Ana Sayfa Arama Video
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Bekir Turan Vural
Bekir Turan Vural

24 YIL BEKLEDİK, İKİ MAÇTA KAYBETTİK (2)

Dünkü yazımızda Türkiye’nin Dünya Kupası’na erken vedasının nedenlerini ve başarısızlığın sorumlularını değerlendirmiştik. Ancak bu tablo içinde geleceğe umut veren gelişmeleri de görmek gerekiyor.

Biz Afyonkarahisarlılar için ayrı bir gurur kaynağı olan milli futbolcularımız Kenan Yıldız ve Orkun Kökçü, turnuvanın olumlu hanesine yazılması gereken isimler arasında yer aldı.

Henüz kariyerinin başında olmasına rağmen Kenan Yıldız, yeteneğini ve cesaretini sahaya yansıtmaya çalıştı. Topla buluştuğu anlarda rakip savunmayı zorlayan, risk alan bir görüntü çizdi. Ancak kabul etmek gerekir ki Kenan, takım içinde potansiyelini tam anlamıyla ortaya koyabileceği bir oyun düzeninin parçası olamadı. Yeterince doğru toplarla buluşturulamadı ve zaman zaman yalnız bırakıldı. Böyle bir oyuncunun etkisini artırmak teknik heyetin en önemli görevlerinden biri olmalıydı.

Afyonkarahisar’ın yetiştirdiği bir diğer değerimiz Orkun Kökçü ise özellikle Paraguay karşısında oyuna sonradan girmesine rağmen orta sahaya hareket getiren isim oldu. Top kullanma becerisi, dikine pasları ve mücadeleci futboluyla takımın hücum gücünü artırdı. Son maçta ABD karşısında ise adeta takımın beyni gibiydi. Attığı golün yanı sıra oyunun iki yönünü de başarıyla oynayarak neden Avrupa’nın önemli orta sahaları arasında gösterildiğini kanıtladı. Keşke Orkun’un bu performansını turnuvanın ilk iki maçında da daha uzun süre sahada görebilseydik.

Sonuç olarak Türkiye, Dünya Kupası’na 24 yıllık özlemi bitirdi ama yeni bir hayal kırıklığını da beraberinde yaşadı. Son maçta ABD karşısında ortaya konan mücadele, aslında bu takımın neler yapabileceğinin göstergesiydi. İnsan ister istemez şu soruyu soruyor: Madem bu futbol oynanabiliyordu, neden ilk iki maçta oynanamadı?

Belki de en acı olan budur.

Yeşil Burun Adaları başardı, biz neyi eksik yaptık?

Aslında bu Dünya Kupası’nın belki de en dikkat çekici hikâyesi Türkiye değil, ilk kez turnuvaya katılan Yeşil Burun Adaları oldu. Afrika’nın batı kıyısında, nüfusu 525 binin altında olan küçük ada ülkesi; İspanya’nın ardından grubunu namağlup tamamlayarak son 32 turuna yükselmeyi başardı. Üstelik bunu, iki kez Dünya Kupası şampiyonu Uruguay ile 2034 Dünya Kupası’nın ev sahibi Suudi Arabistan’ı geride bırakarak gerçekleştirdi.

Biz ise Avrupa’nın en önemli liglerinde forma giyen futbolculara, milyonlarca lisanslı sporcuya, güçlü kulüplere ve büyük bir futbol kültürüne sahip olmamıza rağmen ilk iki maç sonunda turnuvaya veda ettik.

Futbol artık yalnızca nüfusla, ekonomik güçle ya da yıldız oyuncularla kazanılmıyor. Doğru planlama, istikrarlı yönetim, disiplinli takım oyunu ve sahaya yansıyan ortak akıl başarıyı getiriyor. Yeşil Burun Adaları’nın Dünya Kupası’nda yazdığı başarı hikâyesi bunun en somut örneği oldu. Türkiye’nin de bu başarıyı kıskanmak yerine ondan ders çıkarması gerekiyor.

Çünkü mesele, “Biz onlardan daha büyük bir futbol ülkesiyiz” demek değil; o potansiyeli sahaya yansıtabilmektir. Dünya Kupası bir kez daha gösterdi ki futbolda isimler değil, doğru yönetilen sistemler kazanıyor.

Şimdi yapılması gereken suçlu aramaktan çok, doğru dersleri çıkarmaktır. Çünkü 2030 Dünya Kupası çok uzak değil. Eğer aynı hatalar tekrarlanırsa, yine büyük umutlarla gidilen bir turnuvadan erken dönüşün nedenlerini konuşmaya devam ederiz.

Türk futbolunun artık günü kurtaran çözümlere değil; akılcı planlamaya, istikrara ve liyakate ihtiyacı var. Aksi hâlde değişen yalnızca teknik direktörler olur, sonuçlar ise değişmez.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER