Demokrat Parti’nin 16. Afyonkarahisar İl Kongresi, Genel Başkan Gültekin Uysal ve parti yöneticilerinin katılımıyla yoğun katılımla yapıldı. Tek listeyle yapılan kongrede mevcut İl Başkanı Hikmet Bülbül yeniden seçilerek güven tazelerken; konuşmalarda demokrasi, hukuk, millet iradesi, ekonomik sorunlar ve yönetim anlayışına yönelik eleştiriler öne çıktı, Demokrat Parti’nin yeniden ayağa kalkma ve sandık yoluyla iktidar değişimi hedefi vurgulandı.
Demokrat Parti’nin (DP)16. Afyonkarahisar İl Kongresi dün Grand Derya Düğün Salonu’nda yoğun katılımla gerçekleşti. Mevcut İl Başkanı Hikmet Bülbül’ün tek liste olarak girdiği kongrede; divan başkanlığını Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Fevzi Yalçın üstlendi. DP Ankara İl Başkanı Ali İhsan Aşur’un divan sekreterliğini yaptığı kongrede; Kütahya İl Başkanı Hakkı Yağız, Isparta İl Başkanı Neslihan Büyükçam, Uşak İl Başkanı Ekrem Ceylan, İhsaniye İlçe Başkanı Kemal Çakır, Dinar İlçe Başkanı Erdal Güçlü divan üyesi olarak görev aldı. Kongreye; DP Genel Başkanı Gültekin Uysal, DP İzmir Milletvekili Haydar Altıntaş, Dinar Belediye Başkanı Veysel Topçu, siyasi partilerin il temsilcileri, parti yöneticileri ve üyeleri katılım sağladı. Tek liste olarak kongreye giren DP İl Başkanı Hikmet Bülbül, yeniden seçilerek güven tazeledi.

‘SÖYLENEN SÖZÜN İRADEYE, İRADENİN DE İCRAATA DÖNÜŞTÜĞÜ BİR GELENEKTEN GELİYORUZ’
Kongrede konuşan DP Genel Başkanı Gültekin Uysal, kongrenin hayırlı olmasını dileyerek, Demokrat Parti’nin köklü demokrasi geleneğine vurgu yaptı. Uysal, millet iradesinin siyasetin merkezinde olması gerektiğini belirterek, “Sözlerimin başında, icra ettiğimiz kongremizin hayırlara vesile olmasını diliyorum. Milletin mukadderatında, her söylemin bir karşılık bulduğu; söylenen sözün iradeye, iradenin de icraata dönüştüğü bir gelenekten geliyoruz. Hiçbir ıstırap, hiçbir fedakarlık karşılıksız kalmayacaktır. Bizler de bugün burada, bu sözü söylemek adına bir aradayız. Büyük bir geçmişin şöleninden süzülerek gelen bu büyük ülkeye, kurucu irademizin ortaya koyduğu ruh ve hizmet çizgisiyle, seferberlik anlayışı içinde mücadele eden dava arkadaşlarım; inanıyorum ki yeniden bu iradeyi ortaya koyacaktır. Merhum Genel Başkanımız Celal Bayar’ın dediği gibi, 14 Mayıs 1950’de millet kendi kaderine hakim olmuş ve ‘Yeter! söz milletindir!’ demiştir. Bizler de bugün yine aynı kararlılıkla ‘Yeter! Söz milletindir!’ diyeceğiz” ifadelerini kullandı.
