Ana Sayfa Arama Video
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ahmet Semih Tulay
Ahmet Semih Tulay

BAHAR BAYRAMLARI

Karlı, soğuk ve renksiz kış günlerinin ardından mart ayının gelişiyle birlikte havalar ısınır, doğa yeniden canlılığa kavuşur. Güneş ışığını ve sıcaklığını artırır, doğa uyanır; tarlalar, bağlar, bahçeler canlanır.

Hayvanlar doğuma hazırlanır, bitkiler ve ağaçlar filizlenir, kış uykusuna yatan canlılar yeniden hareketlenir.

Bahar, görsel güzelliğiyle olduğu kadar bereketli günlerin müjdecisi olarak da insanoğlunun dikkatini çekmiştir. İnsanlar bu döngüyü fark ettiğinden itibaren inandığı tanrılar için bayramlar ve festivaller düzenlemiş, bu kutlamaların ortak teması hep aynı kalmıştır: bereket, bolluk, canlanış ve yeniden doğuş. Bahar, her kültürde ortak bir dönüm noktasıdır.

Antik çağda bahar şenlikleri, kışın bitişini ve doğanın uyanışını kutlayan dans, müzik, şarap ve kurban ritüelleriyle dolu kültürel etkinliklerdi. En eski bahar kültlerinden biri Adonis’e aittir. Suriye’nin Sami halkları tarafından tapılan Adonis, Aphrodite (Samilerin Astarte’si) tarafından sevilen yakışıklı bir genç olarak anlatılır. Ancak gençliğinin baharında bir yaban domuzu tarafından öldürülür. Baharda yeniden canlandığına inanıldığı için onun adına şenlikler düzenlenirdi.

MÖ 2000’lerde Hititler’de bahar şenlikleri, doğanın uyanışını ve bereketin geri dönüşünü simgeleyen ‘Purulliya’ (bahar bayramı) ve ‘AN.TAH.SUM’ (çiğdem/çiçek) bayramlarıyla kutlanırdı. Çiğdem çiçeklerinin çıkışıyla başlayan bu bayram yaklaşık bir ay sürerdi. Tanrılara çiçekler sunulur, bereket için dualar edilirdi. Çiğdem bayramı Hitit yazılı metinlerinde geçer ve Anadolu’da adı bilinen en eski ilkbahar bayramıdır. Baharın müjdecisi olarak çiğdem toplama ve ‘çiğdem aşı’ pişirme geleneği günümüzde hala Çorum bölgesinde yaşatılmaktadır.

MÖ 7. Yüzyılda Frigler’de Ana Tanrıça Kybele ve Attis adına her yıl ilkbahar mevsiminde şenlikler düzenlenmiştir. Bu törenler Kybele’nin sevgilisi Attis’e kavuşma zamanı olup, toprağın yavaş yavaş uyanmaya başladığı, doğa ürünlerinin doğuma hazırlandığı zamanlardır.

Kybele ve Attis onuruna düzenlenen dini törenler, mart ayında yani ilkbaharın başladığı, bitkilerin yeniden taze hayat bulduğu zamanda yapılmaktaydı. Bu törenlere ait bilgilerimiz Roma kaynaklarına dayanmaktadır. Roma’da mart ayında tanrı adına düzenlenen törenlerin günleri ve adları hakkında tam bilgiyi MS 354 yılına tarihlenen bir takvim vermektedir. Bu takvime göre törenler 15 Mart’ta başlayıp 28 Mart’ta sona ermektedir.

Antik Anadolu ve Yunanistan’da MÖ 5. yüzyılda şubat/mart ayında kutlanan Anthesteria Festivali vardı. ‘Çiçeklerin festivali’ olarak da bilinen bu festival, baharın başlangıcını ve Dionysos’un doğa üzerindeki gücünü anlatan hem neşeli hem de kültürel amaca hizmet eden bir festivaldi. Bir başka bayram ise Büyük Dionysia (Mart/Nisan) aylarında bağcılık ve şarap tanrısı Dionysos onuruna düzenlenen en büyük festivaldir. Tiyatro sanatı bu festivalden doğmuştur ve trajediler ve komediler tanrıya sunulan bir kurban niteliğindeydi.

