BÜYÜK HIRSIZ ŞİLİMAN ve TRUVA SOYGUNU
Daha önceki yazılarımızda sözünü ettiğimiz gibi Anadolu yüzyıllardır süren bir eski eser yağması ile karşı karşıyadır. Özellikle Alman ve İngiliz uyruklu kişiler bu soygun ve yağmada başı çekmişlerdir. Bunların sayıları çoktur ama bu yazı serisinde en önemlilerinden söz edeceğim. Anadolu’yu soyan en tanınmış hırsız ve soyguncuların başında Şiliman (Heinrich Schliemann) gelir. 1822’de Almanya Mecklenburg-Vorpommern eyaletinde bir papaz ailesinin beşinci çocuğu olarak dünyaya gelen Şiliman tüccar ve amatör arkeolog olarak bilinir. Çocukluğundan beri Homeros’un İlyada destanında adı geçen Truva kentinin gerçek bir yer olduğuna inanmış ve bu efsanevi kenti bulmak için zaman harcamıştır.
Bu nedenle Yunanistan’a yerleşerek 1869 yılında Sophia Engastromenos adlı Yunanlı öğretmen bir kadınla evlenir. Daha sonra Truva’yı bulmak için birkaç kez Çanakkale’ye gidip gelir. Boğazın iki yakasında günlerce dolaşır ve sonunda Hisarlık Tepesi’nde Truva kentinin bulunduğuna ve kazıya bu tepede başlamaya karar verir. Burası günümüzde Çanakkale İli, Tevfikiye Köyü yakınlarında olup, Hisarlık adıyla bilinmektedir. Şiliman İstanbul’a gelip Osmanlı devletinden kazı iznini alarak 1870 yılı Nisan ayında Hisarlık Tepesinde kazıya başladı.
Şiliman, 1870 yılında başladığı kazılarını 1871 ve 1872 yıllarında hazineyi bulma umuduyla sürdürür. 1873 baharında yeniden başladığı kazılarda kerpiç duvarlı bir saray kalıntısına rastlayınca tüm dikkatini buraya verir. O yılın haziran ayının ortalarında duvar kalıntısına gizlenmiş bir zırh parçası, bir gümüş tabak bulununca eşinin doğum günü bahanesiyle hemen kazıyı tatil etmiş, işçileri dağıtmıştır. O gece ay ışığında karısı Sophia ve güvendiği iki adamı ile bu duvarı kazmaya başlar ve birkaç saat içinde, gerçekten de aradığı hazineyi bulur.
Bulunan eserler şöyledir: 1 altın baş sargısı, 1 altın taç bağı, 70 çift altın küpe, 18 bin altın bilezik, 6 altın-gümüş bilezik, 20 bin altın halka, 35 bin altın düğme, 1 mücevher taş, 1 altın kap, 5 altın bardak, 6 gümüş ve altın şamdan, 5 gümüş kap, 1 gümüş bardak, 1 gümüş fincan, 1 tepsi, 1 kazan, 1 sahan, 2 simli testi, 13 mızrak, 14 silah, 7 bıçak, 1 bakır kalkan, 1 bakır kazan. Gece yarısı bütün hazineyi karısı ile birlikte kazı evine taşırlar. Şiliman, kazı evinde karyola altına gizlediği defineden hiç kimseye söz etmeyip ertesi gün sanki hiçbir şey olmamış gibi normal bir şekilde işçileri kazıya devam ettirir. Oysa yasa gereği buluntulardan Osmanlı Devleti’ni haberdar etmesi ve yarısını devlete vermesi gerekiyordu.
Şiliman için en önemli konu bulduğu hazineyi Osmanlı Devleti’nin haberi olmadan Atina’ya kaçırmaktı. Bunu da başaran Şiliman, hazineyi üç seferde Atina’ya kaçırıp Atina’daki villasında bir süre saklamıştır. Şiliman Osmanlı yönetiminin anlaşmadan doğan haklarını arayacağını ve hazinenin yarısını isteyeceği ihtimaline karşı eserlerin sahtesini yaptırarak vermeyi planlamış, bunun için araştırmalar yapmışsa da buna gerek kalmamıştır.

Sophia’nın üstündeki Truva hazinesinden bazı parçalar
Bir süre sonra Şiliman bu paha biçilmez eserleri Atina’dan Berlin’e kaçırdı. Hazineyi önce Paris’teki Louvre Müzesi’ne, ardından da St. Petersburg’daki Ermitaj Müzesi’ne satmayı teklif ettiyse de olumlu bir yanıt alamadı. Sonunda eserleri Alman hükümetine bağışlayarak büyük bir prestij kazandı. Başta Alman imparatoru I. Wilhelm olmak üzere, Alman ilim akademileri Şiliman’a törenlerle madalyalar, plaketler verip onurlandırdılar. Bu arada 5 Ağustos 1873 tarihinde Ausburg Allgemeine Zeitung Gazetesi’nde, Truva hazinesine ait bir yazı yayınlanınca Osmanlı Devleti’nin bu büyük hırsızlıktan haberi olmuş ve Osmanlı Devleti 2 Şubat 14 Haziran 1873 tarihleri arasında yapılan kazılarda bulunan, hazinelerin kendi payına düşen yarısını almak üzere Atina’da Şiliman’a karşı büyük bir hukuk mücadelesi başlatmıştır. Şiliman’a karşı yürütülen davanın kazanılabilmesi için gerekli çalışmalar yapılmasına karşın, ilk mahkemenin 1874 yılının mayıs ayı sonlarında kaybedilmesi Osmanlı hükümetini büyük hayal kırıklığına uğratmıştır. Atina’da yaşanan dava sürecinde Şiliman, bu durumu kendi lehine çok iyi kullanmış ve dönemin siyasi-iktisadi atmosferinden olabildiğince yararlanmıştır.
Maarif Meclisi’nce 1875’te bir daha Truva’da araştırma izni verilmemesi yönünde alınan karara karşın, Şiliman, ilki 1876 yılında olmak üzere, sırasıyla 1878, 1882 ve 1890 yıllarında dört kez daha kazı izni almıştır! Şiliman’a kazı izinlerinin hangi siyasi ve ekonomik koşulların ya da hangi yöneticilerin görevlerini kötüye kullanmaları sonunda verildiği araştırılması gereken bir konudur.
Şiliman’ın kaçırdığı hazine önce Berlin’deki Charlottenburg Sarayı’nda sergilendi. 1890 yılında ölümünden sonra Pergamon (Bergama) Müzesi’nde yerini aldı. İkinci Dünya Savaşı’na değin bu müzede saklanan eserler, savaş sırasında gizemli bir şekilde ortadan kayboldu. 1992 yılında hazinelerin savaş ganimeti olarak Rusya’ya götürüldüğü ve 1993 yılına değin Puşkin müzesinde saklandığı anlaşıldı. Söz konusu buluntular halen Puşkin müzesinde sergilenmektedir. Rusya’daki eserlerin iadesi için hem Türkiye hem de Almanya’nın girişimleri vardır.
Şiliman, Truva hazinelerini dünya uygarlığına kazandırdığı için batı dünyası tarafından takdir görse de Türkiye’de Osmanlı belgelerinin ışığında “Truva Hazinelerini aşıran” kişi olarak bilinmektedir. Yani Şiliman, Anadolu’yu yağmalayan büyük bir soyguncu ve bir kültür hırsızıdır.































YORUMLAR