Ana Sayfa Arama Video
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

AKÜ bizim elimize doğmuş gibi 

AKÜ Rektörü Karakaş, Afyonşehir’e konuştu… AKÜ’nün 1992 yılında kurulmasının ardından

AKÜ Rektörü Karakaş, Afyonşehir’e konuştu… AKÜ’nün 1992 yılında kurulmasının ardından bir yıl sonra göreve başlayan ve gelinen noktada en zirvesine çıkan Rektör Hoca, “Burası bizim elimize doğmuş çocuğumuz gibi. O yüzden her şeyiyle ilgileniyoruz” diyor.

Prof. Dr. Mehmet Karakaş, 1993 yılında araştırma görevlisi olarak girdiği Afyon Kocatepe Üniversitesi’nin (AKÜ) en zirvesine çıktı. 18 Nisan 2019 tarihinde Afyon Kocatepe Üniversitesi Rektörlüğüne atandı. Ondan önce de üniversitede idari olarak her görevi üstlendi. Bu tutumu ona ileride kullanacağı büyük tecrübeler kazandırdı. Göreve gelir gelmez de Afyon Kocatepe Üniversitesi’ndeki ayrılıkları sona erdirmek üzere çalışmalara başladı. Mevcut durumla önceki durumlar kıyaslandığında birleştirici olma konusunda başarılı olduğu apaçık ortada. Zaten çatışma halindeki bir kurumun bilim yuvası olamayacağına yürekten inanıyor. Bu yıl otuzuncu yaşını kutlayan Afyon Kocatepe Üniversitesi’nin bünyesinden iki üniversite çıkarmasına rağmen hala güçlü olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Karakaş, yeni bölümlerle bu gücün daha da aratacağının altını çiziyor.

REKTÖR HOCA’NIN GÖZÜ GELECEKTE

Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş’ı Afyonşehir gazetesi ekibi olarak ziyaret ettik. Uzun ve samimi bir konuşma oldu. Konuşma aslında röportajdı ama sohbet şeklinde, dertleşme şeklinde laf lafı açtı. Konu elbette AKÜ’ydü. Çünkü AKÜ Afyon’un gözbebeği. Farklı bakışların varlığına rağmen bir üniversitenin o kentin ocak başı olduğuna inanan Rektör Prof. Karakaş, Afyonşehir gazetesi sahibi Hakan Dilek, Yazı İşleri Müdürü Polat Yılmaz ve Ömer Koçak’a AKÜ’nün kat ettiği aşamaları, hedeflerini anlattı. Rektör Hoca, geçmişteki çatlakları çoktan düzeltmiş olmanın gönül rahatlığıyla gözünü geleceğe, AKÜ’nün geleceğine dikmiş. Karakaş, “Biz göreve geldiğimizde üç şeye önem vereceğiz dedik. Adalet, emek ve aidiyet. Aidiyeti olanı seveceğiz. Emek verenin önünü açacağız ve emeğe göre de adil olacağız. Hak edenin hakkını vereceğiz. Bunları söyledik ve uyguladık” şeklinde konuşuyor.

ÜNİVERSİTELERİN SORUMLULUK ALANI TÜM İNSANLIKTIR

Yeni projeler, yeni atılımlar ve bir sürü yeni şey hazırlanmış, ölçülmüş, biçilmiş… AKÜ’yü bir bilim merkezi olarak, sadece Türkiye değil dünya üniversiteleri arasında öne çıkarmak için gecesini gündüzüne katan Prof. Karakaş, üniversitelerin sorumluluk alanının tüm insanlık olduğuna özellikle vurgu yapıyor. Üniversitelerin bu temelde yapılanması gerektiğini belirtiyor ve “Üniversite çok evrensel bir kurum” diyor. Rektör Prof. Dr. Mehmet Karakaş’ın Afyonşehir’e anlattıklarından, Afyon Kocatepe Üniversitesi’ni ilgilendiren bölümü ile dünya ve Türkiye’ye ait değerlendirmelerini birbirinden ayrı tutmayı yeğledik.

