Geleneksel Keçe Yapım Atölyesi sahibi 26 yaşındaki EylülBaşoğul, yaklaşık daha 6 ay gibi kısa bir süreden berikeçecilik mesleğini yapmaya gayret ediyor. Aynı zamanda Beden Eğitimi yüzme öğretmenliğini devam eden Başoğul, Taşhan’da küçük dükkânında ürettiği keçelerin hem sergisini, hem de satışını gerçekleştiriyor.
Birçok meslekte olduğu gibi Keçecilik de unutulmaya yüz tutmuş meslekler arasında ki yerini aldı. Eskilerin en çok rağbet gören mesleklerinden olan Keçecilik gelecek birkaç yılda tarihe karışması bekleniyor. Bir zamanlar ilimizde keçeciler yeri olan ve yaklaşık 83 keçecinin olduğu yerde ise şimdi sadece 3 keçeci var olma savaşını vermeye çalışıyor.Keçe, yün, kıl ya da pamuğun ıslak ortamda çiğnenip dövülerek liflerinin birbirine kaynaşmasıyla elde edilen ve örtü, yaygı, çadır, giysi yapımında kullanılan kaba kumaştır. Bu kumaş türü ile uğraşanlar yıllarca sektörünün en zahmetli ve iyi gelir sağlayan bir mesleğini icra ettiler. Geldiğimiz bu günlerde ise bu mesleğin de kaybolacak olan meslekler arasında yerini aldığını görebiliyoruz.
KEÇECİLİKTE FARKLI KULLANIM ALANLARI YARATMAYA ÇALIŞIYORUM
Geleneksel Keçe Yapım Atölyesi sahibi 26 yaşındaki EylülBaşoğul, yaklaşık daha 6 ay gibi kısa bir süreden beri Keçecilik mesleğini yapmaya gayret ediyor. Aynı zamanda Beden Eğitimi yüzme öğretmenliğini devam eden BaşoğulTaşhan’da küçük dükkânında ürettiği keçelerin hem sergisini, hem de satışını gerçekleştiriyor.
Keçeye yalnızca bir araştırmacı olarak değil aynı zamanda sanatçı titizliği ile yaklaştığını belirten Başoğul, “Estetik değeri de olan keçe ürünlerinin toplumda yeniden kullanılabilir hale getirmek amacıyla, farklı kullanım alanları yaratmaya çalışıyorum” dedi.
Keçecilik sanatının, yok olma sürecine giren alt kültür ürünü geleneksel el sanatlarımızdan biri olduğunu ifade eden Başoğul, şöyle devam etti: “Zaman tünelinde unutulmuş Anadolu insanının, renge dönüştürdüğü ezgisini yeniden yaşatmak ve gündelik yaşamdaki yerini almasına yardımcı olmak zorundayız.”
ÇOBAN KEPENEĞİ VE YER YAYGISI İLE SINIRLI KALMIŞ
Başoğul, keçede bugün yenilik uygulanmadığını, ekonomik darboğaz içindeki üreticinin yerel hammaddeler, yerel imalat yöntemleri kullanmaya devam ettiğini söyledi. Ustaların çıraklarına devrettikleri bilgi ve gelenekle beslenen mesleğin çoban kepeneği ve yer yaygısı ile sınırlı kalması sonucunda sanatkarların ekonomik yönden zor durumda olduklarını anlatan Başoğul, “Çırak olarak kimse gelmediği gibi ustaların çocukları da keçeci olmak istemiyor” dedi. Kendisinin de şuan Keçecilik mesleğini sürdüren İsmail Erkuş’tan öğrendiğini ve çalışmaların devam ettiğini belirten Başoğul, keçenin esnek bir malzeme olduğunu, modern günlük yaşamda bu özelliği sayesinde keçeden her türlü ev tekstili ve giyim eşyası üretmenin mümkün olduğunu anlattı.
‘KEÇENİN UNUTULMAMASI İÇİN ÇABA SARF EDİYORUM’
Başoğul “Keçe dünyadaki ilk tekstil ürünü en önemli el sanatı. Ben de somut olmayan kültürel mirasımızı modernize ederek, insanların beğenisine sunuyorum. Unutulmaması ve gelecek nesillere aktarılması için çaba sarf ediyorum. Keçenin ticaret ve meslek olarak var olmasına çaba sarf edenlerdenim” dedi.
‘ÇANTA, ŞAPKA, KIYAFET ÜRETİYORUZ ‘
Keçenin yaklaşık 200’e yakın ürünlerde kullanıldığının altını çizen Başoğul, “Taç, toka, yüzük anahtarlık, küpe gibi küçük aksesuarlardan başlayıp, yer yaygısına, halılara kadar devam ediyor. Biz genelde çanta, şapka, kıyafet, palto, ceket, yelek gibi üretimler yapıyoruz. Bir de şallarımız çok meşhur. Keçeye bakarsanız aslında bir tekstil termostur. Vücut ısısını terletmeden korur. Biz de çoban kepeneği diye adlandırırız. Alt kültür ürünü olarak, ihtiyaçtan kullanılan ürün olarak kabul edebiliriz. Ama dünyada lif sanatı ve tekstil art diye geçer. Ben de o kaba sert kumaşı ipek inceliğinde yaparak yeniden hayatımıza katmaya çaba sarf ediyorum” diye ekledi.Alaattin Yeşilay (özel)

