25 yıllık meslek hayatıyla eczacılığın dönüşümüne birebir tanıklık eden Demir, hem mesleğin sorunlarını hem de toplum sağlığına katkılarını samimiyetle paylaştı.
İKİ ECZACILAR GÜNÜ, TEK AMAÇ: HALK SAĞLIĞINA HİZMET
Türkiye’de eczacılar yılda iki kez kutlanıyor. 14 Mayıs, Osmanlı döneminde Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’de eczacılık eğitiminin başlamasının yıl dönümü olarak kabul ediliyor. 25 Eylül ise, Dünya Eczacılık Federasyonu’nun (FIP) kuruluş yıl dönümünden hareketle, uluslararası düzeyde kutlanan bir gün.
Ecz. Hakan Demir, bu özel günlerin farkındalık yaratmak için büyük bir fırsat olduğuna dikkat çekiyor:
“Bu günlerde hem meslektaşlarımıza hem vatandaşlarımıza, yaptığımız işin ne kadar hayati olduğunu hatırlatmak istiyoruz. Eczacılık sadece ilaç vermek değil, sağlık danışmanlığı da demektir.”
FAZLA FAKÜLTE, AZ İSTİHDAM: GENÇ ECZACILAR ZORLANIYOR
Demir’e göre mesleğin en büyük sorunu kontrolsüzce açılan eczacılık fakülteleri. Türkiye’de eczacı sayısı hızla artarken, serbest eczacılıktaki sınırlamalar yeni mezunları zorluyor.
“Her yıl mezun olan yüzlerce genç eczacı, kısıtlı alanlara yönelmek zorunda kalıyor. İstihdam sorunu büyüyor. Bu sadece eczacılık değil, tüm sağlık meslekleri için geçerli.”
İLAÇ VAR AMA YOK: TEDARİK KRİZİ BÜYÜYOR
Halkın en çok muzdarip olduğu konulardan biri ise ilaçların bulunamaması. Başkan Demir, bu durumu “ilaç kıtlığı” olarak değil, “ilaç adaletsizliği” olarak tanımlıyor:
“İlaçlar aslında var ama yeterli miktarda temin edilemiyor. Üreticiler Türkiye’ye sınırlı ürün gönderiyor çünkü Avrupa’ya göre burada ilaç fiyatları düşük. Oysa gurbetçilerimiz bile buradan ilaç alıyor, çünkü Avrupa’da çok pahalı.”
E-REÇETE SİSTEMİ: HEM GÜVENLİ, HEM HIZLI
E-reçete sistemine sıcak bakan Demir, bu dijital dönüşümün hem hata payını azalttığını hem de işlem hızını artırdığını ifade ediyor: “Artık ilacı karıştırma ihtimali yok. Sistem reçetede olmayan ilacı vermemize izin vermiyor. Özellikle nöbetlerde büyük kolaylık sağlıyor.”
REÇETESİZ İLAÇ KULLANIMI: SİSTEMİN AÇIĞINI ECZACILAR KAPATIYOR
Reçetesiz ilaç kullanımı eleştiriliyor olsa da, Demir’e göre sağlık sisteminin yapısı bunu zorunlu kılıyor:
“Kardiyolojiye randevu bir hafta sonrasına veriliyor. Biz o hastaya ilacını vermezsek belki hayati riske girecek. Elbette her ilacı reçeteyle vermeyi isteriz ama sistem buna hazır değil.”
NÖBET SİSTEMİ ELEŞTİRİLERİNE YANIT: “24 SAAT AÇIK ECZANE BEKLENTİSİ GERÇEKÇİ DEĞİL”
Sosyal medyada sıkça gündeme gelen nöbet sistemine yönelik eleştiriler hakkında konuşan Demir, vatandaşın beklentisinin yüksek olduğunu ama şartların belli olduğunu vurguladı:
“Afyon’u üç bölgeye ayırarak nöbet planlaması yapıyoruz. Bazen iki eczane birbirine yakın oluyor, bazen uzak. Ama 24 saat açık kalmak mümkün değil. Bizim de mesai sonrası yaşama hakkımız var.”
