Ana Sayfa Arama Video
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ahmet Semih Tulay
Ahmet Semih Tulay

ANNE TERLİĞİ

Ulusların temeli aile, ailenin direği kadınlar dolayısıyla analardır. Toplumun geleceği olan çocukları yetiştiren, terbiye eden annelerdir. Bir çocuk sevgiyi, acıma duygusunu, dürüstlüğü ve iyi insan olma erdemliğini ilk önce annesinden kazanır. Çocuk, ilk terbiyeyi okuldan, sosyal çevresinden önce ana kucağında alır.

Neolitik Çağda ve MÖ 3000’lerde eski Mezopatamya’da Sümerlerde, Akatlar’da ve Mısır’da çocuklara okul öncesi eğitim, terbiye veren anneler olmuştur.

Çivi yazılı Sümer tabletlerinde bu konuda birçok bilgi vardır. Sümer toplumunda okula ‘tablet evi’, öğretmene ‘okulun babası’, öğrencilere de ‘okulun oğulları’ adı verilirdi. Çocuğa okula başlamazdan önce ilk eğitiminin ailesi yani annesi tarafından verildiği görülmektedir.

Akad uygarlığında kadınlar, ayrıcalıklı bir statüye sahipti ve çocuk eğitiminde önemli görevleri vardı.

Arkeolojik araştırmalarda ilk oyuncakların Mısırlılara ait olduğu belirlenmiştir. Oyunlarının günümüz çocuk oyunlarına benzediği Mısırlı çocukların yeteneklerini geliştirmelerinde ve sorumluluk duygularını kazanmalarında anneler önemli rol oynamışlardır.

Antik Çağ’da filozof Platon, aile içinde çocukların, altı yaşına değin anneleri ve hemşirelerinin gözetiminde eğitilmesi gerektiğini söyler. Tarihçi Herodot, anneleri, çocuklara konuşma ve okumayı öğrettikleri kadar onlara sahip oldukları kültürü aktaran ve pekiştiren kişiler olarak tanımlar. Filozof Aristo, çocuğun aile içindeki önemini açıklarken, çocuğun karı-koca arasındaki bağı güçlendiren ve evin dengesini sağlayan temel unsur olduğunu belirtir. Yazar ve asker Ksenophon, bilge Sokrates’in annelerden övgüyle söz ettiğini ve çocuklarını büyütürken özveriyle davrandıklarını anlatır.

Antik Çağ’da çocuğun 6 yaşına değin olan bakımını anne ya da kadın hizmetçiler, özellikle de dadılar üstlenmekteydi. Erkek çocuklar ilk olarak 6 yaşına değin evde ‘paidagogos’ adı verilen eğitmenlerden eğitim alırlardı. Okul yaşı geldiğinde ise eğitimlerine evin dışında okullarda devam ederlerdi. Kız çocuklarının eğitimi ise genelde evde annesinin gözetiminde bir eğitmen tarafından yapılırdı. Varsıl ailelerin kız çocukları evde aldıkları terbiye ile annelerine ya da sosyal çevrelerinde bulunan iyi yetişmiş kadınlara benzemeye çalışırlardı.

Bizim toplumda da anneler çocukları ilk eğiten ve terbiye veren kişilerdir. Çocuklar saygı ve sevgiyi, paylaşmayı, yardımlaşmayı, iyi ahlaklı birey olmayı okuldan önce aileden ve anneden öğrenirler. İşte kimi zaman bu evdeki eğitim sırasında anneler sabır sınırları aşıldığında etkili bir yönteme başvurmuşlardır. Bu ‘anne terliği’dir.

Ziya Paşa’nın ‘nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir’ sözüne bağlı olarak uslandırma aracı olarak kullanılan ‘anne terliği’ bir çocuğun yaramazlık yaptığında ya da büyük sözü dinlemediğinde, terlik fırlatma yoluyla ya da bedenin yumuşak yerlerine vurularak uygulanan bir çeşit cezalandırmadır. Sevgili analarımızı yaramazlıklarımızla zıvanadan çıkardığımızda terlikler, masum ve bir o kadar da etkili cezalandırma aracı olmuştur. Şimdilerde yaşı kırk ya da ellinin üstünde olanlar arasında çocukken işledikleri suçun derecesine göre poposuna terlik yemeyen ya da öfkelendirdiği annesinin arkasından fırlattığı terliğin tadını tatmayan yok gibidir.

‘Bu terliği görüyor musun bu terliği’ sözü, bir klişe olarak kuşaktan kuşağa aktarılan anne terliği olayının en önemli sözüdür. Çocuk terbiyesinde ‘evladım yapma, yoksa kötü olacak’ sözünden sonraki ilk sırayı terlik alır. Eğer yakalanmayacak kadar uzakta iseniz terlik güdümlü bir füze gibi size doğru yol alır ve genellikle hedefini bulur. Hedef vurulmamış ise anne, şöyle bir komut verir. ‘Getir bakayım o terliği çabuk!’  Eğer yanılıp da ‘annenin vurduğu yerde gül biter’ düşüncesiyle terliği anneye geri götürürseniz o terliği yemeyi hak etmişsiniz demektir. Kızgın bir anneye silahı olan terliği teslim etmekle, istediğini yapmayarak onu kızdırmak arasında hiç bir ayırım yoktur.

Anne terliğinin çok eski bir yöntem olduğu ve günümüzden 2000 küsur yıl önce de bu etkili yöntemin kullanıldığı arkeolojik buluntulardan anlaşılmaktadır. Resim 1 İtalya’daki Taranto Ulusal Arkeoloji Müzesi’nde bulunan MÖ 360 yılına ait bir vazoya aittir. Vazo üstündeki resimde güzellik ve aşk tanrıçası Afrodit yaramazlık yapan oğlu kanatlı aşk tanrısı Eros’un ellerini tutup terliği büyük ihtimalle poposuna indirmektedir. Oğlu tanrı, kendisi de bir tanrıça olsa sonuçta o bir annedir.

Resim 2’deki Afrodit’in parfüm şişesini kıran oğlu sevgi tanrısı Eros’u sağ ayağından çıkardığı sandalet/terlikle tehdit ettiği bu tanımlama bir aynanın arka yüzündedir. Altın ve gümüşten yapılmış olan bu ayna, günümüzden 2200 yıl öncesine Helenistik Döneme ait olup, Almanya’da özel bir koleksiyondadır. Eros’un utanmış, korkmuş; Afrodit’in kızgın ve hesap sorar hali; Afrodit’in oturduğu taburenin altına saklanan Eros’un arkadaşı ve birlikte suç işledikleri kurnaz Anteros’un da şaşkın, korkmuş durumları çok güzel betimlenmiştir.

Artık günümüzde anne terliği ceza yönetimi kullanılmaz olmuştur. Günümüzde terlik cezasının yerini interneti kısıtlama, çocuğun elinden tablet ya da cep telefonun almak biçimine dönüşmüştür. Geçmişin etkili ceza aracı bugünün çocukları hiçbir şey ifade etmezken teknolojik kısıtlamalar onlar için en etkili ceza yöntemidir. Başımızın tacı tüm annelere sevgi ve saygıyla.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER