82 yaşındaki ‘örücü’ ustasının üzüntüsü mesleğinin kendisiyle birlikte sona erecek olması…
Terzi olarak gittiği askerden örücü ustası olarak dönen 82 yaşındaki Ömer Ünver, 1960 yılından bu tarafa örücülük yapıyor. Ömer Usta, bu mesleği yapacak bir çırak bırakamadığı için üzüntüsünü “Bu meslek benimle beraber mezara gidecek, üzgünüm” şeklinde dile getiriyor.
Bedesten karşısındaki küçücük dükkânında yıpranmış kumaşlara adeta can veren ve onları yeniden kullanılır hale getiren 82 yaşındaki Ömer Ünver, örücülük mesleğini yapacak bir eleman bırakamadığı için dertli mi dertli…
YIPRANMIŞ KUMAŞLARA ADETA CAN VERİYOR
1960 yılından bu tarafa örücülük yaptığı söyleyen Ömer Usta, ilerlemiş yaşına rağmen her gün dükkânını açıyor ve mesleğini icra ediyor. Ömer Ünver, örücülük mesleğinin yaşamasını ve yaşatılması istiyor. Örücülük mesleğinin kendisiyle birlikte sonra ereceğinden dolayı üzüntünü dile getiren Ömer Usta, şunları söylüyor: “Çok üzgünüm bu mesleğin bitiyor olmasından. Oğlumu bu işte eğitmek istedim onu yetiştiriyordum. Fakat onun da göz sağlığında sorun olunca devam edemedi. Çok ağır ve hassas bir meslek ve kimseye öğretemediğim, yetiştiremediğim için çok üzgünüm.” Ömer Usta, “Benimle beraber mezara gidecek” dediği örücülük mesleğini anlatırken, terzilikle olan farkına özellikle dikkat çekiyor.
TERZİ ÇOK YETİŞTİRDİM AMA ÖRÜCÜ OLAMADILAR
Afyonkarahisar’da 1960 yılından beri örücülük yapan ve mesleğinin oldukça zor ve itina gerektirdiğini belirten Ünver, mesleğe ilginin olmadığını ve arkasında başka bir meslektaş bırakamadığından dolayı üzgün olduğunu söyledi. Terzilik ile örücülük arasında çok fark olduğunu söyleyen Ünver, “Bütün terziler bu işi yapamazlar” diyor. Kendisi aynı zamanda terzi olan ve son yıllarda daha çok ‘örücülük’ yapan Ömer Usta, “Çok terzi çok yetiştirdim ama örücü olamadılar. Fransa’da bile terzi çırağım var ama maalesef örgü işini yapamıyor” diye konuşuyor.
ASKERE TERZİ OLARAK GİTTİ ÖRÜCÜ OLARAK DÖNDÜ
Örücülük mesleğini 51 yıldır icra eden ve özellikle Afyonkarahisar’ınönde gelen isimlerinin çoğunun elbiselerindeki küçük hasarları tamir ettiğini anlatan Ünver, ilerleyen yaşına ve yorgun gözlerine rağmen devam ettiriyor. Ünver, “Yeniden dünyaya gelsem, yine bu mesleği seçerdim” diyerek mesleğini çok sevdiği belirtiyor. Örücülük mesleğini, Balıkesir’de askerlik görevi yaptığı sırada, asker arkadaşından öğrendiğini söyleyen Ömer Ünver, “Kahramanmaraşlı arkadaşımdan öğrenmiştim bu işi. Askerde ben onun üstüydüm. O da benim bu meslekte ustam oldu sağ olsun bana da öğretti. Terzi olarak gittiğim askerden yeni bir meslek edinerek dönmüş oldum” dedi.
‘ELBİSELERİ ORİJİNAL HALİNE GETİRİYORUM’
Sigara yanığı, güve yeniği veyahut yırtılan kumaşlardan iplik çekerek örülme işlemi yapılıyor. Ördüğü çoğu kumaşı ve kıyafetleri şuan kendisinin bile ayırt edemeyeceğini söyleyen Ünver, şöyle konuşuyor: “Döner dönmez hemen örücülük işine başlamadım. Kendi dükkânımı açıp çalışmaya başladıktan sonra bir müşteri geldi. Pantolonunun yırtıldığını, atmak istemediğini ve kurtarılıp kurtarılamayacağını sordu. Askerdeykenöğrendiklerimle o yırtığı tamir ettim. O müşterim beni bu meslekte Afyonkarahisar’da öncü olmam konusunda teşvik etti. Bende terzilikten sonra örücülük mesleğini de icra ettim.Çok para verilerek alınan elbiselerin küçük bir yırtık, sökük veya güve yeniğinden sonra çöpe atılmaması gerektiğini düşünerek, elbiseleri tamir edip orijinal haline getiriyordum.”
‘ARKADA YETİŞEN BİR ELEMAN BIRAKAMADIM’
Terzilik ile örücülük arasında çok fark olduğunu söyleyen Ünver, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bütün terziler bu işi yapamazlar. Çok üzgünüm bu mesleğin bitiyor olmasından. Oğlumu bu işte eğitmek istedim onu yetiştiriyordum. Fakat onun da göz sağlığında sorun olunca devam edemedi. Çok ağır ve hassas bir meslek ve kimseye öğretemediğim yetiştiremediğim için çok üzgünüm benimle beraber mezara gidecek bu meslek, arkada yetişen bir eleman bırakamadım. Terzi çok yetiştirdim ama örücü olamadılar. Fransa da bile terzi çırağım var ama maalesef örgü işini yapamıyor.”
‘BU MESLEK BENİMLE BERABER MEZARA GİTMESİN’
İnsanlara bu becerisini öğretmek istediğini ve bunu kendine borç saydığını söyleyen Ünver, sözlerini şöyle tamamladı: “Ben biraz yaşlandığım için gözlerim zayıfladı. Bu mesleğin yaygınlaşması ve benden sonra bu mesleği devam ettirebilecek birini çok aradım. Bu mesleği öğreteyim, bu meslek benimle beraber mezara gitmesin, bir meslektaşım bulunsun diye çok çaba harcadım. Gazetelere ilan verdim, televizyonda yayın yaptım. Fakat kimse heves etmedi. Halk Eğitim Merkezi’ne bağlı Meslek Edindirme Kursları’ndan da araştırıldı heves eden çıkmadı. Çıksaydı bir sınıf açılacaktı ve ben eğitim vererek bu mesleği öğretecektim. Bunun için çok üzgünüm. Geride bir eser bırakmak istiyorum. İlimizin önde gelenlerinden destek olmalarını istiyorum.” YURDANUR MERGEN/ ÖZEL

