Üniversite yıllarında biraz karikatür çiziktirmiş olmamdan dolayı olmalı ki eski bir alışkanlığım var. Nerede olursa olsun bir kitabevine ya da büyük marketlere gittiğimde kesinlikle gazete ve dergilerin olduğu bölüme gider mizah dergilerine bakar, kimlerini satın alırım. Son zamanlarda Afyonkarahisar’da sürekli gittiğim birkaç alış-veriş merkezinde mizah dergilerini eskisi kadar çok göremez oldum. Yakın zamana değin sayıları iki üç olurken son gidişimde iki yerde sadece Uykusuz dergisi vardı.
Mizah, Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlük’te gülmece olarak tanımlanır. Bir gerçeği alay, nükte ve latifelerle süsleyip güldürücü yanlarıyla ortaya koyan sözlü ya da yazılı sanat türüne mizah denir. Mizah geniş kapsamlı olup, fıkra, karikatür, hiciv, orta oyunu tiyatro, köy seyirlik oyunları, sinema hatta müzik bu alandadır.
Eğlenmek, güldürmek, hoşça vakit geçirmek amacıyla bir kimseye kırmadan takılma, şaka yollu alay etme olan mizahta temel amaç güldürme ise de çok kez güldürmenin altında kişi ve toplumdaki aksaklıkları, kötü durumları eleştirme ve iğneleme bu şekilde yanlışlıkları düzeltme amacı vardır. Mizahta kin ve öç alma duygusu ve kişileri küçük düşürme düşüncesi yoktur.
Mizah insani bir duygu olan aşk, sevgi kadar eskidir. Mağara insanları konuşmayı bilmedikleri dönemde bile tahminen taklit ve komiklikler yaparak aile bireylerini güldürmüşlerdir. Günümüzden 4000 yıl önceki Sümer tabletlerinde, eski Mısır papirüslerinde komik fıkralar vardır. Antik Çağ’da Anadolu Yunanistan ve Roma’da tiyatrolarda komediler oynanmış, Aiskhylos, Sofokles, Euripides ve Aristophanes, Romalı Titus Maccius Plautus gibi ünlü komedi oyun yazarları yetişmiştir.
Anadolu Antik Çağ’da mizah konusunda çok zengindir. Antik kentlerde mizah dolu ve ders verici öyküler kotarılmıştır. Bu bağlamda tüm dünyanın tanıdığı en eski hayvan öyküleri yazarı Emirdağlı hemşehrimiz Ezop’u da anmamak olmaz. Halk edebiyatımızda mizahın yer aldığı türlerin başında fıkralar gelir. Nasreddin Hoca, İncili Çavuş, Bekri Mustafa, Oflu Hoca gibi kişiler yanında Bektaşi, Karadenizli, Kayserili, Yahudi ve Rum gibi kişiliklerle ilgili çok sayıda fıkra vardır.
Mizahı yoğun şekilde bir arada sunan mizah dergileridir. Türkçe mizah dergilerinin 1870’lerde başladığı söylense de mizah dergileri basınımızda ilk kez 1850’lerde görülür. Hovsep Vartanyan Paşa tarafından 1852’de yayınlanan Boşboğaz Bir Adem, 1856’da yayınlanan Meğu (Arı) bunlardan ikisidir. Meğu, Osmanlı Dönemi’nde yayınlanan ilk mizah dergisidir. Ermeni harfleriyle Osmanlıca olarak yayımlanan bu dergiden sonra yayımlanan ilk dergi ise ‘Diyojen’dir. Genel olarak ilk mizah dergisi sayılan Diyojen 23 Aralık 1869’da İstanbul’da çıkmıştır. Adını günümüzden 2500 yıl kadar önce yaşamış olan Sinoplu düşünür Diyojen’den almıştı. Teodor Kasap adlı Rum kökenli bir Osmanlı vatandaşı tarafından kurulan ve kadrosunda Namık Kemal gibi yazarların da bulunduğu dergi haftada üç gün yayımlanıyordu ve Türkçeden önce bir süre Fransızca, Rumca ve Ermenice olarak da basılmıştı.
Birkaç yıl içerisinde Diyojen’i Hayâl (1873), Çıngıraklı Tatar (1873), Kahkaha (1875) ve Çaylak (1876) gibi dergiler izlemiştir. 1908 yılında İkinci Meşrutiyet’in ilanıyla mizah dergilerinin sayısı artmıştır. Bu dergilerden en ünlüleri Kalem (1908), Karagöz, (1908) ve Cem (1910) dergileridir. Ezop ile Karakuş (1908), Eşşek (1910), Gecekuşu (1910), Şakacı (1908) ve Yuha da bu dönemde çıkan öteki dergilerdir. 1919-1923 yılları arasında Milli Mücadele yıllarının önemli dergileri arasında ise Diken (1908), Güleryüz (1921), Aydede (1922) ve Akbaba (1922) vardır. Diken ve Güleryüz’ü Sedat Simavi, Aydede’yi Refik Halit Karay, Akbaba’yı ise Yusuf Ziya Ortaç çıkarmıştır. Bir dönem kapanıp Cumhuriyet döneminde de yeni harflerle çıkmayı sürdüren Akbaba 1977’de kapandığında kesintilerle de olsa 55 yıl yayın hayatını sürdürerek Türkiye’nin en uzun ömürlü mizah dergisi unvanına sahip olmuştur. 1947’de Marko Paşa yayınlanmıştır. Yazarları ve çizerleri arasında Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz ve Mim Uykusuz’un da bulunduğu dergi tek parti hükümetine karşı çok sert muhalefet yapınca defalarca kapatılıp yazarları tutuklanmıştır. Ancak dergi her kapatıldığında başka bir adla yeniden çıkmıştır. Marko Paşa’nın devamı olan dergiler arasında Malum Paşa, Merhum Paşa, Bizim Paşa, Yedi Sekiz Paşa, Ali Baba ve Öküz Mehmet Paşa vardır. Bunlardan sonra Tef (1954) ve İlhan Selçuk’un kurduğu Dolmuş (1956) çıkmıştır.
