Akaryakıt fiyatları artık bir rakam değil, günlük hayatın nabzı gibi. Sabah kalkıyorsun, fiyat düşmüş. Akşam bakıyorsun, geri gelmiş. Ertesi gün “indirim var” deniyor ama o indirim aslında iki gün önce yapılan zammın silinmesi. Vatandaşın kafasında net bir soru: Bu gerçekten indirim mi, yoksa kısa süreli bir zam uygulaması mı?
İşin tuhaf tarafı, bu döngü artık sıradanlaştı. Zam geliyor, insanlar söyleniyor. İki gün geçiyor, indirim haberi düşüyor, herkes rahatlıyor. Ama o iki gün boyunca o yüksek fiyattan yakıt alınmış oluyor. Kimse de çıkıp “Bu aradaki fark ne oldu?” diye sormuyor ya da sorsa bile bir karşılığı olmuyor.Eskiden akaryakıt zammı ciddi bir gündem olurdu. Şimdi ise neredeyse hava durumu gibi takip ediliyor. “Yarın yağmur var” der gibi “yarın zam var” deniyor. Bu kadar hızlı değişen bir fiyat sistemi, insanlara hesap yapma şansı bırakmıyor. Şoföründen esnafına, çiftçisinden kuryesine kadar herkes aynı belirsizliğin içinde.
Asıl mesele fiyatın artması ya da düşmesi değil. Asıl mesele, ne olacağını kimsenin öngörememesi. İnsanlar artık fiyatın kaç lira olduğuna değil, yarın ne olacağına bakıyor. Depoyu doldurmak bile bir strateji haline gelmiş durumda. Toplumun tepkisi de değişti. İlk zamanlardaki o sert çıkışların yerini, sessiz bir kabulleniş aldı. Ama bu alışkanlık değil. Bu daha çok “ne desek değişmeyecek” hissi. İnsanlar yoruldu. Sürekli değişen fiyatlara değil, bu değişimin yarattığı düzensizliğe yoruldu. Bir gün zam, bir gün indirim… Ama hiçbir zaman gerçek anlamda bir denge yok. Pompa başında duran vatandaş, aslında fiyatla değil, belirsizlikle mücadele ediyor.
































YORUMLAR