Ana Sayfa Arama Video
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ahmet Semih Tulay
Ahmet Semih Tulay

ANADOLU’YU YAĞMALAYAN YABANCILAR (5)

EFES’İ SOYAN İNGİLİZ ve AVUSTURYALILAR

Efes, İzmir’in Selçuk ilçesinde yer alan bir antik kenttir ve Anadolu’nun en önemli arkeolojik merkezlerinden biridir. Bir liman kenti olması, ona ekonomik olduğu kadar siyasi ve politik açıdan da büyük bir önem kazandırmıştır. Meryem Ana Evi’ne yakınlığı, Aziz Pavlus’un Efes Tiyatrosu’nda vaaz vermesi ve Dünyanın Yedi Harikası’ndan biri sayılan Artemis Tapınağı’nın burada bulunması Efes’i daha da ünlü kılmıştır.

MÖ 6. yüzyılda Lidya Kralı Krezus’un desteğiyle tamamen mermerden inşa edilen tapınaktan günümüze yalnızca birkaç mermer parça ulaşmıştır. Artemis Tapınağı, yapımından yaklaşık 200 yıl sonra ün kazanmak isteyen Herostratos adlı biri tarafından yakılmış, daha sonra yeniden inşa edilmiştir. Roma döneminde kullanılmaya devam eden tapınak, Bizans döneminde Hristiyanlığın etkisiyle yıkılmış; sütun ve mimari parçaları Efes’teki St. Jean Bazilikası ile İstanbul’daki Ayasofya’nın yapımında kullanılmıştır.

 

Bu ünlü tapınak, İstanbul’daki İngiliz elçisi Stratford Canning’in dünyanın yedi harikasından ikisinin Ege Bölgesi’nde bulunduğunu fark etmesine kadar adeta unutulmuş durumdaydı. Canning, her iki yapının kalıntılarını British Museum’a kazandırmayı kafasına koymuştu. Geçen haftaki yazımda da belirttiğim gibi, Bodrum’daki Halikarnas Anıt Mezarı’nın parçaları padişah fermanıyla İngiltere’ye gönderilmişti. Bu kez İngilizlerin gözü Efes’teki Artemis Tapınağı’na dikilmişti ve kısa süre sonra burayı da yağmaladılar.

Türkiye’deki ilk demiryolu olan İzmir–Aydın hattının yapımına 1856’da İngilizler tarafından başlandı. Bu projede görev alan mühendislerden biri John Turtle Wood (1821-1890) idi. Wood, 1858’de demiryolu için istasyon tasarlamak üzere Türkiye’ye gönderilmişti; ancak onun asıl amacı Dünyanın Yedi Harikası’ndan biri olan Artemis Tapınağı’nı bulmaktı. British Museum’dan destek ve ödenek aldıktan sonra, Padişah Abdülaziz’in emriyle kazı izni almış ve 5 Nisan 1863’te Efes kazılarına başlamıştır.

Wood, bulduğu eserleri Osmanlı yetkililerinden habersiz şekilde İngiltere’ye gönderiyordu. Oysa İngilizlere verilen izne göre bulunan eserlerin Osmanlı Devleti ile İngiltere arasında yarı yarıya paylaşılması gerekiyordu. Buna rağmen Wood, bulduğu eserlerin tamamını kaçırarak İngiltere’ye göndermiştir. Kaçakçılık ortaya çıkınca Osmanlı Devleti kazı iznini iptal etmiş, ancak İngiltere’nin siyasi baskıları nedeniyle 18 Haziran 1868’te tekrar izin verilmek zorunda kalınmıştır. Çünkü İngiltere siyasi baskı uygulamış, İstanbul’daki İngiliz büyükelçiliği de her türlü entrikayı çevirmiştir.

1869’da Wood, aradığı Artemis Tapınağı’nın yerini tespit etti. Tapınaktan geriye kalan mimari parçaları, kabartmaları, frizleri, heykelleri ve Kral Krezus’un armağan ettiği kabartmalı sütun gövdelerini birer birer ortaya çıkardı. Eserler, önce istasyona getirilip trenle İzmir’e taşındı, oradan da savaş gemilerine yüklenerek İngiltere’ye götürüldü. İngilizlerin yaptığı demiryolu, eski eser kaçakçılığı için adeta bir kolaylaştırıcı görevi görüyordu.

Kaçakçılıkların artması üzerine Osmanlı Devleti 1873’te İngilizlere son kez kazı izni verildiğini bildirmiştir. Bunun üzerine İngilizler, izin bitmeden topladıkları her şeyi hızla gemilere yükleyip ülkelerine kaçırmışlardır. Ancak şaşırtıcı bir biçimde, 1883’te Wood’a yeniden kazı izni verilmiş ve o da bulduğu bazı eserleri İngiltere’ye götürmüştür. Daha sonra 1895-1905 yılları arasında David George Hogarth yönetimindeki İngiliz kazıları sürmüş ve pek çok eser yine İngiltere’ye kaçırılmıştır. Kazılar sonucunda tapınağın bulunduğu yerde büyük bir çukur oluşmuştur; halk arasında burası bugün ‘İngiliz çukuru’ olarak anılır.

İngilizlerin soygunu yetmezmiş gibi bu kez Avusturyalılar 1895 yılında Sultan II. Abdulhamid’in verdiği izinle Efes’de Artemis Tapınağı dışında kalan harabelerde kazılara başladılar. 1881 yılından itibaren Lykia bölgesinde araştırmalar yapan ve Kaş ile Kalkan arasındaki Trysa Heroonu kabartmalarının Viyana’ya götürülmesini sağlayan Viyana Üniversitesi’nden Prof. Otto Benndorf  Efes’de kazılara başladı. Yapılan kazılarda meydana çıkarılan, frizler, kabartmalar vs Osmanlı devletinin payına düşenler verilmeden Viyana’ya götürülmüş, yani kaçırılmıştır. Müze müdürü Osman Hamdi, ondan sonra Halil Ethem Eldem’in eserlerin gitmesini engelleme çabaları Padişah Abdülhamid II. nezdinde Avusturya’lıların girişimi ile önlenmiştir. Avusturya İmparatoru’na hoş görünmek adına verilen izinler ve bu kazılarda çıkan sandıklar dolusu eserin Padişah tarafından Avusturya İmparatoru Franz Joseph’e armağan edilmesi birçok değerli eserimizin yurt dışına çıkmasına neden olmuştur.

Avusturyalılar yağmayı kolaylaştırmak için Efes harabelerinin tamamını satın alarak mülkiyetlerine geçirmişlerdir. Benndorf başkanlığındaki kazılar 1908’e kadar düzenli olarak sürmüş; daha sonra Avusturya Arkeoloji Enstitüsü Müdürü Risch, 1911’de kazı izni alarak 1913’e kadar çalışmıştır. 1914 yılında I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla Avusturya kazıları sona ermiştir. Cumhuriyet’in ilanının ardından 1926’da Avusturya ekibi yeniden kazı izni almış ve çalışmalar günümüze kadar sürmüştür.

Avusturyalılar, izinleri olmadığı yıllarda bile izinsiz kazılar yaparak eser toplamaya devam etmişlerdir. Sonuç olarak, Efes’ten çıkarılan eserlerin büyük kısmı Avusturya’ya götürülmüştür. Bu eserler önce 1891’de tamamlanan Kunsthistorisches Museum’da, 1978’den itibaren ise Viyana’daki Hochburg Sarayı’nda kurulan ‘Efesos Museum’da sergilenmektedir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER