Ana Sayfa Arama Video
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Organ nakli beklerken her gün yaklaşık 13 hasta hayatını kaybediyor

Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof.

Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Arif Aslaner, Türkiye’de 30 binin üzerinde hastanın organ nakli beklediğini belirterek, “Her gün yaklaşık 13 hasta nakil beklerken hayatını kaybediyor” dedi.

3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sempozyum düzenlendi. Organ nakli yapılan hastaların deneyimlerini paylaştığı programda, konuşmacılar organ nakli ve bağışının önemi hakkında bilgi verdi.

“Bu hastalarımız için zaman çok kıymetlidir”

Programda ilk olarak konuşan Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Sibel Kulaksızoğlu, organ bağışının toplumsal önemine dikkat çekti. Kulaksızoğlu, “Organ bağışı, bir insanın başka bir insana verebileceği en değerli armağanlardan biridir. Çünkü organ bağışı, yalnızca bir organın nakledilmesi değil, bir insana yeniden yaşama tutunma fırsatı, bir aileye yeniden umut ve bir çocuğa geleceğini yaşama şansı vermektir. Unutmamalıyız ki organ nakli bekleyen her hasta, yaşam mücadelesini umutla sürdürmektedir. Bu hastalarımız için zaman çok kıymetlidir. Organ bağışı konusunda toplumda oluşturacağımız her farkındalık, atacağımız her bilinçli adım, bir insan için yeni bir başlangıç olabilir. Ülkemizde organ bağışı bilincinin geliştirilmesi, toplumun doğru bilgilerle buluşturulması ve bağış konusundaki tereddütlerin giderilmesi hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu sorumluluk yalnızca sağlık çalışanlarına değil, toplumun her kesimine düşmektedir. Organ bağışı, yaşamın değerini bilen insanların gösterdiği büyük bir dayanışma örneğidir. Kendi hayatımızın bir gün sona ereceğini biliyoruz. Ancak aldığımız bir kararla başka hayatların devam etmesine katkıda bulunabiliriz. İşte organ bağışını anlamlı kılan da budur; bir yaşamın ardından başka yaşamların devamına umut olabilmek” ifadelerini kullandı.

“Onlar bu tablonun gerçek mimarlarıdır”

Prof. Dr. Arif Aslaner ise merkezde gerçekleştirilen nakillere ve organ bağışının önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Aslaner, “Karaciğer, böbrek ve pankreas nakillerinde en güncel ve gelişmiş cerrahi tekniklerle merkezimiz adına çıtayı her geçen gün daha yukarı taşıyoruz. Ancak bu büyük başarının ardında büyük bir emek ve coşku var. Gece gündüz demeden, telefonu çaldığı anda kendi hayatını durdurup hastası için yollara düşen, ameliyat masasında saatlerce ter döken güçlü bir ekibimiz var. Bu vesileyle fedakârca çalışan tüm transplantasyon ekibimize, asistan doktorlarımıza, hemşirelerimize ve tüm sağlık çalışanlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Bu tablonun asıl kahramanları, vefat eden yakınlarının organlarını bağışlayan ailelerdir. En acılı anlarında bile başka bir insana hayat vermeyi seçen bu ailelerin erdemi, kelimelerle ifade edilemeyecek kadar yücedir. Diğer yandan, kendilerinden bir parça vererek sevdiklerine hayat bağışlayan canlı vericilerimizin cesareti de her türlü takdire değerdir. Onlar bu tablonun gerçek mimarlarıdır” diye konuştu.

“Organ nakli hastalarımız için tek ve son çare olabiliyor”

Organ bağışı bilincinin toplumun geneline yayılması gerektiğini belirten Aslaner, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Ülkemizde organ nakli bekleyen binlerce hastamız, kendilerine şifa olacak o haberin gelmesini bekliyor. Organ nakli ekiplerine, hekimlere ve sağlık yöneticilerine düşen en büyük görev, organ bağışı bilincini toplumun geneline yaymak, bağış oranlarını artırmak ve bu bayrağı daha ileri taşımaktır. Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ Nakli Merkezi olarak bu bilinçle çalışmaya, umut olmaya ve bilimin ışığında hayat kurtarmaya devam edeceğiz. Bir hayat, bir umut; toprak olmasın, can olsun. Hepimiz bunun için uğraşıyor, çabalıyor, gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Hastalarımızın sağlığına kavuşması için işlevini yitirmiş karaciğer, böbrek veya pankreasın yerine sağlıklı bir organın nakledilmesi gerekiyor. Organ nakli hastalarımız için tek ve son çare olabiliyor. Türkiye’de nakil bekleme listelerinde 30 binin üzerinde hastamız var. Her gün yaklaşık 13 hasta nakil beklerken hayatını kaybediyor.”

“Organ bağışı farkındalığını artırmamız gerekiyor”

Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ Nakli Merkezi Sorumlu Uzman Yardımcısı ve genel cerrah Doç. Dr. Kemal Eyvaz da organ bağışı konusunda aile içi iletişimin önemine değindi. Eyvaz, “Türkiye’de başta böbrek olmak üzere karaciğer, pankreas, ince bağırsak ve kornea nakli bekleyen 30 binin üzerinde hasta var. Bu hafta boyunca toplumda organ bağışı farkındalığını artırmak amacıyla çeşitli etkinlikler ve sempozyumlar düzenliyor, duyurular yapıyoruz. Organ bağışı, canlıdan ve kadavradan, yani vefat etmiş kişilerden yapılabiliyor. Türkiye’de bağışların önemli bir kısmı canlı bağışçılardan sağlanıyor. Ancak nakil bekleyen hasta sayısı çok fazla. Yoğun bakımlarda beyin ölümü gerçekleşen hastalardan yapılacak bağışlar da nakil bekleyen hastalar için önemli bir kaynak oluşturuyor. Beyin ölümü hem tıbben hem de dinen ölüm olarak kabul ediliyor. Bağış yapılmadığında bu organlar da kişiyle birlikte toprağa gidiyor. Oysa nakil bekleyen birçok hastaya şifa olabilirler. Bu nedenle insanların hayattayken organ bağışçısı olduklarını aileleriyle paylaşmaları büyük önem taşıyor. Aile ortamında bu konunun önceden konuşulması, beyin ölümü gerçekleştikten sonra aileyle yürütülen görüşmeleri ve bağış sürecini de kolaylaştırıyor. Organların toprak olmadan başka hastalara şifa olabilmesi için hastalarımızdan ve hasta yakınlarından bu sürece destek vermelerini bekliyoruz. Uygun organ bulunamaması ya da doku uyumsuzluğu nedeniyle bazı hastalarımız nakil beklerken hayatını kaybediyor. Bu kayıpları en aza indirmek ve bekleme listelerini azaltmak için organ bağışı farkındalığını artırmamız gerekiyor. Beyin ölümü gerçekleşen hastaların ailelerinin izniyle yapılan bağışlar, nakillerin gerçekleştirilmesine imkân sağlayarak bekleme sürelerinin kısalmasına ve bu süreçte yaşanan can kayıplarının azalmasına katkı sağlayacaktır” dedi.

Sempozyum, organ nakli yapılan hastaların nakil süreçlerini anlatmaları ve katılımcıların sorularını yanıtlamalarıyla sona erdi.