Ana Sayfa Arama Video
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

‘Çocuklarımızı ve gençlerimizi korumak istiyorsak onlarla sahici bir bağ kurmalıyız’

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, Yeşilay Haftası dolayısıyla düzenlenen programda konuştu: “Çocuklarımızı ve gençlerimizi korumak istiyorsak onlarla sahici bir bağ kurmalıyız. Değişen ihtiyaçlarını, sessizleşen taraflarını ve yardım çağrılarını zamanında fark etmeliyiz. Aile burada belirleyici bir yerdedir. Ev, insanın kendini güvende hissettiği ilk yerdir. Çocuk ilk önce evde görülmek, duyulmak ve anlaşılmak ister. İlgi görmeyen bir boşluk zamanla yanlış etkilerin gidiş alanın dönüşebilir.”

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, Yeşilay Haftası dolayısıyla düzenlenen

Afyonkarahisar’da Yeşilay Haftası kapsamında bağımlılıkla mücadelede yerel iş birliği, aile yapısının korunması ve gençlerin zararlı alışkanlıklardan uzak tutulmasına yönelik çalışmaların ele alındığı bir program düzenlendi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın da katıldığı programda; Vali Dr. Naci Aktaş, Milletvekilleri İbrahim Yurdunuseven, Ali Özkaya ve Hasan Arslan, AKÜ Rektörü Mehmet Karakaş, AFSÜ Rektörü Adem Aslan, Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Mehmet Dinç, Afyonkarahisar Yeşilay Derneği Başkanı Arif Kavas, muhtarlar, veliler ve okul müdürleri yer aldı. Kavas ve Dinç’in konuşmalarının ardından değerlendirmelerde bulunan Vali Aktaş, bağımlılıkla mücadelenin yalnızca tıbbi bir mesele veya asayiş sorunu olmadığını vurguladı. Aktaş, “Evlatlarımızı her türlü kötü alışkanlık pençesinden muhafaza etmek, onlara umut dolu bir gelecek sunmak bizim hem idari hem de insani borcumuzdur. Burada bir araya gelen muhtarlarımız, velilerimiz ve okul müdürlerimiz başta olmak üzere tüm misafirlerimiz bu hayati mücadelenin şehrimize köy köy, mahalle mahalle, sokak sokak yayılacağının müjdecisidir. İnşallah bu çalışmalarla ilimiz; milli ve manevi değerlerine bağlı, bağımlılıktan arınmış ve sağlıklı bireylerden oluşan toplum yapısıyla da örnek bir şehir olarak öne çıkacaktır. Sayın Bakanımız riyasetinde gerçekleştirdiğimiz bu anlamlı programın hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, başta Yeşilay cemiyeti olmak üzere emeği geçen tüm paydaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum” dedi.
‘BAĞIMLILIK SADECE BİR ALIŞKANLIK DEĞİLDİR’
Ardından kürsüye gelen Bakan Göktaş, Yeşilay Haftası’nın aileler, gençler ve toplumun korunmasına yönelik bir seferberliğe dönüşmesini temenni etti. Bağımlılığın sadece bir alışkanlık olmadığını dile getiren Göktaş, “Bugün konuştuğumuz mesele olan bağımlılık sadece bir alışkanlık değildir. Bu mesele insanın iradesiyle, sağlığıyla, ailesiyle ve geleceğiyle doğrudan ilişkilidir. Bağımlılık bir anda ortaya çıkan bir sorun olmaktan ziyade, fark edilmeden derinleşen bir süreçtir. Başlangıçta dikkat çekmez; bir merak, bir özenme, bir yalnızlık ya da ait olma isteğiyle başlayabilir. Günümüzde bağımlılık; tütün, alkol ve madde bağımlılığı gibi bireyin beden sağlığını ve psikolojisini doğrudan tehdit eden unsurların yanı sıra teknoloji, ekran, oyun ve kumar bağımlılığı gibi özellikle gençlerimizin dikkatini, ilişkilerini ve hayatını olumsuz etkileyen risk alanlarını da kapsamaktadır. Bağımlılık yalnızca bireyi değil, ailesini ve toplumu da etkiler. İnsanın hayata tutunma iradesini zayıflatır, aile içinde güveni sarsar, ilişkileri yıpratır. Çocuklarımızın ve gençlerimizin eğitimini ve geleceğini gölgeler. Bu nedenle bağımlılıkla mücadele, esasında toplumu ve aileyi koruma meselesidir” şeklinde konuştu.
‘YEŞİLAY’IN VARLIĞI TOPLUMUMUZ İÇİN BÜYÜK BİR GÜÇ KAYNAĞIDIR’
Yeşilay’ın varlığının toplum için büyük bir güç kaynağı olduğunu belirten Göktaş, “Yeşilay, bağımlılıkla mücadelede yürüttüğü önleyici çalışmalar, rehabilitasyon desteği ve farkındalık faaliyetleriyle her yaştan insanın hayatına dokunmaktadır. Bu anlayışın en güçlü yansımalarından biri ‘Bağımsız Gelecek, Sağlıklı Gelecek’ vizyonudur. 2026 yılının Yeşilay tarafından ‘Bağımsızlık Yılı’ ilan edilmesi, bağımlılıkla mücadelenin ülkemizin geleceğini ilgilendiren milli bir sorumluluk olduğunu göstermektedir. Sağlıklı nesiller için ortaya koyduğumuz ortak irade her geçen gün daha da güçlenmektedir. Bakanlık olarak bağımlılıkla mücadelede özellikle aileyi merkeze alan güçlü sosyal destek çalışmalarını sürdürüyoruz. İnsan sağlığına ve toplumumuza zarar veren her çeşit bağımlılıkla mücadelemizi kararlılıkla devam ettiriyoruz” ifadelerini kullandı.
