SİSİN ARDINDA BİR ŞEHRİN HAFIZASI
Afyonkarahisar’ın binlerce yıllık tarihine tanıklık eden kalesi, bu kez bulutların ardında saklandı. Zirvesini saran sis, sarp kayalıkların heybetini zaman zaman gizlerken ortaya kartpostalları aratmayan bir manzara çıktı.
Şehrin kalbinde yağmurla ıslanan taş meydan, ağaçların sonbahar renkleri ve gökyüzünden süzülen gri tonlarla farklı bir güzelliğe büründü. Her bir taşın üzerinde biriken yağmur damlaları, kentin günlük telaşına kısa bir mola verirken geçmişle bugün arasında sessiz bir köprü kurdu.
BİR KALE, BİNLERCE YILLIK HİKÂYE
Afyonkarahisar Kalesi, yalnızca şehrin yükseklerinde yükselen bir kaya kütlesi değil; aynı zamanda nice medeniyetin izlerini taşıyan tarihî bir tanık. Kayalık zirvesinden kente bakan kale, bugün sislerin ardında kalsa da görkeminden hiçbir şey kaybetmedi.
Rüzgârın ve yağmurun eşlik ettiği bu sonbahar sabahında kale, sanki yüzyılların hikâyesini bulutların içine sakladı. Belki de bu yüzden bazı manzaralar yalnızca görülmez; insanın hafızasında bir duyguya dönüşür.
YAĞMURUN YIKADIĞI MEYDANDA SONBAHARIN SESSİZLİĞİ
Meydandaki yansımalar, ağaçların dallarına tutunan sonbahar renkleri ve sisin içinde silikleşen kale silueti, Afyonkarahisar’ın alışılmış görüntüsünden farklı bir tablo ortaya koydu.
Kimi için sıradan bir yağmurlu gün olan bu manzara, kimi için şehrin ruhunu anlatan bir fotoğraf karesine dönüştü. Çünkü Afyonkarahisar’da tarih yalnızca geçmişte yaşamıyor; bazen bir kayanın gölgesinde, bazen ıslak bir taşın üzerinde, bazen de sislerin ardında kendini yeniden hatırlatıyor. Ve kale, sislerin arasından sessizce şunu söylüyor gibiydi: Zaman geçer, mevsimler değişir, bulutlar gelip geçer; ama bir şehrin hafızası, bütün görkemiyle yerinde kalır.