AŞI, TAKİP, DANIŞMANLIK: ECZACININ ROLÜ ARTMALI
Avrupa’daki birçok ülkede eczacılar aşı uyguluyor, hastalık takibi yapıyor. Türkiye’de ise bu alanlar hâlâ sınırlı. Demir, eczacıların sağlık sistemine daha aktif katılmasını istiyor:
“Aşı yapma yetkimiz yok. Ama birinci basamak sağlık kuruluşu olarak tanımlanıyoruz. Çelişki burada başlıyor. Oysa biz hastayla ilk temas kuran sağlık personeliyiz. Boy-kilo takibi, şeker ve tansiyon ölçümü, aşı… Bunları rahatlıkla yapabiliriz.”
İNTERNETTEN İLAÇ OLMAZ: “SAĞLIĞINIZI TEHLİKEYE ATMAYIN”
Demir, özellikle pandemi sonrası artan online ilaç ve gıda takviyesi satışlarının ciddi tehlike oluşturduğunu söylüyor:
“İnternette satılan ürünlerin %70’i ya sahte ya da etkisiz. Bu çok ciddi bir oran. 100 liralık paranın sahtesi yapılıyorsa, 500 liralık ilacın neden yapılmasın? Vatandaşlarımızı uyarıyoruz: İlacı sadece eczaneden alın.”
BİTKİ ÇAYLARI MASUM MU?
Kış aylarının yaklaşmasıyla birlikte bitki çaylarına ilgi artıyor. Ancak Demir, bu ürünlerin de gelişigüzel tüketilmemesi gerektiğini belirtiyor:
“Bitki deyip geçmeyin. Etken maddeler içeriyorlar. Fazla tüketim ya da ilaçlarla etkileşim ciddi sorunlara yol açabilir. Özellikle kronik hastalığı olanlar mutlaka eczacı danışmanlığı alsın.”
ECZANELER SATIŞ NOKTASI DEĞİL, DANIŞMA MERKEZİDİR
Toplumun eczacıları sadece ilaç satan kişiler olarak görmesinden yakınan Demir, eczanelerin aslında birer danışma merkezi olduğunu vurguluyor:
“Vatandaşlarımız bize her konuda danışabilir. Magnezyumdan Omega-3’e kadar birçok gıda takviyesi konusunda bilgi sahibiyiz. Biz kendimizi sürekli geliştiriyoruz. Meslek içi eğitim programlarımız sürekli devam ediyor.”
GENÇ ECZACILARA MESAJ: VİZYON SAHİBİ OLUN
Demir, genç meslektaşlarına sadece eczane açmak değil, topluma katkı sağlayacak projeler geliştirmeleri çağrısında bulundu:
“Bir ilaç bulun, bir hastalığın çaresini siz geliştirin. Misyonunuz ve vizyonunuz olsun. Eczacılık sadece bir meslek değil, topluma hizmet etme yoludur.”
GENEL KURUL HAZIRLIĞI: YENİ HEDEFLER YOLDA
Hafta sonu gerçekleşecek olan Eczacılar Odası Genel Kurulu’na da değinen Demir, mevcut başkanlık görevine devam etmeyi planladığını ifade etti. Oda olarak yeni projeleri olduğunu da belirtti:
“Yeni bir oda binası yapıyoruz. Depreme dayanıklı olacak şekilde planladık. Bahçesine bir afet eczanesi konteyneri kuracağız. Afet anında halkımıza sağlık hizmeti sunabilecek bir merkez olacak.”
“SAĞLIK BİLİNÇLE BAŞLAR”
Röportajın sonunda vatandaşlara bir kez daha seslenen Ecz. Hakan Demir, şu uyarıyı yaptı:
“İnternetten ilaç almayın. Gıda takviyesi almayın. Bitki çaylarını bilinçsiz kullanmayın. Eczacınız size en yakın sağlık danışmanıdır. Sağlıklı kalmanın yolu doğru bilgiyle başlar.”





