Ana Sayfa Arama Video
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Kent ve kentli sağlığı (1)

  Kentlerde temiz, düzenli ve bakımlı yaşam alanlarının insanlar üzerinde

 

Kentlerde temiz, düzenli ve bakımlı yaşam alanlarının insanlar üzerinde olumlu etkilerinin olduğu çok açık. Ancak bu etkiyi sürekli kılmak ve yaşam alanlarını temiz tutmak sadece belediyelerin görevi mi sorusu her zaman orta yerde durmaktadır. Sokaklarımızın, mahallelerimizin ve şehirlerimizin temizlik ve bakımında herkesin bir rolü olduğu açıktır. Bunu daha da genişletecek olursak, sadece kentler değil tüm doğanın temizliğinden de insan sorumlu.

Dünyanın dört bir yanındaki temiz ve yeşil şehirler bize ilk izlenimlerin önemli olduğunu gösteriyor. Temiz ve düzenli halka açık yeşil alanlar, yollar ve patikalar sadece ziyaretçiler ve yerel sakinler için iyi bir imaja katkıda bulunmakla kalmaz, aynı zamanda mükemmel işleyen bir belediyenin ve tabii ki meclisinin işaretidir. Ayrıca bu belediyenin insanları şehri temiz ve düzenli tutmaya teşvik ettiğinin bir göstergesidir. Halka açık yerlerin temizliğine ilişkin vatandaş geri bildirimi de çok önemlidir.

En nihayetinde bir kentte çöpten, tozdan arınmış bir kentte yaşamak herkesin hakkı ancak bunu sağlamak da herkese düşen bir görevdir.

Hepimiz ailemizi ve evimizi severiz ve evimizi düzenli ve temiz tutarız. Kaçımız evimizin dışında temizliği korumayı düşünüyoruz? Çok az, değil mi? Demek ki biz kentimizi kalbimizle sevmiyoruz. Eğer haksızsam şehrimiz, sokaklarımız, yollarımız neden bu kadar kirli? Her şehir, yollar, ulaşım araçları, istasyonlar vs hepsi bize ait değil mi? Aslında bu şehir bize ait ve bizim evimiz. O zaman neden bu kadar kirletiyoruz?  Temizlik görevi sadece kamunun değil, bizim de görevimiz.

Şehrimizi temiz tutmak için gerekli adımları en başta birey olarak biz atmalıyız.

Bir şehri neyin yeşil yaptığına dair evrensel olarak kabul edilmiş bir tanım olmamasına rağmen, küresel olarak birçok sıralama kriteri, kişi başına çevresel etkiyi, toplu taşıma kullanan vatandaşların yüzdesini, yenilenebilir enerji üretimini, yeşil kamusal alanları ve geri dönüşüm programlarını içerir. Ancak, bunu gerçekten yapan bu şehirlerde yaşayan insanlardır ve şehrinizin yeşil olmasını istiyorsanız göz önünde bulundurmanız gereken en önemli şeylerden biri de budur.

Yeşil şehirler o şehirde yaşayan insanlar için de bir fikir verir. Çünkü insanlar orayla ilgilenmiyorlardır ve onlar daha mutlu vatandaşlardır. Daha iyi koşullar, daha temiz ve daha güvenli çevrelerle yaşamak için daha iyi bir yer haline getirir. Temiz ve yeşil şehirler, vatandaşların vicdanlı ve bilinçli oldukları, çevre dostu ürünler satın aldıkları, geri dönüşüm yaptıkları ve kolayı tercih etmek yerine sürekli daha iyi çözümler aradıkları yerlerdir. Bu yeşil şehirlerin vatandaşları, tüm dünya vatandaşlarının olmaya çalışması gereken rol modellerdir.

İnsanın yaşam amaçlarından bir parçası da kendisini temiz tutmak, bu da yetmez, dünyanın herkes için daha iyi bir yer olmasına yardımcı olmaktır.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Güneydoğu Asya Bölge Direktörü Dr. Poonam Khetrapal Singh, “İnsan sağlığı, doğal ve insan yapımı ortamlarla yakından bağlantılıdır. Her birimizin solumak için temiz havaya, içmek için güvenli suya ve içinde yaşayıp çalışabileceğimiz istikrarlı bir ekosisteme ihtiyacı var. Ayrıca egzersiz yapabileceğimiz, oynayabileceğimiz ve zihnimizi açık tutabileceğimiz açık alanlara erişmemiz gerekiyor” vurgusu yapıyor. DSÖ’nün resmi internet sitesindeki yazıda Singh, Güneydoğu Asya Bölgesi özelinden dünyaya şu mesajları aktarıyor:

“Hızlı kentleşme, bunlara ve diğer sağlıkla ilgili kamu mallarına meydan okuyor. Diğer etkilerin yanı sıra, kötü yönetilen kentleşme, artan düzeyde ortam hava kirliliği, kirlenmiş gıda ve içme suyu, kötü sanitasyon, trafikten kaynaklanan gürültü kirliliği ve sıkışık yaşam koşullarıyla sonuçlanıyor. Halkın fiziksel ve zihinsel sağlığı ciddi şekilde etkileniyor.

Kirlenmiş su kaynakları, diğer etkilerin yanı sıra antimikrobiyal dirence katkıda bulunurken, alan eksikliği fiziksel ve zihinsel bir kapanma hissi yaratıyor.

Kentsel ortamlarda yeşil kamusal alanları koruyarak, yaratarak ve teşvik ederek, halk sağlığı sürdürülebilir şekilde korunabilir.” (Devam edecek)