EN YOĞUN 30. YIL KUTLAMASI BİZDE

“Ünilig’e 6 bin öğrenci geldi diğer üniversitelerden. Sağ olsun Belediyemiz ve Valiliğimiz de dahil oldular ama ev sahibi olduğumuz için organizasyon bizdeydi. Toplamda 11 gün sürdü. Arkasından ben rektör olduğumda yapacağımızı söylediğimiz AKÜFEST’i gerçekleştirdik. Ardından da mezuniyetler geldi. Kongre Merkezimizin ışıkları hiç sönmedi. Gece, gündüz, hafta içi, hafta sonu. Orada etkinlikler oldu. Bir de 30 yıl kutlamalarımız var, onun da ayrı bir telaşı var. 30. Yıl kutlaması yapan bizim gibi 18 üniversite var. Herhalde en yoğun faaliyeti biz gerçekleştirdik. Bir de belgesel film çekiyoruz. Kurucular, rektörler o dönemin valileri, milletvekilleri ve kamuoyu önderleriyle röportaj yapıyoruz. Rahmetli Hacı Hakkı Özsoy’la da röportaj yapmıştık. Onlar hep hafıza.

ÜNİVERSİTE’NİN YAŞI KAÇ?

Ben 1993’te başladım. Üniversite kurulduğunda ilk eleman alım ilanında girdik biz buraya ama üniversite 1992’de kurulmuş. Bu sürece katkı veren hayattakilerle röportajlar yaptık. Mesela İbrahim (Küçükkurt) abiden iki defa dinledim ben 1974’ten itibaren. O Anadolu Üniversitesi’nde asistanlık da yapmış.

Geçen Şan Hoca’yı (Şan Öz-Alp, AKÜ’nün ikinci rektörü) aradım. Röportaj alamadık ama kutlama mesajı göndermiş. 30. Yılı değil 1974’ü esas alın diyor. Geçmişte Şan Hoca senatodan 1974’ü çıkartmış kuruluş olarak. Daha sonra Halim Hoca (Halim Sözbilir, AKÜ’nün üçüncü rektörü) gelince o senato kararı iptal edilip 1992 esas alınmış. Bu sürece girince ben biraz inceledim, diğer üniversiteler tarihlerini neyle başlatıyorlar diye. İstanbul Üniversitesi 1453’le başlatıyor. İstanbul Teknik Üniversitesi önümüzdeki yıl 250. Yılını kutlayacaklar. Gazi Üniversitesi 1930-40’larda başlatıyorlar. Çok eski değil normalde üniversite olarak. Harvard, lisesiyle başlatıyor. Şan Hoca’yla bir saate yakın konuştuk. Ona dedim, ben kendimi bu konuda ikna ettim ama üniversite kuruluş olarak 30 yıl. Sonra baktım bizimle beraber kurulan Sakarya Üniversitesi 50. Yılını kutluyor. Onların da İTÜ’ye bağlı bir birimleri vardı, orayı esas almışlar. Dedim bizim iki yıl sonra 50. Yılımız oluyor. O yüzden konuşmalarda, mezuniyet konuşmasında da ben öyle yaptım. ‘Tohumlarımız 1974’te atıldı, kuruluşumuz, üniversiteleşmemiz 1992’de oldu’ diye özellikle söylüyorum.  Ben bunu senatonun gündemine de getireceğim. Bir kurumsallaşma olsun istiyorum, bu artık rektörlerin tartışacağı bir konu olmasın. Nihayetinde bizim tarihimiz. Ben Üniversite’nin tarihini de yazdım, 74’ten başlattım.

AFYON’A 3. ÜNİVERSİTE GEREKLİ Mİ?

