Ana Sayfa Arama Video
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Onat Kafkas
Onat Kafkas

DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE GIDA ENFLASYONU

Gıda fiyatları insanlık tarihi boyunca yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi ve toplumsal bir mesele oldu. Gıda fiyatları yalnızca tarlada belirlenmez. Mazot fiyatları arttığında traktör maliyeti, sulama maliyeti, nakliye maliyeti, market lojistiği aynı anda yükselir. Ekmek fiyatındaki küçük bir artış bile imparatorlukları sarsabildi; tarım krizleri hükümetleri devirdi, kıtlıklar göçlere ve savaşlara yol açtı. Bugün de dünyanın birçok ülkesinde vatandaşların en çok hissettiği ekonomik baskı, market raflarındaki fiyat değişimleri üzerinden yaşanıyor.

Okuyor, görüyor ya da duyuyorsunuz, dünyada ve Türkiye’de gıda fiyatları artıyor diye haberler yapılıyor. ‘Dünyada gıda fiyatları artıyor’ ifadesi ile ‘Dünyada Türkiye’deki kadar gıda enflasyonu yaşanıyor’ ifadesi aynı şey mi yakından bakalım…

Bu söylem teknik olarak doğrudur ama çoğu zaman eksik sunulur. Çünkü mesele yalnızca ‘artış olup olmaması’ değildir. Önemli olan artışın seviyesi ve vatandaşın gelirine etkisidir.

Dünyada 2021–2023 arasında ciddi bir küresel gıda şoku yaşandı. Ama 2024 sonrası birçok ülkede gıda enflasyonu büyük ölçüde yavaşladı. Türkiye ise hâlâ dünyanın en yüksek gıda enflasyonu yaşayan ülkelerinden biri olmaya devam ediyor. Türkiye’de son yıllarda gıda enflasyonu, yalnızca ekonomik bir veri olmaktan çıkıp günlük hayatın merkezine yerleşmiş durumda. Et, süt, yumurta, sebze, meyve ve temel tahıl ürünlerindeki hızlı fiyat artışları, geniş halk kesimlerinin alım gücünü ciddi biçimde zayıflattı.

İktidara yakın medya organlarında ise sık sık şu söylem öne çıkarılıyor: ‘Dünyada da gıda fiyatları artıyor. Bu yalnızca Türkiye’ye özgü bir durum değil.’

Bu söylem tamamen yanlış değildir; ancak çoğu zaman eksik ve bağlamından kopuk biçimde sunulur. Çünkü dünyada gerçekten belirli dönemlerde gıda fiyat artışları yaşansa da, Türkiye’deki seviyeler küresel ortalamanın çok üzerindedir.

Yani Türkiye’deki durum, gelişmiş ülkelerdeki sıradan fiyat artışlarından çok daha ağırdır.

GIDA ENFLASYONU KÜRESEL BİR SORUN MU?

Evet, ama Türkiye ile aynı ölçekte değil. Birleşmiş Milletlere bağlı Gıda ve Tarım Örgütü (Food and Agriculture Organization-FAO), dünya genelindeki tarımsal emtia fiyatlarını düzenli olarak ölçüyor. FAO’nun ‘Dünya Gıda Fiyat Endeksi’, tahıl, yağ, süt ürünleri, et ve şeker gibi temel kalemlerdeki uluslararası fiyat hareketlerini izliyor.

Pandemi sonrası dönemde dünyada üç büyük şok yaşandı: COVID-19 sonrası tedarik zinciri kırılması, Rusya-Ukrayna savaşı, Enerji ve gübre maliyetlerindeki sert yükseliş.

Özellikle 2022 yılında küresel gıda fiyatları tarihi zirvelere ulaştı. Bu süreçte ayçiçek yağı, tahıl ve gübre fiyatları dramatik şekilde yükseldi.

Ancak 2023 sonrasında dünya genelinde önemli bir normalleşme başladı.

FAO verilerine göre, 2025 yılında küresel gıda fiyatları yıllık bazda yaklaşık ‘yüzde 4 civarında arttı. ABD’de gıda enflasyonu 2026 itibarıyla yaklaşık ‘yüzde 2,7 seviyesine kadar düştü. Avrupa’nın birçok ülkesinde çift haneli gıda enflasyonu sona erdi. Bazı ürünlerde küresel fiyatlar gerilemeye başladı. Yani dünyada ‘hiperenflasyon düzeyinde’ bir gıda krizi yoktur.

