Ana Sayfa Arama Video
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Batı Anadolu’nun dev kenti Tavşanlı Höyük’te tarih yeniden yazılıyor

Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde yer alan ve Batı Anadolu’nun en büyük höyüklerinden biri olan Tavşanlı Höyük, 8 bin yıllık geçmişi, eşsiz buluntuları ve dünya arkeoloji literatürünü sarsan keşifleriyle adından söz ettirmeye devam ediyor. MÖ 3200’den itibaren kesintisiz 1500 yıl boyunca bir metropol gibi yaşayan höyük, Türkiye’de bir ilk olan korunmuş insan derisi ve dünyada başka bir eşi olmayan buluntularıyla dikkat çekiyor.

Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde yer alan ve Batı Anadolu’nun en büyük

Kütahya iline bağlı Tavşanlı ilçesinin yaklaşık 1 km güneyinde ve Tavşanlı Ovası’nın ortasında yer alan Tavşanlı Höyük, günümüzden binlerce yıl öncesine uzanan köklü tarihiyle Türkiye’nin en önemli arkeolojik odak noktalarından biri haline geldi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi adına Prof. Dr. Erkan Fidan başkanlığındaki bir ekip tarafından Cumhurbaşkanlığı kararlı kazı olarak yürütülen çalışmalar, 2022 yılından bu yana Türk Tarih Kurumu proje destekli 12 aylık kazı statüsüyle sürdürülüyor.

YÜZYILLIK İLGİNİN SONUCUNDA BAŞKENT NİTELİĞİNDE BİR METROPOL

En az 45 hektarlık devasa yayılım alanıyla Batı Anadolu’nun en büyük höyüklerinden biri olan Tavşanlı Höyük, yaklaşık 100 yıldır arkeoloji dünyasının radarında yer alıyor. Konunun duayen isimlerinden Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Kurt Bittel (1930’lar), Ankara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Tahsin Özgüç (1940’lar), İngiliz Arkeoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. James Mellaart ve İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Turan Efe (1980’ler) höyüğün önemini defalarca kaleme almışlardı. 2017-2021 yılları arasında Prof. Dr. Erkan Fidan başkanlığında gerçekleştirilen yoğun yüzey araştırmaları; jeoarkeolojik sondajlar, jeoradar çalışmaları, uzaktan algılama yöntemleri ve yaş tayini analizleriyle desteklendi. Elde edilen bulgular, Tavşanlı Höyük’ün Kütahya’nın en eski yerleşmesi olduğunu tescilledi. İlk olarak bir köy yerleşmesi olarak kurulan alan, taşkınlar sebebiyle bataklık altında kaldıktan sonra Tunç Çağı’nın başında yeniden canlandı. MÖ 3200 ile MÖ 1700 yılları arasında 1500 yıl boyunca kesintisiz iskân gören bu devasa yerleşme, dönemi için bir başkent niteliğinde büyük bir şehir halini alarak gelişti.

