İnsan, doğası gereği yalnız kalmak istemez. Sohbet edecek, derdini paylaşacak, sevincini çoğaltacak birilerine ihtiyaç duyar ancak sırf yalnız kalmamak uğruna kurulan arkadaşlıklar, çoğu zaman insanı yalnızlıktan daha fazla yorar. Bazen çevremiz kalabalık görünür ama o kalabalığın içinde kendimizi anlatabileceğimiz tek bir kişi bile yoktur. Çünkü gerçek dostluk, aynı masada oturmakla ya da her gün görüşmekle değil, güven, samimiyet ve karşılıklı saygıyla kurulur.
YALNIZ KALMA KORKUSU, İNSANI İSTEMEDİĞİ ORTAMLARA SÜRÜKLEYEBİLİR
Sırf dışlanmamak için değerlerinden ödün verenler, kabul görmek adına kendisi gibi davranmayanlar ve yanlış insanlarla vakit geçirmeye razı olanlar, zamanla en büyük zararı yine kendilerine verir. Oysa insanın hayatında çok sayıda arkadaşının olması önemli değildir. Önemli olan, en zor gününde kapısını çalabileceği birkaç gerçek dostunun olmasıdır.
YANLIŞ ARKADAŞLIKLAR, YALNIZLIĞI UNUTTURMAZ
Aksine, insanın kendine olan güvenini zedeler, zamanını boşa harcar ve bazen geri dönüşü olmayan pişmanlıklara neden olur. Bu yüzden hayatımıza aldığımız insanları seçerken yalnızlık korkusuyla değil, aklımız ve vicdanımızla hareket etmeliyiz. Yalnızlık geçicidir, fakat yanlış insanlar hayatımızda kalıcı izler bırakabilir. Bence bazen tek başına yürümek, yanlış bir kalabalığın içinde kaybolmaktan çok daha değerlidir.
































YORUMLAR