Afyon üçüncü bir üniversiteyi kaldıramaz. Üniversiteleri bir ayağa kaldıralım. Evet, ayrıldık diğer Üniversite tematik bir üniversite ama bir üniversite olması lazım. O kolay olmuyor. Bizim 30. Yılımız hatta öncemiz var. 30 yılda bir noktaya gelindi. Geçen Kütahya’da YÖK Başkanı’nın olduğu, Bölge Üniversiteler Birliği toplantısındaydık. Orada da konuşuldu, 30 yılda bir noktaya geliniyor. Uşak bizi çok etkilemedi. Uzakta olasından dolayı olabilir. Bir de Uşak’taki bölümlerin alternatifini buraya da kurmuştuk. Mühendislik, Eğitim Fakülteleri gibi fakülteler orada varken buraya da kurduk.

TEKNOKENT BÜYÜYECEK Mİ?

İki ildeki üniversiteler arasında kurulan tek teknokent olan Afyon Uşak Zafer Teknoloji Geliştirme Bölgesi (Zafer Teknopark AŞ)   2016 tarihinde faaliyetlerine başladı. O günden bu tarafa da büyümesini sürdürüyor. İki ilde kamu ve özel sektör iştirakleri olan Zafer Teknokent için OSB’nin içerisinde bir alan var. Üniversite’nin içinde de var. OSB’nin içindeki 5 bin metrekarelik bir alan. Oraya da bir bina yapmayı düşünüyoruz.

KAYIT SİLDİREN ÖĞRENCİ SAYISI ARTTI

Yeni çıkacak olan aftan öğrenci gelir, çünkü bizden son 5 yıl içerisinde 5 bin civarında ön lisans, lisans ve yüksek lisanstan öğrencinin kaydı silindi. Pandemide de arttı. Aslında pandemide kayıt yapmama yani ders kaydı yapmayanların oranı arttı. Eskiden o oran yüzde 10 oranında olurdu ama pandemi döneminde yüzde 20’lere çıktı. Hala pandeminin hasarlarını yaşıyoruz her alanda. Ekonomik alanda nasıl yaşanıyorsa, sosyolojik alanda, psikolojik alanda, siyaset alanında…

ÖĞRENCİLERİMİZ PANDEMİDEN ÇOK ETKİLENDİ, HOCALARI UYARDIM

Yani her pandemi arkasında hasar bırakıyor. Günümüz dünyası birbirinden etkilenen bir dünya olduğu için, günümüzdeki etkileri hasar anlamında daha fazla. Bir geçiş süreci var. Öğrencilerde açık şekilde görüyoruz. Genel bir motivasyon düşüklüğü, adaptasyon sorunu var. Derse geliyor, dinliyor sanıyorsunuz ama dinlemiyor. Sınavlarda çok düşük notlar alıyorlar. Ben hatta bu sorunu görünce iki defa senatoda, üniversite yönetim kurulunda bunları gündem ettim. Dedim arkadaşlar eski gündeme geri dönmedik. Pandeminin yarattığı bir normal var onda gidiyoruz. Eski davranışlarınız gibi öğrencilere davranırsanız çok büyük sorunlarla karşılaşırız. Bu geçiş dönemini yönetmemiz gerekiyor. Tahmini 1-2 yıl sürer.

