Uysal’ın değerlendirmeleri siyasi bir eleştiri ve iddia niteliğinde. Uysal, sistemi düzenlemek ve denetlemekle görevli, ‘hakem’ konumundaki kuruluşlarda bulunan bağlantıların kullanılması yoluyla içeriden bilgi alındığını öne sürdü. Bu bilgiler doğrultusunda bazı hisselerde işlemler yapıldığını, ardından söz konusu hisselerin satılarak vatandaşların kaynaklarının kendilerine aktarıldığını iddia etti. Açıklamasında bazı kamu görevlileri ve bürokratlara da dikkat çeken Uysal, bir bakan yardımcısı, BDDK ve SPK yetkilileriyle sıhri ilişkileri bulunduğunu belirttiği bazı isimlerin yanı sıra üst düzey bürokratların da konuyla bağlantılı olduğunu ileri sürdü. Uysal ayrıca, 19 Ağustos’ta Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından SPK’ya gönderilen yazıdan haberdar olunmasının ardından paraların yurt dışına çıkarıldığını savundu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 19 Ağustos 2026’da SPK’ya gönderdiği yazıya ilişkin haberlerde, bazı hisselerde fonlar üzerinden gerçekleştirildiği değerlendirilen olağan dışı işlemlerin incelenmesinin istendiği aktarılmıştı. Yaşananların siyasi ve bürokratik sistemde oluştuğunu öne sürdüğü ‘ahbap-çavuş ilişkileri’ nedeniyle ortaya çıkan bir yozlaşma ve güvenlik açığı olduğunu savunan Uysal, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da çağrıda bulundu. Uysal, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından toplumsal vicdana ve finansal piyasalardan başlayarak tüm ekonomiye güven verilmesi amacıyla SPK, Borsa İstanbul ve BDDK başta olmak üzere ilgili kurumların üst yönetimlerinin yeni isimlerden oluşturulmasının açıklanması gerektiğini ifade etti.
‘Kravatlı soygun’ iddiası araştırılmalı
Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, fon krizi olarak gündeme gelen gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. Uysal, Bakanlar Kurulu toplantısında ele alınacağını belirttiği iki ana gündem maddesinden birinin ‘fon krizi’ olduğunu ifade ederek, yaşananları ‘kravatlı soygun’ olarak nitelendirdi.

