Ana Sayfa Arama Video
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Murat Erden
Murat Erden

ASGARİ ÜCRET 24 SAAT DAYANAMADI

Asgari ücret arttı ama geçim azaldı.

Maaş yükseldi ama umut düştü.
Bu tabloyu hâlâ normal gören varsa, mesele zaten tam da burada.
Çünkü mesele yalnızca bir zam meselesi değil. Mesele, kimin ne kadar dayanabileceğiyle ilgili. Asgari ücretli zaten yıllardır sabırla sınanıyor. Bir ay değil, bir yıl değil; her bütçe döneminde, her zam paketinde aynı kesimden fedakârlık bekleniyor. “Biraz daha dişinizi sıkın” denilen o dişler artık kırılma noktasında.
Bugün 28 bin 75 lira denilen rakam, kağıt üzerinde bir rakamdan ibaret. O paranın daha cebe girmeden hangi kalemlere gideceği belli: kira, fatura, mutfak, ulaşım. Geriye kalanla ne yaşanacak? Sosyal hayat mı? Birikim mi? Tatil mi? Bunlar artık asgari ücretli için lüks değil, hayal bile değil.
Bir ülkede kimlik çıkarmak bile zamlıysa, orada vatandaşlığa bile bedel biçiliyor demektir. Pasaport almak, ehliyet yenilemek temel bir hak olmaktan çıkıp gelir durumuna göre erişilen bir ayrıcalığa dönüşüyorsa, burada durup düşünmek gerekir. Devlet, vatandaşına “senin temel ihtiyacın bile pahalı” mesajı veriyorsa, bu sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir alarmdır.
Üstelik zamlar hep aynı yerden başlıyor. Harçlar, vergiler, cezalar… Hep sabit gelirliden, hep bordroludan. Büyük kazançlar, büyük sermayeler, büyük muafiyetler ise sessizce korunuyor. Vergi adaleti denilen kavram, tabelalarda duruyor ama sokakta karşılığı yok. Pazarda filesini dolduramayan vatandaşa “makro dengeler” anlatılıyor. Oysa vatandaşın derdi makro değil, gayet mikro: Akşam eve ne götüreceğim?
Devletin gece yarısı kararları artık kimseyi şaşırtmıyor ama herkesi yoruyor. Çünkü her gece yarısı kararı, sabahın yeni bir yükü olarak uyanıyor. İnsanlar artık zam haberlerini okumuyor; zam haberlerinden sakınıyor. Telefon ekranına düşen her bildirim, yeni bir masraf ihtimali demek.
Asgari ücret, adı üstünde, “asgari”. Yani en alt sınır. Ama bu ülkede milyonlar o sınırın içinde yaşamaya mahkûm. Üstelik bu sınır, her zam sonrası biraz daha daralıyor. Maaş artıyor ama hayat daha hızlı artıyor. Koşu bandında koşar gibi: Ne kadar hızlı gidersen git, olduğun yerde sayıyorsun. Sorun sadece ekonomik değil, psikolojik de. İnsanlar gelecek planı yapamıyor. Evlenmek erteleniyor, çocuk sahibi olmak erteleniyor, hayaller erteleniyor. Ertelenmeyen tek şey zamlar. Umut erteleniyor ama borç ertelenmiyor.
Ve sonra çıkıp “vatandaş fedakâr” deniliyor. Fedakârlık, karşılıklı olursa anlamlıdır. Fedakârlık, yük adil dağılırsa katlanılırdır. Ama yük hep aynı omuzdaysa, bu artık fedakârlık değil, zorunlu kabulleniştir.
Ekonomiyi büyütmek rakamla olur belki ama toplumu ayakta tutmak adaletle olur. Adalet yoksa rakamlar konuşur, insanlar susar. Bugün susanlar yarın konuşacak mecali bile bulamayabilir.

Bu ücretle yaşayan insanlar daha ne kadar dayanabilecek?

YORUMLAR

Bir adet yorum var

  1. Bize tercüman oldunuz gerçekten…asgari ücrete zam yaparlar diğer satıcılar ardından zami koyarlar ne anladım ben bundan..zaten öyle olur üst kademe her zaman alt kademeyi ezer…bununla da kalmazlar emekliye de zam yapmazlar..Bazen bu ülkede yaşadığına pişman oluyor insan

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER