Son zamanlarda sürekli duyduğumuz bir sözcük var. Hain! Türk Dil Kurumu göre hain sözcüğü, “hıyanet eden, güveni kötüye kullanan”, “zarar vermekten, üzmekten ya da kötülük yapmaktan hoşlanan” ya da “kötü niyetli kimse” anlamlarına gelir. İhanet, ise bir kişiye, değere ya da ülkeye karşı sadakatsizlikte bulunma, güveni sarsma ve hainlik etme olarak tanımlanır.
Sevgi gibi hainlik de en eski insani duygulardan biridir. İnsanoğlunun her döneminde hainler ve ihanet olmuştur. Örneğin, Antik çağda Sinon, Efialtes, Kral Prusias ve Brütüs gibi tarihin akışını değiştiren büyük hainler vardır. Sinon (Yunan Casusu): On yıl süren Truva Savaşı’nda Yunanlı askerler neredeyse savaştan vazgeçeceklerken Odysseus bir efsanevi çözüm bulur. Buna göre Yunan tarafı pes edip savaştan çekilir gibi gözükecek ve arkalarında tahtadan bir at bırakacaklardı. Amaç, içinde Odysseus, komutan ve askerlerin bulunduğu atı Truva kent surlarından içeriye sokmaktır. Plan uygulamaya konur. Yunanlılar savaştan çekilir gibi yapıp saklanırlar. Sinon adlı bir askeri atın yanında bırakırlar. Truvalılar atın yanına giderler. Sinon onlara tüm Yunanlardan nefret ettiğini, tahta atın tanrıça Athena’ya adanmış bir armağan olarak inşa edildiğini, eğer onu surlardan içeri alırlarsa Tanrıça Athena’nın kenti koruyacağını söyler. Onun bu sözlerine güvenen Truvalılar tahta atı içeri alırlar ve barışı kutlamak için eğlence düzenlerler. Eğlencenin sonunda gece yarısı Truvalılar uykuya dalınca atın içine gizlenen askerler tarafından kentin kapılar açılır ve pusuda bekleyen düşman ordusu kente girerek Truva’yı yakıp-yıkarak ele geçirir. Ephialtes: Tarihte sembolik bir “hain” figürü olarak bilinir. MÖ 480’de Termopylae Savaşı sırasında, Sparta kralı Leonidas önderliğindeki askerler dar bir dağ geçidinde Yunanistan’ı işgal eden Pers kralı Kserxes ve askerleriyle karşı karşıya geldiklerine yerel bir köylü olan Ephialtes, Perslere gizli bir dağ geçidini göstererek Sparta kuvvetlerinin arkadan çevrilmesine ve kahraman 300 Spartalı’nın tamamının öldürülmesine neden oldu. Bu ihaneti nedeniyle Ephialtes’in adı Yunanistan genelinde “hain” sözcüğüyle eş anlamlı hale geldi. Alkibiades: MÖ 5. Yüzyılda Atinalı ünlü devlet adamı ve general. Peloponnesos Savaşı sırasında kendi kenti Atina’yı terk edip düşmanları olan Sparta’ya sığınmış, daha sonra tekrar taraf değiştirmiştir. Çift taraflı bu siyasi oyunları onu antik dönemin en ünlü dönek ve hainleri arasına sokmuştur. Sonunda Persler tarafından Şuhut ile Dinar-Tatarlı arasında yer alan Melissa (Balçıkhisar) köyünde öldürülmüş ve oraya gömülmüştür. Brütüs (Marcus Junius Brutus): Roma İmparatorluğu’nda MÖ 44 yılında Julius Caesar’a (Sezar) karşı Senato’da düzenlenen suikastın baş planlayıcılarından biri olmasıyla tanınır. Brutus Roma Cumhuriyeti’nin diktatörü Julius Sezar’ın evlatlığı olup, bir senato toplantısında Sezar’ın 23 bıçak darbesiyle öldürülmesine öncülük etmiştir. Bu olay, “Sen de mi Brütüs?” sözüyle simgelenmiştir. Kral Prusias’ın ihaneti ve Hannibal’in intiharı (MÖ 183): Roma’ya karşı yenilen efsanevi Kartacalı general Hannibal, Bithynia (günümüz Bursa-İzmit bölgesi) Kralı I. Prusias’a sığınmıştı. Ancak Roma, Hannibal’in varlığını bir tehdit olarak gördü ve Prusias’a baskı yaptı. Prusias, Romalılara boyun eğerek Hannibal’i korumaktan vazgeçti ve onu teslim etmeye kalkıştı. Hannibal, düşmanlarının eline geçmemek için yüzüğündeki zehri içerek intihar etti. Hannibal’in mezarı Gebze yakınlarındadır. Judas Iscariot (Yahuda İskaryot): Hristiyanlık inancına göre, Hz. İsa’nın on iki havarisinden biridir. 30 gümüş karşılığında İsa’yı Romalılara ihbar etmesiyle ihanetin simgesi haline gelmiştir. Sejanus (MS 31): Roma İmparatoru Tiberius’un en güvendiği muhafız komutanı Lucius Aelius Sejanus, imparatoru tahttan indirip kendisi imparator olmak için gizli bir darbe girişiminde bulundu. Tiberius’un durumu fark etmesiyle Sejanus idam edildi.
Elbette hainler ve ihanetler bu kadar değil. Orta çağda ve daha sonraki tüm dönemlerde hainler olmuştur bundan sonra da olacaktır. Yukarıda sadece Antik çağ ile ilgili olanlardan kısaca söz ettikten sonra Anadolu’da geçen bir ihanet öyküsünü anlatalım.
Kaphane, Güney-batı Anadolu’da Fethiye körfezi yakınlarındaki Kryassos ya da Kyra adı verilen kentte yaşıyordu. Bir gün bu kent yakınına Ege Denizi’nde Kiklad Adaları’nın en güneybatı ucunda yer alan volkanik bir ada olan Melos Adası’ndan çok sayıda göçmen koloni kurmak için geldiler. Başlarında Nymphaios adında bir önderleri vardı. Her nasılsa bu adama Kaphane aşık oldu. Ona öylesine sevdalanmıştı ki adam öl dese gözünü kırpmadan canını verecek durumdaydı. Öte yandan kent halkı yeni gelen bu göçmenlerden rahatsız olmuşlardı. Şimdilik sakin duran bu kalabalığın ileride kentlerini ele geçirmelerinden korkuyorlardı. Gizlice kent meclisini toplayıp aralarında bu konunun çözümü için tartışmaya başladılar. En sonunda vardıkları karar şu idi: İyi niyet göstergesi olarak düzenleyecekleri büyük bir şölene Meloslu göçmenleri çağırıp eğlencenin ve içkinin doruğa çıktığı bir anda hepsini kılıçtan geçireceklerdir. Tüm hazırlıklar buna göre yapılır. Kaphane ise yurdunu ve halkını değil de sadece aşkını düşünmektedir. Onu kaybetmek istemediğinden koşar sevdiğine Kryassosluların tüm planlarını en ince ayrıntısına değin anlatır. Göçmenlerin lideri Nymphaios, kendilerine yapılan şölen çağrısına yanıt olarak çok sevindiklerini ancak geleneklerinde böyle şölenlere kesinlikle yanlarında karılarını da götürdüklerini eğer, bu şekilde kabul ederlerse gelebileceklerini, aksi takdirde şölene katılamayacaklarını bildirir. Kryassoslular hemen kabul ederler. Şölen günü göçmenler yanlarında kadınları olduğu halde silahsız olarak şölene gelirler. Yiyip içmeye başlarlar. Eğlencede neşenin doruğa çıktığı, bedenlerin gevşediği bir anda göçmen erkekleri kadınlarının giysileri altına sakladıkları tüm silahlarını alıp neye uğradıklarını bile anlamayan tüm kent erkeklerinin tamamını kılıçtan geçirerek kolaylıkla kente sahip olurlar. Kentin adını da Yeni Kryassos olarak değiştirir ve halkına ihanet eden hain Kaphane’yi ise kurucu ana belleyip bir süre sonra onu tanrıçalık mertebesine çıkarırlar.
Bakmayın siz bu öyküdeki hainin ödüllendirildiğine. Hainler genellikle tarihin karanlık sayfalarında yer alırlar ve adları hep kötü olarak anılır.































YORUMLAR