Şubat ayı başında TÜİK, Türkiye’nin nüfusunu açıklayacak.
Kırsal kesimden değişik dinamiklere bağlı olarak şehirlere hızlı bir akın var. Şehirler her geçen büyümekte.
TÜİK’in geçen yılki verilerine göre, Afyon’da yaklaşık 5 bin 500 kişi köy ve kasabalardan şehir merkezlerine göç etmişti. Bakalım bu yıl nasıl bir veriyle karışılacağız.
***
Malum..
Bu şehirleşmenin beraberinde getirdiği pek çok sorun var.
Ne var ki..
Bu sorunların en başında trafik geliyor.
Zira..
Başta büyükşehirler olmak üzere Afyon’da da kent içinde trafik yönetilmekten çıktı çıkmak üzere..
Kent merkezinde trafik, bir ulaşım meselesi değil artık; Afyon kilitleniyor.
Siz de tanıksınız..
Bir sabah Afyon’a uyanırsınız, yola çıkarsınız.
Ve trafikte durursunuz..
Evet, Afyon’da trafikte donar kalırsınız..
***
Bizim memleketin trafiği, hani o meşhur kaymağımız gibidir; ağır ağır ilerler, bir türlü akmaz. Ama kaymak ağızda tat bırakır, bu trafik sadece sinir bozukluğu bırakıyor. Afyon’un mermeri serttir, insanı merttir ama trafiği namerttir.
Kurtuluş Caddesine bir girersiniz, sanırsınız ki bütün şehir o an orada sözleşmiş. Arabalar birbirine küsmüş gibi durur, santim ilerlemez. Korna sesleri, tepedeki kalenin surlarına çarpıp geri döner de, bir yetkilinin kulağına gitmez.
***
Sadece araç trafiği mi?
Elbet değil..
Yollar dar, kaldırımlar dar, dertler ise Afyon Ovası kadar geniş…
Kaldırımlar iki tekerlekli araçların doğal yaşam alanı.
Yaya geçidi mi?
Var ama sembolik.
Bir yaya, karşıdan karşıya geçerken şunu düşünür: ‘Ben mi geçiyorum, yoksa kaderim mi?’
Otopark desen: ‘Yer gök park yeri ama koyacak yer yok’ felsefesi hakim.
Toplu taşıma desen: Balık istifi geleneğimiz burada da tam gaz devam.
Akılda ek değil, iki soru: ‘Nereye Gidiyoruz?’
‘Bu insanlar neden bu kadar gergin?’
***
Afyon güzel şehir.
Tarihi var, suyu var, mutfağı var.
Ama şehir, sadece geçmişle taşınmaz.
Şehir dediğin, insanın rahatça yürüdüğü, arabaya binmeden de yaşayabildiği yerdir.
Bir şehri sevmek, o şehrin sokaklarında huzurla yürümekle başlar.
Direksiyon başında ter dökerek, kırmızı ışıkta ömür tüketerek şehirli olunmaz, sadece ‘trafik mağduru’ olunur.
Afyon trafiği işte böyle bir şeydir: Beklemek üzerine kurulmuş bir sistem.
***
Bu yazının amacı hiçbir kurum ya da kişiyi hedeflemiyor. Ya da ilgili tüm kişi ve kurumları hedefliyor.
Umudumuz, “Bu şehir nefes almalı” diyecek birisinin ya da bir kurumun ortaya çıkmasında.
Bunun için…
Yolların dar ve sabırların tükendiği Afyon’da ilgili tüm kurumlar el ele vermeli, kenti ranta değil, insana göre dizayn etmenin yollarını aramalı.
Son söz…
İlgili yetkililere bir önerim var:
Bir sabah arabaya binmeyin.
Yürüyün.
O zaman belki anlarsınız, bir kentin kendi kendisiyle nasıl çarpıştığını..
































YORUMLAR