Ana Sayfa Arama Video
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Gazetecilik halk adına hak arama mesleğidir

İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) Başkanı Dilek Gappi öncülüğünde bölge illerinde görev yapan gazetecilere yönelik başlatılan ‘Dijital Medya ve Yapay Zekâ’, ‘Yapay Zekâ Uygulamaları ile İçerik Üretimi’ ve ‘Yeni Medyada İletişim ve Dayanışma’ başlıklarında eğitimlerinin Afyon ayağı gerçekleştirildi

İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) Başkanı Dilek Gappi öncülüğünde bölge illerinde

Eğitimler öncesi meslektaşlarına seslenen İGC Başkanı Gappi, gazeteciliğin halk adına hak arama mesleği olduğunu, ancak son yıllarda bu meslek tanımının sürekli karıştırıldığına vurgu yaparak, “Çok açık söylüyorum, her yerde de söylüyorum; iktidarın kim olduğu bizi hiç ilgilendirmiyor. Biz yalnız bir mesleğiz” dedi.

İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) Başkanı Dilek Gappi, gazeteciliğin halk adına hak arama mesleği olduğunu, ancak son yıllarda bu meslek tanımının sürekli karıştırıldığına vurgu yaparak, “Çok açık söylüyorum, her yerde de söylüyorum; iktidarın kim olduğu bizi hiç ilgilendirmiyor. Hangi iktidar gelirse gelsin biz gerçeği ortaya koyduğumuz sürece, hakikatin peşinde koştuğumuz sürece biz yalnız bir sektörüz. Biz yalnız bir mesleğiz. Eğer gerçekten gazetecik yapıyorsak. O nedenle bizim etik kodlara mutlaka ama mutlaka her şeyden çok sarılmamız gerekiyor” dedi.
‘DİJİTAL FIRTINA’ ÇAĞINDA GAZETECİLİK YAPMAK ZOR
İGC Basın Akademisi Bölge İl Eğitimleri kapsamında dün geldiği Afyon’da konuşan Gappi, ‘dijital fırtına’ olarak tanımladığı internet çağında gazetecilik yapmanın zorluğuna işaret ederek, gazetecilerin bu süreçten ancak birbirleriyle dayanışarak ayakta kalabileceğini belirtti. İGC’nin, Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Gazeteciler Cemiyeti ile birlikte Avrupa Birliği desteğiyle yürüttüğü ‘Medya Özgürlüğüne Destek-Güçlü Dayanışma, Güçlü Medya’ projesi kapsamında başlattığı bölge il eğitimleri kapmasında kinci durağı Afyon’da görev yapan gazetecilere ‘Dijital Medya ve Yapay Zekâ’, ‘Yapay Zekâ Uygulamaları ile İçerik Üretimi’ ve ‘Yeni Medyada İletişim ve Dayanışma’ başlıklarında eğitimler gerçekleştirildi. Rıza Çerçel Kültür Merkezi’nde Afyon Gazeteciler Cemiyeti ev sahipliğinde düzenlenen eğitime AGC Başkanı Önder Artuk, Afyon Basın Cemiyeti Başkan Vekili Polat Yılmaz ile çok sayıda gazeteci katıldı. Eğitimden önce bir konuşma yapan İGC Başkanı Gappi’nin, eğitimlerin ayakta kalmak için gerekli bir araç olduğuna işaret ederek başladığı konuşmasından öne çıkan satırbaşları şöyle:
GAZETECİLİK HALK ADINA HAK ARAMA MESLEĞİDİR
“Eğitim araç aslında. Neye araç olsun istiyoruz biz eğitimi? Bir kere öncelikle ayakta kalmaya. Neyin ayakta kalması için? Dürüst, ilkeli, etik değerlere saygılı gazeteciliğin ayakta kalması için. Ayakta kalabilir miyiz? Dijital tufanda kim ayakta kalıyor ki diyeceksiniz. Ama biz kalacağız. Çünkü sadece kendimiz adına mesleği yapmıyoruz. Bu mesleği bugüne kadar getiren çok insanın sorumluluğu ve vebali var üzerimizde. Gerektiğinde kalemlerini kırmamak için hayatlarını ödeyen insanların vebali ve sorumluluğu var üzerimizde. Gazetecilik halk adına hak arama mesleğidir. Bu kadar ağır bir sorumluluğu içselleştirilmiş çok az meslek vardır. Ama sorunlarımız devasa. Birbirimize sorunlarımızı mı anlatacağız? Hayır.