‘TÜRKİYE’DE SİYASETİN MERKEZİNDE, SİYASİ REKABETİN ODAĞINDA KAMU YARARI YOKTUR’
Türkiye’nin temel sorununun kaynak yetersizliği değil, yönetim anlayışı olduğunu kaydeden Uysal, uzun süredir ülke kaynaklarının kötü yönetildiğini savundu. TBMM’de yürütülen bütçe görüşmelerine de değinen Uysal, siyasetin merkezinde kamu yararının bulunmadığını, esnafın, çiftçinin, gencin ve kadının gerçek sorunlarının konuşulmadığını ifade etti. Tarımda gelinen noktaya dikkat çeken Uysal, çiftçilerin emeklerinin karşılığını alamaz hale geldiğini dile getirdi. Uysal, konuşmasında şunları söyledi: “Ülkeyi yönetenlerin meselesi; milletin emeğinin karşılığını alabileceği bir iklimi var etmek olmalıdır. Ülkeyi yönetenlerin meselesi; bu büyük ülkede yoksulun da, fakirin de, acziyet içerisinde olan insanın da, sanayicinin de, esnafın da garantisini elinde tutmak mecburiyetidir. Bu bir tercih değil, bir mecburiyettir. Ne yazık ki 23 yıldır bu büyük ülkenin kaynakları kötü yönetilmektedir. Siyasetin vazifesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin asli vazifesi önceliklendirme vazifesidir. Bugünlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bütçe görüşmeleri yapılmakta; tartışmaları ve müzakereleri hep birlikte izlemekteyiz. Ancak üzülerek ifade ediyorum ki Türkiye’de siyasetin merkezinde, siyasi rekabetin odağında kamu yararı yoktur.
‘ÜLKEMİZİN PROBLEMİ KAYNAK YOKLUĞU DEĞİLDİR’
Türkiye’de rekabetin merkezinde ne esnafın, ne çiftçinin, ne kadının, ne de gencin gerçek meselesi konuşulmaktadır. Maskeli balolar oynanmakta, bizler ise bunu izlemek zorunda bırakılmaktayız. Türkiye büyük bir ülkedir. Türkiye’nin büyüklüğünü idrak edemeyen iktidar sahiplerine rağmen bu ülke büyüktür. Ülkemizin problemi kaynak yokluğu değildir. Türkiye’nin problemi yer altı zenginliklerinin eksikliği hiç değildir. Asıl problem, Türkiye’nin içinden süzülerek gelen ne bu tarihi anlayan ne de bugünün varlığını anlayan kadir ve kıymet bilmeyen bir iktidar anlayışının varlığıdır. Bu büyük ülkeyi siyaset, dün kıt kanaat imkanlarla bu ülkenin üretici altyapısını kurmuş; sanayide ve adını sayamayacağımız her sektörde Türkiye’yi var etmiştir. Bugünün Türkiye’sinin bütün ayak izlerini oluşturan yatırımlar o günlerde yapılmıştır. Bugün ise bu büyük ülke, tarımda dahi pek çok ürünü ithal etmek zorunda kalmaktadır. Çiftçimiz maalesef alın terinin karşılığını alamaz hale gelmiştir.”
‘BU İKTİDAR MUTLAKA DEĞİŞECEKTİR’
DP İzmir Milletvekili Haydar Altıntaş ise konuşmasında demokrasinin yaşatılmasının tüm siyasi partilerin ortak sorumluluğu olduğunu belirtti. İktidarların meşruiyetinin ancak sandık yoluyla sağlanabileceğini ifade eden Altıntaş, demokratik usuller dışında iktidarın değiştiği bir yapının kabul edilemez olduğunu söyledi. Türkiye’de bireysel hak ve özgürlüklerin ciddi biçimde zedelendiğini savunan Altıntaş, kuvvetler ayrılığı ilkesinden uzaklaşıldığını, parlamentonun etkisizleştirildiğini ve devletin temel niteliklerinin zarar gördüğünü dile getirdi. Korkusuzca yaşama hakkının demokrasinin en temel unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Milletvekili Altıntaş, yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Demokrat Partililer olarak; masalarda oturan diğer siyasi partilerin temsilcileriyle birlikte demokrasiyi yaşatmak, onu hiçbir arıza ve engelle karşı karşıya bırakmamak ve daima milletin emrinde tutmak zorundayız. Parlamento ve yürütmeyi milletin emrinde tutabilmek için kimden gelirse gelsin her türlü gayreti göstermek mecburiyetindeyiz. Açıkça ifade ediyorum ki bu iktidar mutlaka değişecektir. Bu değişim, demokrasinin usul ve esaslarına uygun olarak sandık yoluyla gerçekleşecektir. Sandık yoluyla değişemeyen hiçbir iktidarın, halktan aldığı meşruiyetten söz edilemez. Böyle bir iktidar bizim kabulümüz değildir.