’81 İLİMİZDE 1 MİLYON 350 BİN VATANDAŞIMIZA BAĞIMLILIKLA MÜCADELE EĞİTİMLERİ ULAŞTIRDIK’
Bakan Göktaş, açıklamasının devamında şunları söyledi: “Ailenin korunması ve güçlendirilmesi eylem planımız, bu alandaki çalışmalarımıza yön veren temel çerçevelerden biridir. Erken müdahale programlarında aile odaklı uyum danışmanlığı hizmetlerini güçlendiriyoruz. Sosyal uyum sürecinde 18 yaş üstü bağımlı bireylerin aileleriyle birlikte topluma güçlü bir şekilde katılmasını sağlıyoruz. Türkiye genelinde yürüttüğümüz eğitim programlarıyla toplumun farklı kesimlerinde farkındalık oluşturuyoruz. 81 ilimizde 1 milyon 350 bin vatandaşımıza bağımlılıkla mücadele eğitimleri ulaştırdık. Aile eğitim programlarımızla yüz binlerce aileye bağımlılık, sağlıklı iletişim ve bilinçli medya kullanımı konularında eğitim verdik. Dijital farkındalık atölyeleriyle erken farkındalık ve doğru yönlendirme anlayışını güçlendiriyoruz. Dijital çağın imkânlarını doğru kullanmak kadar çocuklarımızı ve gençlerimizi dijital dünyanın risklerine karşı korumak da hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu nedenle 15 yaş altı sosyal medya düzenlemesini yalnızca teknik bir konu olarak değil, çocuklarımızın zihinsel ve psikolojik gelişimini koruyan toplumsal bir mesele olarak ele alıyoruz.
‘DAHA GÜÇLÜ BİR TOPLUM İNŞA ETMEK ZORUNDAYIZ’
Daha güçlü bir toplum inşa etmek zorundayız. Sosyal medya platformlarının bu konuda daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerekmektedir. İçerik denetimi, yaşa uygunluk ve çocuk güvenliğini esas alan dijital tasarımlar bu sürecin ayrılmaz parçalarıdır. Sosyal risk haritalarımızla bağımlılık riskini yakından takip ediyoruz. Aile ve toplum temelli destek modellerimizle yereldeki paydaşlarımızla iş birliği içinde çalışıyoruz. Bu modelde en önemli iki paydaşımız muhtarlarımız ve okullarımızdır. Muhtarlarımız mahallelerde sosyal riskleri erken tespit eden en önemli iş ortaklarımızdır. Okullarımız ise bağımlılık riskine karşı farkındalık oluşturan ve çocukların sağlıklı gelişimini destekleyen temel kurumlardır. Muhtarlarımızın ve okullarımızın ortaya çıkan riskleri erken fark ederek gerekli yönlendirmeleri zamanında yapması büyük önem taşımaktadır.
‘YENİ BİR DÖNEME BAŞLIYORUZ’
Yeni bir döneme başlıyoruz. Batman’da hayata geçirdiğimiz, risk tespitinden tedaviye, rehabilitasyondan sosyal uyuma ve istihdama kadar uzanan süreçleri tek bir çerçevede sürdürüyoruz. Projeyle bağımlı bireyin tedavi ve rehabilitasyon sürecini ailesiyle birlikte, bütüncül bir anlayışla yürütüyoruz. Haneyi eğitim, sağlık, sosyal hizmet, istihdam ve sosyoekonomik destek projeleriyle destekliyoruz. Böylece bağımlılığı besleyen tetikleyici unsurları azaltıyoruz. Bağımlılığın tekrarına yol açan zemini değiştirmeden kalıcı başarıya ulaşılamayacağını biliyoruz. Bu projeyi kademeli şekilde yaygınlaştıracağız.
‘ÇOCUKLARIMIZI VE GENÇLERİMİZİ KORUMAK İSTİYORSAK ONLARLA SAHİCİ BİR BAĞ KURMALIYIZ’
Çocuklarımızı ve gençlerimizi korumak istiyorsak onlarla sahici bir bağ kurmalıyız. Değişen ihtiyaçlarını, sessizleşen taraflarını ve yardım çağrılarını zamanında fark etmeliyiz. Aile burada belirleyici bir yerdedir. Ev, insanın kendini güvende hissettiği ilk yerdir. Çocuk ilk önce evde görülmek, duyulmak ve anlaşılmak ister. İlgi görmeyen bir boşluk zamanla yanlış etkilerin gidiş alanın dönüşebilir. Eğitim hayatı da işte bu mücadelenin en önemli parçasıdır. Okul, yalnızca bilginin aktarıldığı yerler değildir. Karakterin güçlendiği, hedef duygusunun geliştiği, aile etkisinin kök saldığı bir alandır. Kendini değerli hisseden, bir amacı olan genç riskler karşısında çok daha güçlü olur. Aileye ve öğretmene görev düşüyor. Hepimize görev düşüyor. Bizim hedefimiz açıktır. Risklere karşı geç kalmayan, gençleri yalnız bırakmayan, aileyi ve dayanışmayı güçlendiren bir bilinç iklimi oluşturmak. Bunu başaramadığımızda bağımlılığa karşı bir tedbir üretmenin ötesine geçecek, aileyi ayakta tutan, gençliği koruyan ve toplumu içeriden güçlendiren bir hedefimiz vardır.”