HABERCİLİK DİYORSANIZ ORADA DURUN
Dijital tufan dedik yaşadığımız ekosisteme. Bu ekosistemde öyle noktaya geldik ki artık gazeteci kim? Influencer kim? Haberi kim yapıyor? Haberin etik kodları nerede? Sürekli birbirine karışıyor ve gazetecilikte haber yazmak da yetmiyor. Gazeteciyim. Neden? İnternet sitem var, çok kolay. Ama internet sitesi kurmak, gazetecilik değil ki. Dijital girişime saygımız var. Her türlü dijital gelişime karşı saygımız var. Ama habercilik diyorsanız orada durun. Habercilik o kadar kolay bir meslek değil. Anayasadan bir güç alıyoruz. Hele hele biliyoruz ki yani şimdi içinde yaşıyorsunuz hep birlikte. Gerçek gazeteciliğin sorumluluğu çok ağır. Ama biz hakikat savaşçısıyız, biz hakikatten vazgeçemeyiz.
DAYANIŞMAYI VE GÜCÜMÜZÜ ARTIRACAĞIZ
Aynı zamanda biliyorsunuz haber influencerı da olmak zorundayız. Yani haberi yayanlar da biz olmak durumundayız. O zaman dijital kodları herkesten çok daha iyi öğrenmeliyiz. Peki, biz bu anlayışa nasıl başladık? Sekiz yıl önce başladık. Dedik ki ‘Başka bir yere gidiyor dünya.’ Önce kim etkilenecek? Bizim mesleğimiz etkilenecek. O zaman şunu yapalım; eğitimlerimizi farklılaştıralım. Şimdi sistemde asıl sıkıntılarımızdan biri şu; kendi kendine tanım üreten ender mesleklerden biriyiz. Bu ağır sorumluluk karşısında ne yapacağız? Dayanışmayı ve gücümüzü artıracağız. Çözümlerimiz buradan geçiyor. Bu mesleği doğru ve hakkıyla yapanları aramıza alacağız. Meslek kodları çok açık. Meslek etik ilkeleri açık aslında. Yani hem uluslararası normları var hem de basın konseyimizin normları var.
DOĞRU VE NİTELİKLİ GAZETECİLİK YAPANLAR KAMU KAYNAĞINI ELBETTE KULLANACAKLAR
Ve biz şimdi İzmir Gazeteciler Cemiyeti olarak iki şey yapıyoruz. Biri eğitimleri çok hızlandırdık. Neden? Aynı zamanda bu mesleğin ayakta kalması gerekir. Gelir kalemi oluşmayan, bağımsız gelir kalemleri modelleri oluşmayan hiçbir meslek yaşayamaz ya da bağımlı hale gelir. İşte Türkiye’nin yaşadığı tablolardan biridir. Basın İlan Kurumu konusunda çok mücadele ettik ve bir internet dönüşümü yapabildik. Ancak kriterler konusunda hala sıkıntılar çok. Şimdi kriterler tekrar değişti. Neden değişti? Çünkü yapay zeka devreye girdi. Yapay zeka ile birlikte artık basın inanın istediği kriterleri yakalamanız daha da zorlaştı. Zaten insanlar sizi yapay zeka üzerindeki haberlerden, yapay zeka üzerinden tanımlıyor, tanıyor ve buraya yeni kriterler gelmesi gerekiyor. Yani sizin tanınırlık kodunuz gibi, güven kodunuz gibi, sosyal medyadaki varlığınız gibi yeni kodlar eklenmesi gerekiyor Basın İlan’a. Basın İlan Kurumu sistemin bir parçası. Önemli mi? Evet önemli. Çünkü biz kamu gazeteciliği yaptığımıza göre doğru ve nitelikli gazetecilik yapanlar kamu kaynağını elbette kullanacaklar. Ama doğru standartlarda. Bunun da mücadelesi içerisindeyiz. Basın kanunumuz yok biliyorsunuz. Biraz önce de söyledim, yani kendi kendine beyanatla gazeteciyim dediği anda gazeteci olabiliyorlar. Şimdi basın kanunu mutlaka olmalı. Ha bu iklimde olur, başka iklimde olur bilemeyiz. Ama bizler güçlü olmak ve ne istediğimizi iyi bilmek zorundayız. Aslında bu eğitimlerin asıl amaçları bu işte.