BARAJLARIN KALDIRILMASINI İLK KEZ TECRÜBE EDECEĞİZ

Üniversite tercihlerinde barajların kaldırılması konusunda üniversite olarak ilk defa deneyimleyeceğiz. Dolayısıyla sonucuna ilişkin bir öngörümüz yok ama bir değerlendirmemiz var geçmiş tecrübelerimize baktığımızda. Şu an itibariyle üniversite sınavına başvuranların oranında diğer yıllara göre yüzde 20’lik bir artış var. O da yaklaşık 800 bin civarına tekabül ediyor. Dolayısıyla bunun bir karşılığı olacak. Geçen yıl ön lisansta yüzde 97’lik bir doluluk oranına sahiptik ama lisanstaki doluluk oranımız yüzde 70 oranındaydı. Bu sene lisansı yüzde 90’lara çıkarırız diye düşünüyoruz. Ön lisansı da yüzde 100’lere yakın bekliyoruz. Puan barajlarının kaldırılmasının bir sonucu olacaktır diye düşünüyoruz. Puan barajlarının düşürülmesi sayısal nicelik olarak böyle bir sonuç ortaya çıkaracak ama nitelik olarak ne olacak? Aslında orada da yine bir sıralama olacak. Niteliği de olumsuz etkileyecek kanaatinde değilim. Orada da bir sıralama olacak nihayetinde. Üniversite sınavına girecek her kişi yerleşecek anlamına gelmiyor. Bizim de hem fiziki alt yapımız var, hem akademik alt yapımız var. Sistemlerimiz, araç ve gereçlerimiz güncel. O anlamda üniversite adaylarını bekliyoruz.

YENİ YENİ BÖLÜMLER AÇIYORUZ

Yeni bölümler de açacağız yakında. Onlar da önemli bölümler. Geçen yıl İngilizce öğretmenliğimizi açtık. Eksik bir bölümümüzdü. Bilgisayar mühendisliğini açtık birinci sınıfa öğrencilerimiz geldi. Bu sene Eğitim Fakültemizde eksik olan iki bölümümüz vardı. Birisi özel eğitim öğretmenliği bölümüydü. Bu ilimiz için de önemli bir bölüm. Özel eğitimle ilgili bir araştırma merkezi kuracağız. Avantajlı ve dezavantajlı öğrencilerimizle sadece eğitimde değil alanda da varlık göstereceğiz. Bu alanda doktora yapmış hoca bulmak zordu, bulduk şu an. Öğrenci talebinde de bulunduk inşallah 50 öğrenciyle başlayacağız. Eğitim Fakültemizde bir de Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik eksikti. Orada akademik ve fiziki alt yapıyı tamamladık. İngilizce Mütercim Tercümanlık bölümünü de açıyoruz. O da yine öğrencilerin itibar ettiği bölümlerden birisi. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nin bölümlerine teveccüh azaldı ama teveccühün fazla olduğu Bilişim ve Yönetim Sistemleri bölümünü açtık. Orada da  akademik ve fiziki alt yapıyı tamamladık ve öğrenci teklifinde bulunduk. 4 programa ilk defa öğrenci alacağız. 4’ü de lisans programı. Aynı zamanda Dinar’da Ceza İnfaz Yönetimi programını açtık, o da çok teveccüh gören 2 yıllık bir bölüm. 60 öğrenci alacağız. Uzun zamandır ben uğraşıyordum çünkü o bölümü açabilmek için Adalet Bakanlığı’yla protokol yapmanız gerekiyor, kontrollü açılıyor. Önce onu yaptık, YÖK’ten izin aldık ve hocalarımızı tamamladık. Yazılım Mühendisliği bölümünü açmıştık. Orada 4 öğretim üyesi ihtiyacı vardı. 2’sini temin ettik, 2’sini de inşallah önümüzdeki yıl temin edip açacağız. Dinar’da 4 yıllık iki tane bölümümüz var. Sigortacılık ve aktüerya ile endüstriyel tasarım bölümü var. Başka ilçelerde 4 yıllık bölüm açma niyetimiz yok, nedeni de şu: İlçelerdeki 4 yıllık bölümlere öğrenci teveccühü zayıf. Bizim doluluk oranımızı biraz da oralar düşürüyor lisansta. Çünkü 60 kontenjanımız var 13 öğrenci geliyor. Sırada ne olabilir, Emirdağ olabilir. Çünkü orada güzel bir alt yapı oluşturduk. İlçelerde de alt yapıya çok önem verdik. Kampüslerimiz oldu oralarda.

YABANCI ÖĞRENCİLERLE BAĞIMIZ SÜRÜYOR

Yabancı öğrenci kontenjanımızı yüzde 300 artırdık. 500 civarında öğrencimiz vardı şu anda 2000 civarı. Türkçe Öğretim Merkezimizi güçlendirdik. Şu anda da orada 300 yabancı öğrencimiz var. 64 farklı ülkeden 2000 civarı öğrencimiz var, hedefimiz 3000.