Roma’da Kybele (Magna Mater) onuruna yapılan Megalensia Festivali tanrıçanın Roma’ya geldiği gün olan 4 Nisan başlayıp 10 Nisan’a değin sürmekteydi. Megalensia festivali sırasında tanrıça onuruna oyunlar düzenlenir ve rahipler dans ederek şehirde dolaşırlardı. Yine İmparator Claudius (M.S. 41-45) tarafından düzenlenen ve her sene 15-27 Mart tarihleri arasında Kybele ve Attis adına kutlanan şenlik ve törenler düzenleniyordu ki bu törenlerin kökeni Frigya yani Anadolu’dur.

Tarihte pek çok devlet tarafından kutlanan ve günümüzde de yaygın olarak devam eden bahar bayramlarının başında Nevruz gelir. Nevruz, dünya çapında çeşitli halklar tarafından 21 Mart’ta kutlanan doğanın uyanışı ve bahar bayramıdır. Eski Farsçadan gelen ‘Nevruz’ sözcüğü ‘yeni gün’ anlamına gelir. Türkiye’de ‘Nevruz’, Azerbaycan’da ‘Novruz’, Kazaklarda ‘Navruz’, Kırgızlarda ‘Noruz’, Özbeklerde ‘Navruz’, Tatarlarda ‘Navruz’, Türkmenlerde ‘Novruz’, Uygurlarda ‘Noruz’ şeklinde kullanılır.

Nevruz adının tarihte yer aldığı ilk kayıtlar, MS 2. yüzyıldaki Pers İmparatorluğu kayıtlarıdır. Ancak bundan çok daha öncesinde yaklaşık MÖ 648 ve 330 yılları arasında Pers İmparatorluğu altında yaşayan kimi ulusların Pers şahına Nevruz gününde armağanlar getirdiklerine dair bilgiler vardır. Nevruz, Anadolu ve Orta Asya Türk halklarında da Göktürklerin Ergenekon’dan çıkışı ve baharın gelişi olarak kutlanır. Türklerin Ergenekon’dan demirden dağları eriterek çıkmalarını (Ergenekon Destanı), baharın gelişini, doğanın uyanışını temsil eder. Anadolu beylikleri, Selçuklu ve Osmanlı’da ulusal bayram olarak kutlanan Nevruz, Nevruziye adlı şiirlere ve şenliklerle, ziyafetlerle kutlanırdı.

Türkiye’de kutlanan Nevruz geleneği 1995 yılından itibaren bayram olarak kabul edilen bir gün haline gelmiştir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 23 Şubat 2010’da aldığı 64/253 sayılı kararla 21 Mart’ı ‘Uluslararası Nevruz Günü’ ilan etmiştir.

Nevruz’dan başka bahar ile ilgili bir bayram da 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan geceden itibaren kutlanan Hıdırellez’dir. Kışın bitip sıcak yaz günlerinin (Hızır Günleri) başladığına inanılan, bolluk, bereket ve doğanın uyanışını simgeleyen geleneksel bir bahar bayramı olan Hıdırellez ‘Hızır’ ve ‘İlyas’ adlarının birleşmesiyle oluşur. O günde darda kalanların yardımcısı Hızır ile denizlerin hakimi İlyas’ın buluştuğuna inanılır. Hıdırellez, baharın gelişini simgeleyen, kışın bitip yazın başladığı 5-6 Mayıs tarihlerinde Türkiye, Balkanlar, Orta Asya, Ortadoğu, Irak, Suriye ve Kırım gibi geniş bir coğrafyada kutlanan kültürel bir bayramdır. Genellikle yeşillik alanlarda, su kenarlarında ya da türbe/yatır yakınlarında, ateş yakılarak ve dilekler tutularak kutlanır. Hıdırellez 2017 yılında UNESCO İnsanlığın ‘Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne dahil edilmiştir.

Bahar bayramları, insanlığın doğayla kurduğu en eski ve en güçlü bağlardan biridir. Antik çağdan günümüze değin süregelen bu kutlamalar, bereket, bolluk ve yeniden doğuş temalarıyla kültürler arasında ortak bir hafıza oluşturmuştur. Nevruz ve Hıdırellez gibi günümüzde kutlanan bayramlar, bu sürekliliğin en canlı örnekleridir. Tüm günlerinizin bahar günleri gibi mutluluk, neşe ve bereket dolu olmasını dilerim.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER