Muhterem dostlar…
Zaman o kadar çabuk geçiyor ki, akar su misali. Bundan beş yıl önce pasaportumu yani 52 yıllık eşimi kaybettim. Kıyametim o gün koptu.
52 yıl boyunca varlığımda yoksulluğumda her zaman yanımda olan çocuklarımın anası vefakar ve bir o kadar fedakâr hayat arkadaşım, siyasete girme aptallığım yüzünden hep ihmal ettiğim yalnız bıraktığım, değerini kaybettikten sonra aradığım, bugünün evliyası, maalesef beş yıl önce 25 Şubat’ta kuş olup uçup gitti. Hakkını ödeyemem inşallah o bana hakkını helal etmiştir.
***
Değerli dostlar…
Erkeğin eşi onun pasaportu öldüğünde, gittiğinde anlıyorsunuz.
O gidince bunu anlıyorsunuz. Ama iş işten geçmiş oluyor.
Hani ülke dışına çıkarken pasaport gerekli ya işte o evdeki eldeki pasaport gidince kahredici yalnızlığa gömülüyorsunuz.
Artık yalnızsınız.
Eskiden gittiğiniz aile dostlarınıza gidemiyorsunuz. Kimse de size gelmiyor. İster istemez kapılar birer birer kapanıyor.
En yakın akrabalarınız bile yok oluyor.
Bilhassa geceleri dört duvar arasında tek başınasınız.
Yaşamayan bilmez.
Onun için ellerinizin yani toplumdaki gizli pasaportunuzun değerini iyi biliniz.
Bir erkeğe beddua edecekseniz -ki asla etmeyin- eşin senden önce ölsün diye beddua edin.
Malın mülkün gitsin deyin. Para pul makam mevki eş dost bulunur ama vefakar cefakar eş bulunmuyor.
Hayatta yalnız kalıyor.
Baykuş misali pencere kenarında bakıyorsunuz.
Bu sitem dolu yazım sizleri rahatsız edebilir.
Amacım sizleri karamsarlığa sürüklemek hiç değil. Ama hayat böyle bir şey.
Eşlerinizin kıymetini sağlığında biliniz diye ikaz etmek olduğunu lütfen kabul buyurun.
***
Hani şair demiş ya:
“Daima gülen yüzüme bakıp
Sanma ki gönlüm bahtiyardır
Sensiz attığım her kahkaham da
Bir yığın gözyaşı vardır…”
***
Bu vesileyle
Rahmetli eşimle vefat yıl dönümünde kendisine Allah’tan rahmet diliyorum.
Mekanı cennet olsun inşallah.
Sizlere de sağlık, huzur ve mutluluk ve pasaportlu nice birliktelikler yıllar diliyorum.
Selam ve saygılarımla.































YORUMLAR