Mizah dergileri içinde karikatürler yoğun olarak görülür. 1970-1980’lerde çok yüksek satışlara ulaşarak Avrupa’nın en büyük, dünyanın 2. büyük mizah dergisi GırGır önemli bir mizah dergisidir. Oğuz Aral’ın çıkarttığı bu dergi yepyeni bir ekole imza atmıştır. Avanak Avni, Muhlis Bey, Utanmaz adam, Arap Kadri, Çılgın Bediş gibi derginin unutulmayan tiplemelerinin kimileri günümüzde yaşatılmaktadır. 1972’de yayına başlayan hem tirajı hem de Gırgır ekolü ile Türk mizahının milatlarından biri olan derginin 1993’te ilk yayın hayatı sona ermiş, 2010’lar sonundaki farklı girişimler ise ne yazık ki eski etkisini sürdürememiştir.
Gırgır dergisinin en önemli özelliği bir mizah okulu görevi görmesi, birçok mizah çizer ve yazar elemanının bu dergiden yetişmiş olmasıdır. Bu kuşak, sonraki yıllarda yeni markaları yaratan kadrolar olmuşlardır. Bu da Türkiye mizahında sürekliliği ve üslup çeşitlenmesini sağlamıştır. Çarşaf (1976), Fırt (1976), Limon (1985), Hıbır (1989), Pişmiş Kelle (1990), Leman (1991), Penguen (2002), Uykusuz (2007) ve gibi dergiler Gırgır’dan türemiş dergilerdir. 2002’de yayın hayatına başlayan Penguen, 18 Mayıs 2017’de tiraj düşüşü, artan maliyetler ve içeriklerin sosyal medyada izinsiz dolaşımı gibi faktörler gösterilerek basılı yayınını sonlandırarak dijitale dönüşmüştür. Korkusuz 2023 kapanmış, L Manyak 2016’da yayın hayatına son vermiştir. Dünyanın kadınlar tarafından çıkarılan ilk ve tek mizah dergisi Bayan Yanı 2025 yılında yaşamını sürdürür durumda idi. Uykusuz 2023’te ekonomik zorluklar nedeniyle bir süre ara verip 2025’te yeniden bayilere dönerek yeni bir yayın ritmi denemektedir. Tüm bu önemli dergilerden başka Ülkemizde kısa aralıklarla çıkan çok sayıda mizah dergisi vardır. Bu dergilerde ve ülke genelinde bugüne değin çok önemli usta karikatüristler yetişmiştir. Bugün İstanbul, İzmir ve Eskişehir’de çeşitli adlar altında karikatür müzelerimiz vardır.
Mizah yapmak ve anlamak yaratıcı zeka gerektirir. Kültür seviyesi yüksek ve ekonomik açıdan güçlü toplumlarda mizah daha geniş bir ifade alanı bulur; bu da değerli ve özgün eserlerin ortaya çıkmasını sağlar. Mizahın geliştiği toplumlarda bireyler, yaşamdan daha fazla keyif alan, mutlu insanlardır.

Bedri Koraman’ın karikatürü.
Eski başbakan ve cumhurbaşkanlarımızdan rahmetli Süleyman Demirel’in Isparta İslamköy’deki külliyesinde yer alan müzesinde bir köşe tamamen onunla ilgili çizgilen karikatürlere ayrılmıştır. Onun, rahmetli Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ve rahmetli siyaset adamı Erdal İnönü’nün kimi karikatürleri satın alarak karikatür sanatını destekledikleri bilinir. 24 Ekim-20 Kasım 2011 tarihleri arasında Pembe Köşk’te Erdal İnönü karikatürlerini kapsayan ‘Demokrasilerde Sanata Hoşgörü’ sergisi açılmıştır. 1991 yılı seçim öncesinde Bedri Koraman’ın çizdiği karikatürü çok beğenen üç lider S. Demirel, T. Özal ve E. İnönü’nün aynı karikatürü istemeleri üzerine B. Koraman aynı karikatürü üç kez çizerek onlara armağan etmiştir. Unutmamak gerekir ki mizah sanatı hoşgörü ve anlayışla yaşar ve gelişir.































YORUMLAR