Bir aydan bu yana daha dün 1948 yılında kurulan devlet İsrail ile kuruluşu 1776 olan ve ulus olarak kökenleri karmaşık bir başka devlet ABD’nin; egemen bir ülke olan İran’a saldırmaları sonucu Ortadoğu kan gölüne döndü. Saldırganlar İran’ı daha önce Ortadoğu’da üç günde parçaladıkları ülkelere benzettiler. Halkı ayaklandırma çığırtkanlıkları boşu gitti ve İran halkı tek yumruk olup hesaplarını bozdu. “İranlı” sözcüğü Pers, Türk, Kürt, Lur, Beluç ve Gilaki gibi birçok farklı etnik grubu kapsayan bir vatandaşlık tanımıdır. İran nüfusunun büyük çoğunluğunu oluşturan Persler (Farslar), antik Pers İmparatorluğu’nun merkezi olan Fars eyaletinde Farsça konuşan kadim bir halktır. İran’da ikinci kalabalık nüfusu Türkler oluşturmaktadır.
ABD ve İsrail’in yönetiminde bulunanların tarih bilmedikleri ya da tarihi umursamadıkları anlaşılıyor. Eğer biraz tarih bilselerdi İran halkının nasıl bir ulus olduklarını anlarlar ona göre davranırlardı. İranlılar Türkler gibi kadim bir millet olup, ataları antik çağın Persleridir. Persler, MÖ 2000’li yılların sonlarında Orta Asya ve Kafkaslar hattından İran platosuna göç eden, Medler ve Partlar ile akraba olan Aryan kökenli bir halktır. Antik İran’da Ahameniş ve Sasani gibi büyük imparatorlukları kuran Persler, günümüz Farslarının atası olan İrani bir topluluk olarak bilinirler. Geldikleri bölgede hayvancılık faaliyeti gerçekleştiren Persler; MÖ 550 yılında kurucuları ve ilk kralları olan Kiros etrafında birleşmiş ve Medleri yıkarak Pers İmparatorluğunu kurmuşlardır. Pers İmparatorluğunun başkenti bugün İran’da kalıntıları görülen Persepolis’tir.
Günümüzden 2500 yıl önce Anadolu’daki Pers egemenliği MÖ 546’da II. Kyros’un Lidya Krallığı’nı yıkmasıyla başlayıp Büyük İskender’in seferlerine (MÖ 330) değin yaklaşık 200 yıl süren, satraplık (valilik) sistemiyle yönetilen bir dönemi kapsar.
Persler MÖ 480 yılında Kral Kserkses önderliğinde Yunanistan’a sefer düzenleyip Atina’yı işgal ederek Akropolis’teki Parthenon ve öteki tapınakları yakıp yıkmışlardır. Persler savaşçı bir ulus oldukları gibi aynı zamanda sanatkar ruhlu bir ulus idi. Yaptıkları eserler günümüzde hala ayakta durmaktadır. MÖ 7. yüzyılda Lidyalılar tarafından ticareti geliştirmek amacıyla inşa edilen ünlü “Kral Yolu” Pers Kralı I. Darius zamanında geliştirilip düzenlenerek güvenli hale getirilmiştir. Efes’ten başlayıp İran’daki Persopolis’e uzanan bu yol, antik çağın en önemli ticaret ve posta yolu kabul edilir. Persler Batı Anadolu’dan Mezopotamya’ya uzanan bölgede; Kral Yolu, vergi sistemleri ve kültürel etkileşimle derin izler bırakmışlardır. Pers döneminde Anadolu, “Satrap” adı verilen valilerce yönetilen eyaletlere (satraplıklar) bölünmüştü. Başlıca satraplıklar Sardes/Salihli (Lidya), Dascylium/Balıkesir ve Kelainai/Dinar idi. Bugünkü Dinar’da Pers kralları için av köşkleri ve av alanları yapılmıştı.
Aşağıda anlatılan Peslerle ilgili öykü onların nasıl bir savaşçı ruha sahip olduklarını çok iyi vurgulamaktadır.
