Köfteci Ömer; Zülali camiden uzun çarşıya doğru inerken, merdivenlerden sonra soldan ikinci dükkandı.
Her zaman olduğu gibi, esnaf öğlen yemeğine ne yiyeceğini şaşırır, bazen sefertası ile evden yemek getirilirken bazen de çarşıdan yemek yenirdi.
Çarşıda Kanaat pide; lüleci lokantası, Bakkal Nuri Emmi, Köfteci Ömer, Bacaksızın lokanta, Başak pide ; bunlar esnafın öğlen öğünlerini savdığı yerlerdi.
Köfteci Ömer amca İnegöl benzeri ızgara parmak köfte yapardı. Yarım ekmeği dilimler ızgaradan akıp biriken yağ ile yağlayarak kızartır mangal ateşinde pişirdiği köfteleri üzerine koyarak servis, paket ederdi. İşyeri pırıl pırıl, tertemiz, beyaz mermerden yapılmış tezgahıyla bal dök yala masalarıyla güzel bir işyeriydi. Esnafın çoğunluğu orada karnını doyururdu.
Köfteci Ömer Yasak Orta boylu kilolu çalışırken zaman zaman kilo kaynaklı tıslayan, esmer, kısa kesilmiş saçlarıyla, yuvarlak yüzüyle, küçük dünya diye tabir edilebilecek bir insandı.
Köftelerindeki lezzeti nasıl yakalardı bilmiyorum. Köftede sır varmıydı bilmiyorum. Bir defasında köftesi bitmiş, köfte yaptırmaya gittiğimde elime on lira verip hadi Mercimeğin Osman’a git selamımı söyle bir kilo kıyma al gel demişti.
Aldığım kıymayı mermerin üzerinde tuz ile birleştirerek yoğurup parmak köfte haline getirip pişirmiş ve vermişti. Evet çok lezzetliydi içine farklı bir şey de katmamıştı.
Bu gün bile onun yaptığı gibi yapıp mangalda pişirdiğim halde aynı lezzeti yakalayabilmem mümkün değil,,,
İşin erbabı olmak bu olsa gerek.
Birinci sanayi Çarşısında kardeşi Nurettin abi ve oğlu da köftecilik yapardı ama aynı tadı yakalayamazlardı.
Son zamanlarında Kadınana ilkokulu arka köşesinde bulunan kendi dükkanına taşınmış orada devam etmişti…
Eskilerde olan tatlar ve lezzetler bu günlerde maalesef kalmadı. Şimdilerdeki lezzetleri de belki çocuklarımız yakalayamayacak.
































YORUMLAR