Ana Sayfa Arama Video
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Özkan: Çocuk yaşta, erken ve zorla evlilikler gelişimi olumsuz etkiliyor

AFSÜ Tıp Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Yekta Özkan, Gün FM’de yayımlanan Sağlık Olsun programında çocuk yaşta, erken ve zorla evliliklerin bir çocuk hakkı ihlali olduğunu vurguladı. Bu evliliklerin çocukların fiziksel, zihinsel, sosyal ve duygusal gelişimini olumsuz etkilediğini belirten Özkan, ruh sağlığı sorunlarının daha sık görüldüğüne ve etkilerin yalnızca evlenen çocukla sınırlı kalmayıp gelecek kuşaklara da yansıdığına dikkat çekti. Erken yaşta evliliklerin eğitim, farkındalık çalışmaları, güçlü sosyal destekler ve etkin yasal uygulamalarla önlenebilir bir toplumsal sorun olduğunun altını çizdi.

AFSÜ Tıp Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Yekta Özkan, Gün FM’de

Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi (AFSÜ) ile Gün FM iş birliğinde hazırlanan Sağlık Olsun programının konuğu, AFSÜ Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Yekta Özkan oldu. Özkan, programda çocuk yaşta, erken ve zorla evliliklerin çocuklar ve toplum üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Çocuk yaşta evliliklerin bir çocuk hakkı ihlali olduğuna değinen Özkan,”Çocuk yaşta, erken ve zorla evlilikler; çocuğun fiziksel, zihinsel, sosyal ve duygusal gelişimini olumsuz etkiliyor. Bu evlilikler aynı zamanda kadına ve çocuğa yönelik şiddetin bir biçimi olarak kabul ediliyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün rapor ve eylem planlarında, bu sorunla mücadele için yasal, idari ve toplumsal düzeyde pek çok önlem sıralanmış durumda. Ancak bu sadece hukuki değil, aynı zamanda ciddi bir ruh sağlığı ve halk sağlığı sorunudur” dedi.
‘ERKEN YAŞTA EVLİLİK RUH SAĞLIĞI AÇISINDAN CİDDİ RİSKLER TAŞIYOR’
Erken yaşta evlenen çocuklarda ruhsal sorunların sık görüldüğünü belirten Özkan, “Bilimsel çalışmalar, çocuk yaşta evlenen bireylerde depresyon, kaygı bozuklukları, travma sonrası stres belirtileri, düşük özgüven ve hatta intihar düşüncelerinin daha sık olduğunu gösteriyor. Üstelik bu evliliklerden doğan çocuklar da, anne-babanın yaşadığı psikososyal zorluklar nedeniyle ruhsal ve gelişimsel açıdan risk altında büyüyebiliyor. Yani sorun sadece evlenen çocuğu değil, bir sonraki kuşağı da etkiliyor” şeklinde konuştu.
‘FARKINDALIK ÇALIŞMALARI SÜRDÜRÜLMELİ’
Erken yaşta evliliklerin önlenmesinde eğitimin kilit rol oynadığını vurgulayan Özkan, “Bu konuyla ilgili farkındalık çalışmaları mutlaka sürdürülmeli. Yapılan çalışmalar sayesinde geçmiş yıllara göre bir azalma olduğu görülüyor; ancak hâlâ her yıl binlerce çocuk evleniyor. Özellikle başta kız çocukları olmak üzere tüm çocukların eğitimde kalması sağlanmalı. Toplumsal cinsiyet eşitliği güçlendirilmeli. Bu sadece kız çocuklarının değil, erkek çocuklarının da bilinçlendirilmesini gerektiriyor. Çünkü kalıcı değişim ancak toplumun tamamı dönüşürse mümkün” ifadelerini kullandı.
‘ERKEN YAŞTA EVLİLİK ÖNLENEBİLİR BİR SORUNDUR’
AFSÜ Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Yekta Özkan, yaptığı değerlendirmenin devamında şunları söyledi: “Erken yaşta evlilik kader değildir. Eğitim, güçlü sosyal destek sistemleri, çocukları erken fark eden okul ve sağlık yapıları ve etkin yasal uygulamalarla bu sorun önlenebilir. Her çocuğun güvenli bir ortamda büyüme ve potansiyelini gerçekleştirme hakkı vardır.”