BUGÜNKÜ EKOSİSTEM BAŞKA FIRSATLAR DA YARATIYOR
Çok kriter gelebilir, bunlar tartışılabilir. Ama bir sorumluluk daha var üzerimizde. Gençler bu meslekten gidiyor. Bu çünkü çok zor, çok ağır. Ben şunu çok açık söylüyorum; ilk gelen arkadaşa ‘Ben gazeteci olacağım’ dediği anda ‘Bu meslekten zengin olmayacağını biliyorsun değil mi’ diyorum. Biliyorsan ona göre hareket et. Çünkü bunun karşılığı başka. Para değil bu. Ondan sonra gel, şimdi şansımız da var. Nedir? Geleneksel medyanın aslında biraz zayıflaması tabii ki elimizi çok güçlü zayıflattı ama bize dijital tufan, bugünkü ekosistem başka fırsatlar da yaratıyor. Hakkıyla yaptığın takdirde eğer dijitali de iyi biliyorsan ve gerçekten gazeteci olmaya niyetin varsa o fırsatlardan da yararlanabiliriz. İşte bugünkü eğitimlerin diğer bir amacı da bu.
İKTİDARIN KİM OLDUĞU BİZİ HİÇ İLGİLENDİRMİYOR
Biz etik olarak başka bir çalışmayı daha başlattık. Çünkü bu iki ayak. Bir ayak istediğiniz kadar başarılı olun, çevreniz ve gücünüz olsun ama etik değerlerle hareket etmiyorsanız işiniz çok zor. Etik değerler dediğimiz şey şudur objektif ve hakikat. Çok açık söylüyorum, her yerde de söylüyorum; iktidarın kim olduğu bizi hiç ilgilendirmiyor. Hangi iktidar gelirse gelsin biz gerçeği ortaya koyduğumuz sürece, hakikatin peşinde koştuğumuz sürece biz yalnız bir sektörüz. Biz yalnız bir mesleğiz. Eğer gerçekten gazetecik yapıyorsak. O nedenle bizim etik kodlara mutlaka ama mutlaka her şeyden çok sarılmamız gerekiyor ve biz İzmir’de şöyle bir uygulama başlattık. Etik sözleşmesi imzalatıyoruz kurumlarla. Basın ilkelerine uyma taahhüdünü; kurumlar ve gazetecilik yaptığını ifade edenler imzalıyor. Daha sonra bu sözleşmeye imza atanları kamu parası dağıtan kurumlarla eşleştirmeye çalışıyoruz. Yani meslekte etik kodlara ‘Evet’ diyen ve etik sürece ‘Uyacağım’ diyenleri ilgili kurumlarla bir araya getiriyoruz. Diyoruz ki ‘Kamu parası kullandıracaksan bu kurumları kullandır.’ Bir de neyi çok önemsiyoruz? İstihdamı. İstihdam sayısı çok çok önemli. O kurumlarında mutlaka önünün açılmasını istiyoruz.
GAZETECİLER VE BASIN KURULUŞLARINA DESTEK VERMEYE ÇALIŞIYORUZ
Açıkçası gerçekten çok mutluyum. Çok güzel bir kentteyiz. Ben Afyon’a ne zaman gelsem acayip mutlu oluyorum. Arkadaşlar hangi eğitimi istiyorsanız, ‘Bizim şu eğitime ihtiyacımız var, bizim şu donanıma ihtiyacımız var’, ne istiyorsanız biz İzmir olarak hazırız. Yürüttüğümüz projenin iki ayağı daha var. Birincisi telif destek programı eğitimi veriyoruz. Bu meslekte en azından nitelikli haberler olsun, yeni başlayanlar meslekten korkmasınlar, özellikle de iş arama sürecinde olan arkadaşlarımız haberlerine telif alabiliyorlar. Bir de Basın Evi Destek Aracı (BEDA) desteğimiz var. Onunla da kurumlara ekipman desteği ve proje desteği vermeye çalışıyoruz. Ama sonuçta birlikte güçlü olmak zorundayız. Başka hiçbir şansımız yok. İyi, doğru, nitelikli, kendini geliştiren insanlar bu sektörde var oldukça aslında sadece mesleği geliştirmeyeceğiz; ben ülkedeki demokrasiyi de insan haklarını da geliştireceğimizi düşünüyorum. Katıldığınız için çok ama çok teşekkür ediyorum, sağ olun.”   Bekir Turan Vural