Köken, yaptığı açıklamada, “Eğitimde şiddet alarm veriyor! Öğretmene zorbalık Türkiye’nin geleceğini tehdit ediyor” ifadesini kullanarak, okullarda artan şiddet olaylarının artık sadece bir disiplin sorunu olmadığını, aynı zamanda milli güvenlik açısından alarm verici bir durum oluşturduğunu vurguladı. Köken, Türkiye’nin eğitim sisteminin yıllardır süregelen yanlış politikalar ve liyakatsiz yönetim anlayışı nedeniyle çöküş sürecine girdiğini belirterek, bu çöküşün en belirgin ve yıkıcı yansımasının öğretmenlere yönelik saldırılar olduğunu belirtti. Son dönemde birçok öğretmenin öğrenci saldırılarına, hakaretlere, tehditlere ve fiziksel şiddet girişimlerine maruz kaldığını kaydeden Köken, bu durumun eğitim ortamındaki otorite boşluğunun ve disiplin sorunlarının bir sonucu olduğunu kaydetti.
‘EĞİTİMDE ŞİDDET ALARM VERİYOR!’
Okulların artık eğitim yuvası olmaktan uzaklaştığını, disiplinin zayıfladığını ve öğretmenlerin görevlerini sürdürmesinin giderek zorlaştığını dile getiren Köken, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Eğitimde şiddet alarm veriyor! Öğretmene zorbalık Türkiye’nin geleceğini tehdit ediyor. Türkiye’nin eğitim sistemi, yıllardır süregelen yanlış politikaların ve liyakatsiz yönetim anlayışının sonucu olarak ciddi bir çöküş sürecine girmiştir. Bu çöküşün en acı, en sarsıcı yansıması ise okullarımızda artan öğretmene yönelik zorbalık ve şiddet olaylarıdır. Son dönemde Türkiye’nin dört bir yanında öğretmenlerimizin öğrenci saldırılarına, hakarete, tehditlere ve darp girişimlerine maruz kalması; artık sadece bir disiplin sorunu değil, ülkenin geleceğini tehdit eden milli bir güvenlik problemidir.
‘EĞİTİMDE OTORİTE KAYBOLDU, DİSİPLİN ÇÖKTÜ’
Eğitimde otorite kayboldu, disiplin çöktü. Okulların birer eğitim yuvası olmaktan uzaklaştığı, disiplinin zayıfladığı ve otorite boşluğunun büyüdüğü bir ortamda öğretmenlerin görev yapması her geçen gün daha zor hale gelmektedir. Bugün yaşanan tablo; öğretmenin saygınlığının sistematik biçimde aşındırılması, ailelerin çocuk üzerindeki kontrolünün zayıflaması, şiddetin sosyal medya üzerinden normalleşmesi, rehberlik sisteminin yetersiz bırakılması, okul yönetimlerinin baskı altında görev yapması gibi bir dizi yapısal sorunun birleşmiş halidir. Bu tabloya kayıtsız kalmak, gelecek nesilleri göz göre göre karanlığa bırakmak demektir.
‘EĞİTİM SİSTEMİ ÇÖKERSE, EKONOMİ DE ÇÖKER, TOPLUM DA ÇÖKER, GELECEK DE ÇÖKER’
Öğretmene saldırmak ülkenin geleceğine saldırmaktır. Bir öğretmenin darp edilmesi, bir öğretmenin tehdit edilmesi yalnızca bireysel bir saldırı değildir. Bu saldırı, Türkiye’nin eğitim sistemine, ahlakına, disiplinine ve toplumsal düzenine yönelmiş bir tehdittir. Buradan çok net ifade ediyorum; öğretmenler sahipsiz değildir! Şiddetin bahanesi olmaz! Çocuklarımızı eğitim ortamında tehdit eden hiçbir davranış cezasız bırakılamaz! Eğitim sistemi çökerse, ekonomi de çöker, toplum da çöker, gelecek de çöker. Bugün geldiğimiz noktada; eğitim kalitesinin düşmesi, öğretmenin değersizleştirilmesi ve okullarda güvenlik riskinin artması; ülkenin geleceği için kırmızı alarmdır. Bizler, öğretmeninin arkasında duramayan bir toplumun, yarınlarına umutla bakamayacağını biliyoruz.
Acil eğitim seferberliği şarttır. Türkiye’nin eğitimdeki erozyonu durdurması için vakit kaybetmeden şu adımlar atılmalıdır; okullarda şiddete sıfır tolerans kararı uygulanmalı, öğretmene saldırıların cezaları ağırlaştırılmalı, rehberlik ve psikolojik destek sistemi güçlendirilmeli, aile-öğretmen bağları yeniden kurulmalı, liyakat esaslı eğitim politikası devlet politikası haline getirilmelidir. Eğitimde şiddeti durdurmak, ülkenin kaderini korumaktır. Öğretmenlerimizin emeğine, onuruna ve güvenliğine sahip çıkmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururum.” Hamza Yılmaz

