Ana Sayfa Arama Video
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Bağımlılıkla mücadele eden çocuklar ÇEMATEM’de hayata tutunuyor

İzmir’de uyuşturucu madde bağımlısı çocuklar, devlet hastanesine bağlı özel merkezde

İzmir’de uyuşturucu madde bağımlısı çocuklar, devlet hastanesine bağlı özel merkezde tedavi ediliyor. Çocuklar, 3 haftalık arındırma sürecinin ardından yeni bir hayata adım atıyor.

Buca Seyfi Demirsoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmet veren Çocuk ve Ergen Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezinde (ÇEMATEM), 12-18 yaş arasındaki bağımlı gençler hem yatarak hem de ayaktan tedavi görerek hayata yeniden kazandırılıyor. Ege Bölgesi’nde yataklı tedavi hizmeti sunan tek merkez olan kurumda çocuklar; sosyal hizmet uzmanı, hemşire ve psikologlar eşliğinde 3 haftalık arındırma sürecine dahil oluyor. Ahşap boyamadan dramaya kadar pek çok etkinliğin gerçekleştirildiği merkezde, son 1 yıl içerisinde yaklaşık bin 500 genç bağımlılıktan kurtulmak için destek aldı. Ayrıca merkezde, tedavi gören çocukların ailelerine yönelik bilgilendirme eğitimleri düzenlenerek süreçte ailelerin de aktif rol alması sağlanıyor.

Tedavi sürecine dair bilgilendirmelerde bulunan Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uzm. Dr. Enis Sargın, “Ergenlik, insan gelişiminde çok hızlı değişimlerin yaşandığı bir dönemdir. Bu değişimler beyinde de eş zamanlı olarak gerçekleşir. Dolayısıyla bu dönemde madde kullanımı gibi yolunda gitmeyen durumlar yaşandığında; gencin eğitim, sağlık ve ruhsal gelişim gibi hemen hemen tüm yaşam alanları olumsuz etkilenebilir. Bu yüzden, ergenlerde madde kullanımı gibi önemli bir sorunun erken taranması ve tedavisi ayrı bir önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı.

Yılda bin 500 genç başvuruyor

Her hastanın yatırılarak tedavi edilmediğine değinen Sargın, “Hastalarımızın birçoğunun tedavi takibini ayaktan poliklinik kontrolleri şeklinde sürdürebiliyoruz. Merkezimize yılda yaklaşık bin 500 genç başvuruyor ve bunların ortalama 150 ila 200’ünde yatılı tedavi ihtiyacı olabiliyor. Yatılı tedavi ihtiyacını ise daha çok madde kullanım bozukluğunun şiddeti, eşlik eden diğer ruhsal sorunların varlığı, sosyal problemler veya korunma ihtiyacının ağırlığı belirlemektedir” diye vurguladı.

Ergenliğin beyin gelişiminin devam ettiği önemli bir dönem olduğuna değinen Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Klinik Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Börte Gürbüz Özgür de “Bu dönemde madde kullanımı; aile ilişkileri, eğitim ve sosyal hayat gibi birçok alanda olumsuz etkilere yol açmaktadır. Biz tedaviyi her genç için bireysel olarak planlıyoruz. Bu süreci; psikiyatrik değerlendirmeler, psikoterapötik yaklaşımlar, gerektiğinde ilaç tedavileri ve aileyi de sürece dahil ettiğimiz psikososyal müdahalelerle sürdürüyoruz” şeklinde konuştu.

Bağımlılık tedavisinde yalnızca ilaç kullanmadıklarını aktaran Özgür, şunları kaydetti:

“Eşlik eden kaygı, depresyon, dikkat sorunları ya da farklı psikiyatrik durumlarda ilaç tedavilerinden faydalanabiliyoruz. Ancak bunun yanı sıra aileyle ilgili çalışmalar yapıyor ve psikososyal tedavileri önceliklendiriyoruz. Bağımlılıkla mücadelede ailelerin rolü çok önemlidir. Bu süreçte servisimizde ailelere doğru iletişim yollarını aktarıyor, bağımlılığa karşı destekleyici aile ortamının nasıl sağlanabileceğine yönelik yaklaşımlar geliştiriyor ve grup oturumları planlıyoruz. Bunun yanı sıra, gencin eğitim hayatını ve sosyal çevresini düzenlemek de psikososyal müdahalelerimiz arasında yer alıyor.”

“Tedavi edilemez bir durum değil”

“Bağımlılık tedavisi çok boyutlu bir süreçtir ve buradaki amaç sadece madde kullanımını sonlandırmak değildir” diyen Özgür, “Bu süreç; aile ilişkilerini yeniden yapılandırdığımız, gence sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırdığımız, eğitim hayatının içinde kalmasını sağladığımız ve eşlik eden diğer psikiyatrik sorunları da ele aldığımız uzun soluklu bir yoldur. Tedavi sürecinde bazen yeniden madde kullanımına dönüşler olabilir. Ancak ailelerin ve gençlerin bilmesini istediğimiz en önemli şey; bu tekrarların kesinlikle “tedavi edilemez” bir durum olmadığıdır. Böyle durumlarda vakit kaybetmeden her zaman yeniden tarafımıza başvurabilirler. Unutulmamalıdır ki; bağımlılık sorunu yaşayan hiçbir genç yalnız değildir ve yardım almak için hiçbir zaman geç kalınmış sayılmaz” ifadelerine yer verdi.