Uysal, egemen eşitlik, iç işlerine karışmama ve kuvvet kullanma yasağının ancak BM Güvenlik Konseyi yetkilendirmesi ya da meşru müdafaa hâlinde aşılabileceğini vurguladı. ABD’nin Irak, Afganistan ve Latin Amerika’daki geçmiş müdahalelerini hatırlatan Uysal, bu tür eylemlerin ‘demokrasi’ ya da ‘insani müdahale’ gerekçeleriyle meşrulaştırılamayacağını ifade etti. Trump döneminde izlenen saldırgan yaklaşımın yalnızca hedef ülkeleri değil, bölgesel ve küresel istikrarı da tehdit ettiğini söyleyen DP Lideri Uysal, Güney Amerika’da zorla rejim değişikliği girişimlerinin yeni çatışmalar ve göç krizleri doğurabileceğine dikkat çekti.
‘HER TÜRLÜ HUKUK DIŞI MÜDAHALEYE KARŞI ÇIKMAK GEREKİR’
Türkiye’de bazı iktidar çevrelerinin böyle bir müdahaleyi desteklemesini ‘siyasal riyakârlık’ olarak nitelendiren Uysal, hukuk ve kurumları araçsallaştıran yönetim anlayışlarının hem iç politikada otoriterleşmeyi hem de dış politikada öngörülemezliği beslediğini kaydetti. Uysal, Venezuela’ya yönelik bir saldırının tekil bir hukuk ihlali değil, uluslararası düzenin kendisine yönelmiş bir tehdit olduğunu belirterek, ilkesel tutumun aktörüne bakılmaksızın her türlü hukuk dışı müdahaleye karşı çıkmayı gerektirdiğini ifade etti.
‘TRUMP’IN SALDIRGAN YAKLAŞIMI KÜRESEL SİSTEMİ DOĞRUDAN TEHDİT EDEN BİR RİSK ÜRETMEKTEDİR’
Uysal açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Güney Amerika’da zorla rejim değişikliği girişimleri, kıtada yeni vekâlet çatışmalarına, göç krizlerine ve siyasal radikalleşmeye yol açma potansiyeli taşımaktadır. Benzer şekilde Orta Doğu’da sürdürülen hukuk dışı müdahalelerin nasıl kalıcı istikrarsızlık, terörleşme ve insani yıkım ürettiği hâlâ hafızalardadır. Bu nedenle Trump’ın saldırgan yaklaşımı, yalnızca Latin Amerika’yı değil, küresel sistemi doğrudan tehdit eden bir risk üretmektedir. Türkiye’de iktidar çevrelerinin bu tür bir ABD müdahalesini alkışlaması ise açık bir siyasal riyadır. Zira aynı çevreler, ulusal egemenlik ve anti-emperyalizm söylemini iç politikada sürekli olarak dolaşıma sokarken, söz konusu ilke ABD’nin çıkarlarıyla örtüştüğünde sessiz kalmakta ya da destek vermektedir. Bu tutum, ilkesel bir dış politika değil, güce göre konumlanan bir siyasî pragmatizmdir. Dahası, Trump’ın uluslararası hukuku ve kurumsal denetimi reddeden yönetim anlayışı ile Türkiye’de Erdoğan liderliğinde kurumsallaşan yürütme merkezli siyasal model arasında yapısal benzerlikler bulunmaktadır.
‘BİR ÜLKEYE KARŞI İŞLENMİŞ BİR HUKUK İHLALİ DEĞİL; ULUSLARARASI DÜZENİN KENDİSİNE YÖNELMİŞ BİR TEHDİTTİR’
Her iki liderlik anlayışında da hukuk, bağımsız bir normlar bütünü olarak değil; siyasî iradenin önünü açan veya daraltan bir enstrüman olarak görülmektedir. Kuvvetler ayrılığına mesafeli, yargıyı ve medyayı baskılayan, muhalefeti ‘gayrimeşru’ ilan eden bu anlayış, iç politikada otoriterleşmeyi, dış politikada ise öngörülemezliği beslemektedir. Sonuç olarak, Venezuela’ya yönelik ABD saldırısı ve Maduro’nun zor yoluyla tasfiyesi, yalnızca bir ülkeye karşı işlenmiş bir hukuk ihlali değil; uluslararası düzenin kendisine yönelmiş bir tehdittir. Bu tür eylemleri alkışlamak ya da görmezden gelmek, yarın aynı hukuksuzluğun başka coğrafyalarda ve başka halklara karşı işletilmesine zemin hazırlamaktır. İlkesel bir duruş, aktörüne bakılmaksızın her türlü hukuk dışı müdahaleye karşı çıkmayı; egemenlik, demokrasi ve insan haklarını güç siyasetine kurban etmemeyi gerektirir.” Haber Merkezi
‘Venezuela’ya müdahale uluslararası düzene tehdit’
Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı ve eski Afyonkarahisar Milletvekili Gültekin Uysal, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ABD’nin Venezuela’ya yönelik olası askerî müdahalesinin ve Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun zorla tasfiye edilmesinin uluslararası hukukun temel ilkeleriyle açıkça çeliştiğini ileri sürdü.

