Ana Sayfa Arama Video
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Yalnızlık olumsuz duyguları ve dürtüselliği yoğunlaştırıyor  

Yetersiz sosyal bağlanma olarak tanımlanan yalnızlığın, kriminolojinin önemli bir ilgi alanı haline geldiğini kaydeden INCB Başkanı Prof. Dr. Sevil Atasoy, “Yapılan son araştırmalar, yalnızlığın bilişsel işlevleri, duygusal düzenlemeyi ve sosyal davranışları etkileyen psikolojik bir durum olduğunu ve bunların tümünün suç eğilimlerini etkileyebileceğini göstermektedir” dedi.

Yetersiz sosyal bağlanma olarak tanımlanan yalnızlığın, kriminolojinin önemli bir ilgi

Son psikolojik araştırmaların, yalnızlığın olumsuz duyguları, dürtüselliği ve bilişsel çarpıtmaları yoğunlaştırdığını gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Atasoy, “Bu duygusal durumlar, empatiyi azaltabilir ve risk almayı artırabilir; her ikisi de suç davranışıyla bağlantılıdır. Dolayısıyla, yalnızlık, davranışsal engelleri azaltan ve antisosyal etkilere yatkınlığı artıran bir psikolojik durum olarak işlev görür” diye konuştu. Prof. Dr. Atasoy, “Yalnızlık doğrudan şiddete neden olmaz; ancak, hayal kırıklığı, öfke ve tehdit algısının artmasıyla ilişkilidir” dedi. Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) Başkanı ve Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy, yalnızlık ve suç davranışı arasındaki ilişkiyi değerlendirdi.

BİR RİSK FAKTÖRÜ OLARAK YALNIZLIK

Yetersiz sosyal bağlanma olarak tanımlanan yalnızlığın, kriminolojinin önemli bir ilgi alanı haline geldiğini kaydeden Prof. Dr. Sevil Atasoy, “Yapılan son araştırmalar, yalnızlığın bilişsel işlevleri, duygusal düzenlemeyi ve sosyal davranışları etkileyen psikolojik bir durum olduğunu ve bunların tümünün suç eğilimlerini etkileyebileceğini göstermektedir. Ülkeler hızlı kentleşme, dijitalleşme ve demografik değişimler nedeniyle artan sosyal dağınıklık yaşarken, yalnızlık ile suç davranışı ve yeniden suç işleme arasındaki ilişkiyi anlamak giderek daha önemli hale gelmektedir” dedi.

YALNIZLIK, SUÇ İŞLEMEYE KATKIDA BULUNUYOR

Yalnızlığın, nesnel olarak sosyal izolasyonla aynı şey olmadığını, yeterli sosyal bağlara sahip olmadığınızı “hissetmeniz” anlamına geldiğini dile getiren Prof. Dr. Atasoy, şöyle devam etti: “Sosyal kontrol teorisi, gerilim teorisi ve etiketleme teorisi gibi kriminolojik teoriler, yalnızlık için kavramsal alanlar sağlar. Travis Hirschi’nin sosyal kontrol teorisi, aile, okul ve toplulukla olan zayıf bağların gayri resmi sosyal kontrolü azalttığını ve sapma olasılığını artırdığını öne sürer. Yalnızlık, içselleştirilmiş özdenetimi azaltan zayıf bağlanma ve aidiyetin bir kanıtı olarak görülebilir. Son yıllarda yapılan çalışmalar bu görüşü desteklemektedir; örneğin sürekli yalnızlık yaşayan mahkûmların, duygusal kontrolde azalma, kaygı düzeyinde artma ve empatide azalma sergilediğini bildirmektedir. Bunların her biri suçlu davranışı ile ilişkilidir” Son psikolojik araştırmaların, yalnızlığın olumsuz duyguları, dürtüselliği ve bilişsel çarpıtmaları yoğunlaştırdığını gösterdiğini de anlatan Prof. Dr. Atasoy, “Bu duygusal durumlar, empatiyi azaltabilir ve risk almayı artırabilir; her ikisi de suç davranışıyla bağlantılıdır. Dolayısıyla, yalnızlık sadece arka plan koşulu olarak değil, davranışsal engelleri azaltan ve antisosyal etkilere yatkınlığı artıran bir psikolojik durum olarak işlev görür. Gelişimsel açıdan bakıldığında, yalnızlık hoşnutsuzluğu, dürtüselliği ve olumsuz duyguları şiddetlendirir ve belki de stres ve travma ile etkileşime girer. Hapsedilmiş bireyler üzerinde yapılan çalışmalar, yalnızlığın psikolojik sıkıntı ve saldırganlığın artmasının güçlü bir belirleyicisi olduğunu göstermektedir” diye konuştu.