Mezun olan öğrencilerle süren bağlarımız var. Mesela Çad’lı öğrenciler vardı. Gittiler orada görevlerini yapıyorlar. Bazı hocalarıyla görüşüyorlar. Sosyal medya o imkanları sağlıyor. Kazakistan, Özbekistan, Cezayirli öğrencilerimiz var. İrtibat devam ediyor. Onlar da unutmuyorlar. Üniversite yılları unutulacak yıllar değil. Dostluklar oluşur, o mekanla bağınız kurulur.

SANAYİ İLE ARAMIZDA BARİYER VARDI, KALDIRDIK

Biz Üniversite Sanayi İşbirliği Kurulu diye bir kurul oluşturduk. Biz o kurulu kurduğumuzda pandemi geldi. İstediğimiz etkinlikte çalışmadı ama şimdi tekrar onu canlandırıyoruz. Üniversite Sanayi İşbirliği’nde hem hocalar tarafında hem de sanayi tarafında bariyerler var. Bu işbirliği çerçevesinde pandemi döneminde zoomda bir toplantı tertip ettik. Orada hem onların tecrübelerinden hem de bizim gözlemlerimizden bariyerleri gördük. O bariyerlerin aşılması için arkadaşlara dedim ki bizim adım atmamız lazım. Hocalarda şöyle bir şey var. Biz bilgiyi üretiyoruz gelip alsınlar. Talepte bulunmuyorsa senin bilginin bir anlamı yok ki, senin bilgin rafta çürüyecek. Bilgiyi arz edeceksin, gelmiyorsa gideceksin. Önümüzdeki dönemde sanayi kuruluşlarına gidip bilgilendirmeler yapacağız. Üniversitemizdeki festivali sadece eğlence olsun diye yapmıyoruz. Eğlence de olsun ama öğrencilerin ve akademisyenlerin üretimlerinin de sergilendiği bilim, kültür, teknoloji, sanat ve kültür festivali olsun dedik. Öğrencilerin akla gelmeyecek projeleri oluyor mühendislikte. Bunları daha güçlü bir şekilde destekleyerek devam ettireceğiz ve sanayi kuruluşlarına giderek bizde bu var şeklinde bir takım farkındalık çalışmaları yapacağız.

  1. YIL MARŞIMIZ DİLLERE DÜŞTÜ

Üniversitemiz tohumlarını 1974’te attı. 92’de üniversiteleştik. 48 yıllık bir tarihimiz var. Üniversite olarak 30. Yıldayız. Biz bu sene 30. Yılımızı kutlayalım istedik. Çünkü hem çalışanların hem öğrencilerin aidiyetlerini de güçlendiren etkinliklerdir bu tür etkinlikler. Mezuniyet töreninde, konserlerden önce çaldık. Öğrenciler hemen ezberlemişler. O bakımdan 30. Yılı kutluyoruz ama 48. Yıldayız. İnşallah nice 30 yıllar kutlar bu üniversite. Bir bu süreçte emeği olan herkesi hatırlamaya çalıştık. O dönemin Valisi Yahya Gür, Milletvekili Metin Balıbey, İsmet Attila, kurucu Rektörümüz Şahabettin Bey’le ve bütün rektörlerle çekim yapıldı.  Güzel bir belgesel olacak. Belgeseli 5 Temmuz’daki 30. Yıl ödül törenimiz olacak, ilk orada yayınlayacağız. Şehirle ilişkiler konusunda iyiyiz. Afyon’u tanıyoruz. Burası da bizim elimize doğmuş gibi oldu. Çocuğumuz gibi bakıyoruz. YARIN: GEÇMİŞTE ÇOK KAVGA GÜRÜLTÜYE ŞAHİT OLDUM