‘BİREYİN HAK VE HÜRRİYETLERİNİN KORUNMASI ANAYASA İLE TEMİNAT ALTINA ALINMIŞTIR’
Türk milletinin uzun ve köklü demokratik geçmişinde, bu ülkenin faziletlerini taşımayı ve yüceltmeyi fazlasıyla hak etmiştir. Bu hak, milletin elinden asla alınmamalıdır. Bugün mücadele etmek zorunda olduğumuz temel vaziyet, korkusuzca yaşama hakkıdır. Türkiye’de demokrasinin birtakım vasıfları törpülenip ortadan kaldırıldığı için, insanların sıfatları ne olursa olsun artık herkes gündelik işlerini dahi korkusuzca sürdüremez hale gelmiştir. Ne zaman, hangi adımı attığınız; ne söylediğiniz ya da ne yaptığınız sorulmadan kapınızın çalınması, ellerinizin ters kelepçeyle bağlanması, önce gözaltına alınıp sonra fezlekeler düzenlenerek sorgulanmanız; gayri ahlaki ve gayri hukuki bir anlayışla sürdürülen bu düzen, Türk milletinin asla istemediği bir yönetim biçimidir. Demokrasinin esası bireydir. Bireyin hak ve hürriyetlerinin korunması Anayasa ile teminat altına alınmıştır. Ne yazık ki bugün Türkiye, özellikle içinde bulunduğu partili cumhurbaşkanlığı sistemiyle birlikte, Anayasamızın temel dayanaklarından biri olan kuvvetler ayrılığı ilkesinden uzaklaştırılmıştır. Parlamento, yürütmenin adeta bir sekreterliği haline getirilmiş; devlet yönetimi yalnızca yürütme eliyle sürdürülür olmuştur. Bu süreçte devletin temel nitelikleri ciddi biçimde aşınmış ve zarar görmüştür.”

‘BİZ DEMOKRAT PARTİ’YİZ. BU ÜLKENİN DEMOKRASİ HAFIZASIYIZ, VİCDANIYIZ, İRADESİYİZ’
DP Afyonkarahisar İl Başkanı Hikmet Bülbül ise konuşmasında kongrenin yalnızca bir seçim değil, Demokrat Parti’nin yeniden ayağa kalkma iradesinin göstergesi olduğunu söyledi. Demokrasi, hukuk ve adalet vurgusu yapan Bülbül, ülkede emeğin değerinin düştüğünü, adalet duygusunun zedelendiğini ifade etti. Ekonomik sorunlar, işsizlik ve hayat pahalılığına dikkat çeken Bülbül, çiftçinin ve esnafın yaşadığı sıkıntıları dile getirdi. Demokrat Parti’nin bu sorunlara şikayet eden değil, çözüm üretmeye talip bir siyasi hareket olduğunu belirten Bülbül, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Bugün burada yalnızca bir kongre yapmak, bir seçimi tamamlamak için bir araya gelmiş değiliz. Bugün burada, Türkiye’nin demokratik geleceğini taşıyan; geçmişi şanlı mücadelelerle, bedel ödenmiş davalarla dolu büyük bir ailenin mensupları olarak yeniden ayağa kalkmanın, yeniden yürüyüşe başlamanın ve yeniden söz söylemenin kararlılığını göstermek için toplandık. Biz bu ülkede nefes aldık. Bu topraklarda büyüdük. Ama bugün görüyoruz ki bu ülkede sözün kıymeti azaldı, emeğin değeri düştü, adaletin terazisi şaştı. Oysa bu millet, hiçbir dayatmayı kader olarak kabul edecek bir millet değildir. Bizler, milletin sesi kısıldığında susmayanların partisiyiz. Demokrasi uğruna bedel ödeyenlerin, hukuk için başını öne eğmeyenlerin, baskı karşısında bir kere bile eğilmeyenlerin geleneğinden geliyoruz. Biz Demokrat Parti’yiz. Bu ülkenin demokrasi hafızasıyız, vicdanıyız, iradesiyiz.