BÜYÜK YANGIN VE TÜRKİYE ARKEOLOJİSİNDE BİR İLK: KORUNMUŞ İNSAN DERİSİ İLE KÖPEK PATİ İZLERİ

MÖ 1700’lerde, Asur Ticaret Çağı’nın sonlarına denk gelen dönemde şehir büyük bir saldırıya uğradı. Yakılıp yıkılarak harabeye dönen kent, bu felaketin ardından 250-300 yıl boyunca tamamen iskân görmedi. Kazılarda ortaya çıkarılan bu büyük yangın tabakasında hançer, mızrak ucu ve ok ucu gibi savaş aletleri ele geçirildi. Felaketin en çarpıcı kanıtı ise saldırıdan kaçamayarak evlerden birinin molozu altında kalan iki insan kalıntısı oldu. Kalıntılardan birinin beyni, diğerinin ise karbonlaşan derisi günümüze kadar korunarak ulaştı. Bu keşif, Türkiye arkeolojisinde insan deri kalıntısının ele geçirildiği ilk örnek olarak tarihe geçti. Diğer yandan, bu yıkıma ve döneme dair heyecan verici yeni bir keşif daha gün yüzüne çıkarıldı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kütahya’daki Tavşanlı Höyük kazılarında, Tunç Çağı’ndan kalma kerpiç üzerinde yaklaşık 4 bin yıllık köpek pati izlerinin bulunduğunu açıkladı. Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Bakan Ersoy, köpeğin henüz kurumamış kerpiç üzerinde bıraktığı izlerin günümüze kadar korunduğunu belirtti. Kerpicin bir zamanlar evin duvarında yer aldığını aktaran Ersoy, “Üzerindeki pati izleri, dört bin yıl önceki gündelik hayatın küçük bir anını korudu.” dedi. Kütahya’daki Tavşanlı Höyük kazılarında yaklaşık 4 bin yıllık köpek pati izleri bulunması, izlerin Tunç Çağı’nda yangın sonucu yıkılan bir yapının enkazındaki kerpiç üzerinde keşfedildiğini bir kez daha gözler önüne serdi. MÖ 1450’lerde Hitit İmparatorluk Dönemi ile çağdaş bir zaman diliminde yeniden yerleşilen höyükteki yaşam, İmparatorluk’ la aynı kaderi paylaşarak MÖ 1200’lerde sona erdi ve bir daha bu alanda yerleşim kurulmadı.

DOĞU VE BATI ARASINDA KÖPRÜ: BENZERSİZ BULUNTULAR

Konumu itibarıyla doğu ile batı arasında köprü vazifesi gören Tavşanlı Höyük, son yıllarda yapılan kazılarda dünyanın dört bir yanındaki bilim insanlarını heyecanlandıran eserler sundu:

Eşi Benzeri Olmayan Mühür: 2022 yılında keşfedilen; hem Orta Anadolu’daki Hitit İmparatorluğu hem de Ege Dünyasındaki Minos ve Miken kültürlerinden esintiler taşıyan, üslubu bakımından dünyada başka bir benzeri olmayan pişmiş toprak mühür kazının yıldız buluntuları arasında yer alıyor.

Miken Öncüsü Hançer ve Fayanstan Silindir Mühür: Miken kılıçlarının öncülerini anımsatan hançer ve 2024 yılında gün ışığına çıkarılan fayanstan üretilmiş silindir mühür, bölgenin uluslararası ticari ve kültürel ağlardaki merkezî rolünü gözler önüne seriyor.

4200 Yıllık Fındıklar: Anadolu’nun en eski fındık kalıntılarından olan, onlarca iyi korunmuş fındık tanesi kazının şaşırtıcı sürprizlerinden biri oldu.

Troya Bağlantısı: Çanakkale’deki Troya antik kenti ile özdeşleşen baykuş yüzlü idollerin Tavşanlı Höyük’te de çok sayıda bulunması, efsanelere konu olan Troya ile Tavşanlı arasındaki güçlü bağı kanıtlıyor.

DÜNYA ARKEOLOJİSİNİN ZİRVESİNDE

Elde edilen bu olağanüstü başarılar uluslararası ve ulusal platformlarda taçlandırıldı. Tavşanlı Höyük, Milliyet Arkeoloji Dergisi’nin anket sonuçlarına göre Türkiye’deki 2022 yılının en önemli arkeolojik keşifleri arasında üçüncü, dünya genelinde ise ilk 10 içerisinde yer buldu. 2023 yılında Göbekli Tepe’den sonra Türkiye’de yılın keşfi seçilen yerleşme, 2024’teki yeni buluntularıyla da adını zirveye yazdırdı. En az 30 yıl sürmesi planlanan kazı çalışmaları; Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izin ve destekleriyle yürütülürken, Tavşanlı Belediyesi ve Farika Porselen ana destekleyiciliğini üstleniyor. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörlüğü de projelere çok yönlü katkı sunmaya devam ediyor. Tavşanlı Höyük, gizemleriyle Anadolu tarihine ışık tutmaya ve dünya arkeoloji sahnesindeki haklı yükselişini sürdürmeye devam ediyor.