belirlilik yoktur! Güven veren bir netlik yoktur! Türkiye’nin ihtiyacı yeni metinler değil; hukuka sadakat, devlete ciddiyet, millete karşı şeffaflıktır” ifadelerini kullandı.
SOMUT ÖNERİLERDEN YOKSUN RAPORDA MUĞLAK İFADELER BULUNUYOR
Meclisbünyesinde hazırlanan raporun kamuoyuna “Ballandıra ballandıra” sunulduğunu ifade eden Olgun, metnin somut önerilerden yoksun ve muğlak ifadelerle kaleme alındığını öne sürdü. Raporda yer alan düzenlemelerin, Türkiye’nin üniter devlet yapısı, toprak bütünlüğü, Türkçenin resmî dil statüsü ve laik Cumhuriyet ilkesi gibi temel değerleri zedeleyebilecek uygulamalara zemin hazırladığını iddia etti.Olgun, Meclis konuşmasında özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması konusunda yeni bir anayasa ihtiyacından söz edilmesini eleştirdi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması için yeni bir anayasa gerekliliği iddiasının “Milletle alay etmek” anlamına geldiğini savunan Olgun, mevcut anayasanın 66. maddesinin vatandaşlık tanımını açık biçimde düzenlediğini belirtti.Anayasa’daki vatandaşlık tanımının etnik bir vurgu içermediğini, aksine tüm farklılıkları anayasal vatandaşlık çatısı altında birleştiren kapsayıcı bir düzenleme olduğunu vurgulayan Olgun, şunları söyledi:
‘YENİ BİR ANAYASA İHTİYACINDAN SÖZ EDİLMESİ MİLLETLE ALAY ETMEKTEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR’
“Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde hazırlanan Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu olarak adlandırılan komisyonun raporu açıklandı. Ancak metin dikkatle incelendiğinde ciddi hukuki ve siyasi belirsizlikler barındırdığı, tamamen muğlak ifadelerden ibaret olduğu, hiçbir somut öneri ve sonucun bulunmadığı görülmektedir. Öncelikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması konusunda yeni bir Anayasa ihtiyacından söz edilmesi milletle alay etmekten başka bir şey değildir. Anayasanın 66. maddesi son derece açıktır. Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür. Bu yüküm etnik bir tanım değil, anayasal bir vatandaşlık tanımıdır. Vatandaşlık bağı üzerinden kurulan bu tanım, etnik köken, dil, din veya mezhep farklılıklarını dışlayan değil hepsini anayasal vatandaşlık çatısı altında birleştiren bir düzenlemedir. Dolayısıyla eşitlik ilkesi ve anayasal vatandaşlık kavramı zaten Anayasa’da açık biçimde düzenlenmiştir.
‘PKK’NIN İRAN, SURİYE VE IRAK’TA DA UZANTILARI VE BAĞLI ÖRGÜTLERİ BULUNMAKTADIR’
Bu alanda karamsar muğlaklık yaratacak yeni tanımlar üretmek, önce etnik, dini ve mezhepsel farklılıkları vurgulayıp sonra bütünleştirici olacağı iddia edilen bir eşit vatandaşlık tanımı istemek Türk milletini parçalara ayırıp sonra birlik çağrısı yapmak ne kadar samimidir. Milletimizin takdirine sunuyorum. Bir yandan Türkiye’nin üniter devlet yapısı, toprak bütünlüğü, Türkçenin resmi dil statüsü ve laik cumhuriyet ilkesinin ortak temel değerler olduğu belirtiliyor, diğer yandan da bu temel değerlerin dibine dinamit döşeyerek yok edecek uygulamalar için yol yapmaya çalışılıyor. Süreçte en kritik eşiğin PKK terör örgütünün tüm unsurlarıyla silah bıraktığının ve kendini tasfiye ettiğinin devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesi olduğu ifade ediliyor. Alın size bir soru daha. Tüm unsurlarıyla ne demek? PKK’nın İran, Suriye ve Irak’ta da uzantıları ve bağlı örgütleri bulunmaktadır.
‘ÖRGÜT MENSUPLARINA YÖNELİK MÜSTAKİL VE GEÇİCİ BİR KANUN HAZIRLANMASI ÖNERİLİYOR’
KCK, İran’daki PJAK, Irak’taki Tevgera Azadi ve Suriye’de faaliyet gösteren PYD-YPG’de silah bırakacak mı? Bunu garanti edebilecek misiniz? Raporda af mahiyetinde algı üretmeyecek düzenlemeler yapılacağı ifade edilmekle birlikte örgüt mensuplarına yönelik müstakil ve geçici bir kanun hazırlanması önerilmektedir. Bu durumun kamuoyunda fiili bir af düzenlemesi doğurması kaçınılmazdır. Ayrıca silah bırakma sürecinin tespit ve teyidine ilişkin mekanizmaların yürütme organı tarafından oluşturulacağı belirtilmektedir. Yürütme organının yürüteceği konuda Meclis neden alet edilmektedir?
‘TÜRKİYE’DE HUKUK DEVLETİNİ GÜÇLENDİRECEK OLAN ŞEY MEVCUT ANAYASA’YA VE YÜRÜRLÜLÜKTEKİ MEVZUATA SADAKATLE UYMAKTIR’
Türkiye’de hukuk devletini güçlendirecek olan şey yeni metinler değil, mevcut Anayasa’ya ve yürürlülükteki mevzuata sadakatle uymaktır. Sonuç olarak ballandıra ballandıra sunulan bu raporda somut hiçbir düzenleme olmadığı, iktidarın bu raporu gerekçe göstererek tamamen gizli gündeminde olan kanuni düzenlemeleri Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirmeyi amaçladığı anlaşılmaktadır.” Bekir Turan Vural