‘TÜRKİYE’DE DEMOKRASİDEN, SOSYAL ADALETTEN VE HUKUKTAN UZAKLAŞMANIN BEDELİNİ MİLYONLARCA İNSANIMIZ ÖDEMEKTEDİR’
Bugün Türkiye’de demokrasiden, sosyal adaletten ve hukuktan uzaklaşmanın bedelini milyonlarca insanımız ödemektedir. Ekonomiyi yöneten anlayışın bilimi ve liyakati dışlaması yüzünden yıllardır insanımız yoksulluğa mahkum edilmiştir. İşsizlik rekor seviyelere ulaşmış, hayat pahalılığı her haneyi yakar hâle gelmiştir. Devlet kurumları hukuktan uzaklaşmış, adalet duygusu zedelenmiştir. Çiftçi toprağını ekip biçemez, esnaf kepenk kapatır hale gelmiştir. Adalet çürürse devlet çürür; hukuk kaybolursa millet kaybeder. İşte biz, bu çürümeye razı olmayanların adresiyiz. Biz bu tabloya bakıp şikâyet edenlerden değiliz. Biz bu tabloyu değiştirmeye talip olanlarız. Bunun için konuşmak zorundayız, bunun için örgütlenmek zorundayız, bunun için daha çok çalışmak zorundayız. Ev ev, sokak sokak, köy köy bu millete yeniden umut taşımak zorundayız. Bu yol kolay bir yol değildir. Bu yol zahmetlidir. Ama bu yol onurlu bir yoldur. Bu yolun sonunda millet vardır. Bu yolun sonunda demokrasi vardır. Bu yolun sonunda hukukun üstünlüğüne dayalı, adil, özgür ve müreffeh bir Türkiye vardır. Bu millet umudunu tamamen kaybetmedi. Bu ülkede gerçek bir çıkış yolu arayan, güvenilir bir adres arayan milyonlarca vatandaşımız vardır. İşte Demokrat Parti, o güvenin adıdır. İşte Demokrat Parti, o umudun adıdır. İşte Demokrat Parti, yeniden yürüyüşün adıdır.”
DP AFYONKARAHİSAR İL BAŞKANLIĞINDA YENİ YÖNETİM LİSTESİ
Dün yapılan Demokrat Parti’nin (DP) 16. Afyonkarahisar İl Kongresi’nin ardından Yönetim Kurulu Asil Üyeleri, Disiplin Kurulu Asil Üyeleri, Disiplin Kurulu Asil Üyeleri ve Büyük Kongre Delegeleri şu şekilde oluştu: “Yönetim Kurulu Asil Üyeler; Hikmet Bülbül, Celal Atilla, Mehmet Acar, Hayati Baykal, Süleyman Uğur Ünsoy, Mehmet Türkyılmaz, Mustafa Tekeli, Mevlüt Eryılmaz, İbrahim Eşit, Salih Görkaş, Faik Yavuz, Dündar Hatipoğlu, Ahmet Aytekin, Mehmet Serçe, Hasan Özdemir, Sırrı İzmirli, Celal Deryal, Sami Türkmen, Mutlu Can Azgın, Abdullah Döner, İbrahim Çağlar. Disiplin Kurulu Asil Üyeler; Basri Açar, İbrahim Araç, Abdil Keskiner, Muammer Koyuncu, Celal Karagöz. Büyük Kongre Delege Adayları; Hikmet Bülbül, Adnan Demirel, Gürcan Şensoy, Besim Telek, Erman Kaya, Celal Atilla, Süleyman Yaman, Kemal Çakır, Erdal Güçlü, Nuri Oynağanlı, Osman Çelebi, İbrahim Ölmez, Aydın Köseoğlu, Hüseyin Uzun, Orhan Tetik, Yakup Gülbahar, Aslan Sayın, Mehmet Mercan, Mahmut Tosun, Dinçay Doğar, Kadir Bozkurt, Hüseyin Uyar, Faik Yavuz, Zeki Doğan, Reşat Kırka, Süleyman Uğur Ünsoy, Mehmet Türkyılmaz, Yıldırım Mercan, Hüseyin Uğuz.” Bekir Turan Vural