Dünya genelinde yaşanan daha çok dönemsel maliyet baskıları, iklim etkileri, enerji fiyatlarının yansıması ve belirli ürünlerde arz daralmalarıdır.

TÜRKİYE NEDEN AYRIŞIYOR?

Türkiye’nin problemi yalnızca küresel fiyat artışları değildir. Asıl mesele, küresel şokların Türkiye’de çok daha ağır hissedilmesidir. Çünkü Türkiye’de gıda fiyatlarını artıran ek yapısal sorunlar vardır. Bunların başında Türkiye tarımda birçok kritik girdide dışa bağımlı olması yatmaktadır. Mazot, gübre, yem, tohum, zirai ilaç, enerji. Türk Lirası değer kaybettikçe bu ürünlerin üretim maliyetleri hızla yükselir. Yani dünya piyasasında buğday fiyatı sabit kalsa bile, dolar/TL kuru yükseldiğinde Türkiye’de un ve ekmek maliyetleri artabilir. Bu nedenle Türkiye’de kur krizi aynı zamanda bir ‘gıda krizi’ üretir.

TARIMSAL ÜRETİMDE GERİLEME

Son 20 yılda Türkiye’de arazilerin büyük bölümü boş kaldı, küçük çiftçi sayısı azaldı, tarım nüfusu yaşlandı, hayvancılık maliyetleri ağırlaştı. Birçok üretici artık zarar ettiği için üretimden çekiliyor. Bu durum arzı azaltıyor ve fiyat baskısını artırıyor.

Türkiye’de enerji maliyetleri uzun süre enflasyonun ana motorlarından biri oldu.

Ekonomide genel enflasyon yükseldiğinde, gıda fiyatları da bundan etkilenir. Akademik çalışmalar, gıda enflasyonunun çoğu ülkede genel enflasyon beklentileriyle bağlantılı olduğunu gösteriyor. Türkiye’de uzun süre düşük faiz politikası uygulanması döviz kurunu, maliyetleri, beklenti enflasyonunu yukarı itti. Bu durum gıda sektörüne doğrudan yansıdı.

KRİZLER VE GIDA

Dünyada gıda fiyatlarını etkileyen başlıca unsurların başında İklim Krizi ve buna bağlı kuraklık, aşırı sıcaklar, sel ve don olayları gelmekte ve üretim kayıplarına ve ciddi fiyat baskısına neden olmaktadır.

Rusya-Ukrayna savaşının ardından başlayan ABD-İsrail İran Savaşı tahıl, gübre, enerji fiyatlarını doğrudan etkiledi. Orta Doğu’daki krizler de enerji maliyetleri üzerinden gıda fiyatlarına baskı yapıyor.

Gıda enflasyonu sıradan bir ekonomik veri değildir. Çünkü en çok düşük gelirli kesimleri etkiler. Türkiye’de son yıllarda kırmızı et tüketimi düştü, vatandaş daha ucuz karbonhidratlara yöneldi, protein tüketiminde gerileme yaşandı.

Bu yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda halk sağlığı problemidir.

Türkiye Dünyanın En Yüksek Gıda Enflasyonu Yaşayan Ülkelerinden Biri

Trading Economics verileri incelendiğinde Türkiye’nin uzun süre dünya sıralamasında en üst gruplarda yer aldığı görülüyor. Bu tablo bize şunu gösteriyor, sorun yalnızca ‘küresel kriz’ değildir. Eğer mesele sadece dünya fiyatları olsaydı, tüm ülkelerde benzer oranlar görülürdü. Oysa gelişmiş ekonomilerde gıda enflasyonu büyük ölçüde kontrol altına alınmış durumda. Türkiye’nin ayrışmasının temel nedenleri arasında şunlar sayılabilir: Kur istikrarsızlığı, yüksek genel enflasyon, tarımsal verimsizlik, yapısal üretim sorunları ve ekonomi politikalarındaki kırılganlıklardır.

Bu nedenle ‘Dünyada da gıda fiyatları artıyor’ ifadesi tek başına Türkiye’deki tabloyu açıklamaya yetmez.

Çünkü Türkiye’de mesele artık yalnızca küresel gıda fiyatları değil; aynı zamanda para politikası, döviz kuru, üretim yapısı, tarım stratejisi ve ekonomik güven problemidir.

Gıda enflasyonu yalnızca market raflarında görülen fiyat etiketlerinden ibaret değildir. Bir ülkenin üretim gücünü, ekonomik yönetimini ve toplumun refah düzeyini gösteren en temel aynalardan biridir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER