Ana Sayfa Arama Video
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Onat Kafkas
Onat Kafkas

AYAKTA KALMAK İSTİYORSAN, DURAKSAMA; ÇÜNKÜ KUM DURMAZ

Arap Baharında Tunus’tan Kahire’ye, Şam’dan Sana’ya kadar milyonlarca insan, uzun süredir bastırılmış bir itkiyle sokağa çıktı. Rejimler şaşırdı, halk şaşırdı, dünya şaşırdı. Birçok ülkede görece bir durulanma yaşanırken, komşumuz Suriye’de 15 yıl önce başlayan iç savaşın yarattığı ortamı fırsata çevirmek isteyen PKK’nın Suriye uzantıları özerk bir yapı rüyasına kapıldı.

TERÖR ÖRGÜTÜNÜN RÜYASI

Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) lideri Ahmed eş-Şera, Esad yönetimini devirerek Şam’da ve diğer kentlerde kontrolü sağladı. Devletin henüz tam oturmamış yapısından dolayı kırılganlıklara açık olması sebebiyle, merkezi otoritenin tam anlamıyla sağlanamaması yüzünden Suriye’nin kuzeyindeki hâkimiyetini artırmaya çalışan PKK uzantıları, DEAŞ terör örgütüyle mücadele kapsamında kurulan uluslararası koalisyonun desteğini de almalarıyla birlikte tehdit ve baskıyla özerklik amacında yol almaya çalıştı.

PKK terör örgütünün uzantısı SDG, 10 Mart mutabakatına uyma taahhüdüne uymayarak, Suriye Devletine entegrasyonu reddetti. Bunun üzerine Şam yönetimince başlatılan operasyonlar neticesinde bölgedeki hâkimiyetini büyük oranda kaybetti. Suriye Milli Ordusu (SMO), ABD destekli terör örgütü PKK/YPG’nin işgali altındaki terör yuvalarını temizledi.

Bu, başta Türkiye olmak üzere bölge ülkeleri açısından çok olumlu bir gelişmedir.

Ancak…

KALICILIĞIN İMKÂNSIZLIĞI

Ortadoğu’da kalıcı olan tek şey, kalıcılığın imkânsızlığıdır. Bunun nedeni dış müdahaleler, yapay sınırlar ya da enerji politikalarıyla açıklanabilir; ama bunlar yüzeyde görünen etkenlerdir. Derinde yatan şey, çöl zihniyetidir.

Çöl, iz tutmaz. Bugün geçen kervanın izi, yarın rüzgârla silinir. Bu coğrafyada tarih, mürekkeple değil, rüzgarın her an yerini değiştirebileceği ince kumlarla yazılır. Bu yüzden burada tarih yazmak, sürekli yeniden yazmaktır. Anayasal düzenler, ittifaklar, barış anlaşmaları… Hepsi kâğıt üzerinde kalıcıdır ama zihinde geçicidir. Çünkü herkes bilir: Burada hiçbir şey kök salmaz; ama hiçbir şey de tamamen sökülmez.

Ortadoğu’da haritaya bakıp sınırların, rejimlerin veya ittifakların taşa kazındığını sanmak en büyük yanılgıdır. Burada hiçbir şey tam anlamıyla kalıcı değildir, hiçbir şey tam anlamıyla geçici de değildir, çünkü her yıkım bir sonrakinin genetik kodunu içinde taşır.

Bu paradoksu anlamayanlar, bölgeyi her zaman bir ‘şaşkınlık duraksaması’ içinde izlemeye mahkumdur. Bu yüzden Ortadoğu’da tarih, olaylardan çok şaşkınlık anlarıyla yazılır.

 

ŞAŞKINLIK DURAKSAMASI: DONMUŞ ANIN PSİKOLOJİSİ

Ortadoğu’da haritaya bakıp sınırların, rejimlerin veya ittifakların taşa kazındığını sanmak en büyük yanılgıdır. Burada hiçbir şey tam anlamıyla kalıcı değildir, hiçbir şey tam anlamıyla geçici de değildir, çünkü her yıkım bir sonrakinin genetik kodunu içinde taşır.

Bu paradoksu anlamayanlar, bölgeyi her zaman bir ‘şaşkınlık duraksaması’ içinde izlemeye mahkumdur. Bu yüzden Ortadoğu’da tarih, olaylardan çok şaşkınlık anlarıyla yazılır.

Batı literatüründe ‘freeze response’ olarak geçen, ani bir tehdit ya da beklenmeyen durum karşısında verilen üçüncü tepki -kaçmak ya da savaşmak yerine donup kalmak-Ortadoğu siyasetinin, toplumunun ve hatta gündelik hayatının ana refleksidir. Bu yalnızca bireysel bir travma tepkisi değildir; kuşaklar boyunca öğrenilmiş kolektif bir duraksamadır. Bu, çöle özgü bir ara haldir.

Çöl, insanı aceleci olmamaya zorlar. Kum fırtınasında koşarsanız kaybolursunuz; bu strateji, siyasete ve tarihe taşındığında bir tür felce dönüşür. Ortadoğu’da hiçbir şeyin kalıcı ya da geçici olmamasının nedeni budur: Her olay, şaşkınlık duraksamasında asılı kalır.

BEKLENMEYEN ANIN HAKİMİYETİ

Ortadoğu’da beklenmeyen olan, beklenenin kendisidir. Bu paradoks, şaşkınlık duraksamasını kalıcı bir ruh haline dönüştürür. Çünkü tarih onlara şunu öğretmiştir: İlk tepki verenler genellikle en ağır bedeli öder.

Dışarıdan bakıldığında Ortadoğu sürekli kriz üreten bir yer gibi görünür. Oysa içeriden bakıldığında burası, sürekli krizi askıya alan bir coğrafyadır. Ne tam çöküşe izin verir ne de tam iyileşmeye.

Çöl ne ölümü sever ne de kalıcılığı. Çöl, yalnızca geçişi tanır. Ama Ortadoğu’da bu geçişler hiçbir zaman tamamlanmaz. Her şey yoldadır, ama hiçbir yere varmaz.

Ve tarih, bu duraksamanın içinde ağır ağır ilerler.

ÇÖLDE ZAMAN DAİRESELDİR

Terör örgütü PKK’nın uzantılarının kuzey Suriye’de kantonları birleştirerek ‘devletleşme’ adımları engellenmiştir. Türkiye, PYD’nin batıya ilerlemesini ve kantonları birleştirme arzusunu ‘Kürt koridoru’ diye nitelendirerek ‘kırmızı çizgi’ olarak ilan etmiştir. Bu doğru bir adımdır.

Şunu biliyoruz ki…

Ortadoğu’da zaman, saatle değil; rüzgârla, kumla ve şaşkınlıkla ölçülür. Kimileri için zaman lineerdir; bir başlangıcı ve sonu vardır. Oysa bu çöl coğrafyasında zaman daireseldir. Bugünün sürprizi, aslında dünün unutulmuş bir gerçeğinin tekerrürüdür.

Çöl bize her gün aynı dersi verir: Ayakta kalmak istiyorsan, duraksama; çünkü kum durmaz.

Bu nedenle…

Ortadoğu’ya dışarıdan olağanüstü yüksek bilişsellikle bakmayı başarmalı ve fonksiyonel kopukluğa asla izin vermemeliyiz.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER