Panik atak halinde kalp çarpıntısı, nefes darlığı, baş dönmesi, terleme gibi fiziksel belirtilerle birlikte yoğun korku ve endişe hissedildiğini aktaran Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Genetik yatkınlık, çevresel faktörler, çocukluk döneminde yaşanan birtakım problemler panik bozukluk riskini artırabiliyor” dedi. Atak sırasında dikkati başka yöne vermenin semptomların şiddetini azaltabileceğine vurgu yapan Aydın, kaçınma davranışlarının ise sorunu besleyebileceğini dile getirdi.
‘BAZI KİŞİLERDE PANİK ATAK ÇOK SIK GÖRÜLEBİLİYOR’
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, panik atak hakkında bilgi verdi ve baş etme yöntemlerini anlattı. İçinde bulunulan dünyada yaşanabilecek tehlikelere karşı insanların kendini koruyabilmesi ve tehditlere karşı mücadele edebilmesi için vücutta birtakım savunma mekanizmaları bulunduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Yaşadığımız ortamda stres veren ve gerilim oluşturun herhangi bir durum karşısında vücudumuzda bulunan bu mekanizmalar alarma geçer. Bu alarmla birlikte gerilebilir ve korkabiliriz” diye konuştu. Yaşanan bu endişe ve korku duygularının çok yoğun ve çok şiddetli yaşanmasına ‘panik atak’ denilebileceğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Kısaca panik atak vücudumuzun tehditlere karşı kendini korumak adına harekete geçirdiği bir ‘alarm butonu’dur. Birçok insan hayatında bir ya da iki defa panik atak yaşamış olabilir. Ancak bazı kimselerde bu durum çok daha sık görülebilir. Yani bedenin tehditlere karşı kendini korumak için kullandığı bu alarm butonu bazı kişilerde normalden farklı olarak çok sık ve uygunsuz anlarda harekete geçebilir. Bu durumda panik sisteminde bozulma olduğunu ve artık durumun panik bozukluğa evrildiğini söyleyebiliriz” açıklamasını yaptı.
BU BELİRTİLERDEN EN AZ 4 TANESİNİ YAŞIYORSANIZ DİKKAT!
Panik atağın gerçekleştiği esnada çok yoğun korku ve endişe duygusu yaşandığına vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Genellikle 10. dakikada en yoğun halini alır. Ataklar 10 ila 20 dakika arasında sürer, ancak bazı durumlarda bu süre 1 saati bulabilir” diye konuştu. Panik atak durumunda birtakım düşünceler, duygular ve fiziksel semptomların görülebileceğine dikkat çeken Aydın, şöyle devam etti: “Kişi ‘öleceğim, kalp krizi geçiriyorum, felç oluyorum, boğuluyorum, deliriyorum’ gibi düşüncelere sahip olabilir. Göğüs ağrısı, nefes almada güçlük, vücutta uyuşma, karıncalanma, kalp atışının hızlanması, baş dönmesi, bulantı, terleme, sıcak basması ya da üşüme, bayılacakmış hissi gibi fiziksel belirtiler ile aşırı derecede korku ve endişe yaşama gibi yoğun duygular eşlik edebilir. Bununla birlikte kişi kendini dışarıdan izliyormuş ve bedenini kendine ait bir beden değilmiş gibi hissetme (depersonalizasyon) ya da zaman akışında yavaşlama veya hızlanma (derealizasyon) gibi algıda bozulmalar yaşayabilir. Bu belirtilerden en az 4 tanesinin varlığı ve bu belirtilerin en az 10 dakika sürmesi yaşanılan duruma panik atak denilebilmesi için yeterlidir.”
‘ÇOCUKLUK TRAVMALARI PANİK BOZUKLUĞA NEDEN OLABİLİYOR’
Panik bozukluğun neden ortaya çıktığının net olarak bilinmediğini aktaran Aydın, “Genetik yatkınlık ve çevresel faktörler ektili olabiliyor. Yani ailesinde panik bozukluk olan birinde panik bozukluk görülme riski daha yüksektir. Bununla birlikte çocukluk döneminde yaşanan birtakım problemlerin ya da travmaların kişinin yaşamının ilerleyen dönemlerinde panik bozukluğu yaşamasında etkili olduğu düşünülüyor” diye konuştu. Panik bozukluğa sahip kişilerin ilk etapta neden böyle bir problem yaşadıklarını anlayamayacakları ya da tetikleyici nedenleri fark edemeyebileceklerini aktaran Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, ilerleyen aşamalarda panik ataklarla birtakım olayların ilişkili olduğuna dair farkındalık yaşayabileceklerini söyledi.
‘ATAK SIRASINDA DİKKAT BAŞKA YÖNE VERİLMELİ’
Panik atak yaşayan kişilerde vücutta oluşan herhangi bir semptoma fazlasıyla odaklanma ve durumu felakete dönüştürme durumu görülebildiğinin altını çizen Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Hafif bir kalp çarpıntısı hızlıca felaketleştirilip ‘kalp krizi geçiriyorum’ düşüncesine dönüştürülebilir” ifadelerine yer verdi. Bu esnada dikkati vücuttan alıp başka bir şeye yönlendirmenin mevcut semptomun kötüleşmesinin önüne geçebileceğini vurgulayan Aydın, “Yürüyüş yapılarak ya da çevrede bulunan birisiyle konuşarak dikkat dağıtılabilir. Bununla birlikte alkol almak ya da sıkça hastane acillerine başvurmak gibi panik atağın beslenmesini sağlayacak kaçınma davranışlarından da mümkün olduğunca kaçınılması gerekir. Genellikle kişilerin bu durumla tek başına mücadele edebilmesi pek mümkün olmaz. Bu nedenle ruh sağlığı uzmanlarından destek almaları önerilir” şeklinde konuştu.
‘TEDAVİ FARKINDALIĞI ARTIRIR, FARKINDALIK PANİK ATAK RİSKİNİ AZALTIR’
Panik bozukluk tedavisinde hem psikoterapi desteğine hem de ilaç desteğine başvurulduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, sözlerini şöyle tamamladı: “İki tedavinin bir arada yürütülmesi tedaviden sonuç alınabilme olasılığının daha yüksek olmasını sağlar. Psikoterapi ile birlikte kişi, yaşadığı durumun ne olduğunu ve hangi işlevsiz düşüncelerinin ya da davranışlarının durumu şiddetlendirdiğini fark eder. Bu farkındalıkla birlikte hastalığı besleyen düşünceler ve davranışlar üzerinde değişikliklere gidebilir. Böylece panik atağın tekrardan nüksetme oranı ciddi oranda düşer.”