Zamanının ünlü Kelainai (Dinar) Kenti Lidyalıların yazlık oturma yerlerinden idi. Frigyalı Adrostos’un yanlışlıkla öldürdüğü Lidyalı Atys’in oğlu prens Pythios çok varsıl birisiydi ve bu kentte yaşıyordu. Öyle varsıl idi ki Pers kralı Darius’a som altından yapılmış bir çınar ağacı ile üstündeki üzümleriyle bir asma armağan etmişti.
Yıllar sonra Pers kralı Kserkes, Kelainai’ye geldiğinde o zamanlar yetmişli yaşlarında olan Pythios onun onuruna bir şölen verdi. Ev sahibinin varsıllığı konuk kralın dikkatini çekmişti. Şölen sırasında Pythios krala şöyle dedi:
-Size savaş gideri ve Yunanistan’a yapılacak sefer için kendimce biraz katkıda bulunmak istiyorum.
Bu sözlere Kserkes çok öfkelenerek yanındakilere sordu.
-Bu adam kim ki bana yardım etme isteğinde bulunuyor?
Onlar şöyle yanıt verdiler:
– Bu adam, babanıza altın çınar ile bir altın asma armağan eden kişidir ve sizden sonra dünyanın en varsıl adamıdır. Pythios ise sözlerine devam etti.
– Kralım iki milyon gümüş ve dört milyon altın Dareios staterim var ama yedi bin eksik. Bunları sizin emrinize veriyorum. Geriye kalanlar beni rahatlıkla geçindirir. Konuk kral, bu cömertçe sözler üzerine ona şöyle dedi.
– Ey Lidyalı ev sahibi, İran’dan çıktığımdan beri bugüne değin beni ve ordumu böyle karşılayan, savaş bütçeme kendiliğinden gönüllü olarak katkıda bulunmak isteyen birini daha görmedim. Askerlerimin her birini prensler gibi ağırladın. Dört milyon altın statere gelince; eksik olan yedi bini ben sana veriyorum ve hepsi sende kalsın. Bundan sonra da hep böyle eli açık ol, böyle cömert davran. Bundan üzüntü duymaz aksine mutlu olursun. Bundan böyle seni resmi konuğum olarak kabul ediyorum.
Prens Pythios’un vermiş olduğu şölenin sonunda herkes memnun olarak ayrıldı.
Bir süre daha kentte dinlenen kral Yunanistan’a yapacağı sefer için hazırlıklarını tamamlayıp tam yola çıkacak iken atının önüne geçen Pythios, krala şöyle dedi:
– Efendimiz senden bir dilekte bulunmama izin ver. Bu benim için çok büyük ama senin için yerine getirilmesi çok basit bir dilektir. Kserkes dileği her ne ise memnunlukla yapacağını söyledi. Bundan güç alan Pythios
– Benim beş çocuğum var. Hepsi şimdi senin yanında sefere çıkıyorlar. En büyüklerini bağışla. Ötekilerini al. Kalacak oğlum mal varlığımı koruyup yönetsin.”
Bu sözleri duyan Pers kralı büyük bir öfkeye kapıldı ve yüksek sesle şöyle dedi.
– Şunu iyi bil ki insan için kulak yüreğin kapısıdır. Eğer yürek erdemli sözler duyarsa baştan aşağı sevinç duyar. Eğer tersi olursa öfkeyle kabarır. Alçak adam! Benim kölem olduğunu unutma. Ben Yunanistan seferine giderken yanımda oğullarımı, kardeşlerimi yakınlarımı ve dostlarımı götürürken sen nasıl olur da benden böyle bir istekte bulunursun? Sen benim ardımdan tüm ailenle hatta karını da alıp gelecekken bana olmayacak bir öneride bulunuyorsun. Bize göstermiş olduğun konukseverliğin seni ve öteki dört oğlunu kurtarıyor. Ancak en çok sevdiğinle seni cezalandıracağım ve bu ceza yaşamın boyunca sana ve senin gibi düşünenlere, parasına güvenip savaştan kaçanlara ders olsun.
Bu sözlerden sonra kralın buyruğu ile Pythios’un çok sevdiği oğlu ikiye böldürülüp yolun iki yakasına kondu ve tüm orduyu bunların arasından geçirildi.
İşte bu kral bugün tek başına saldırgan devletlere karşı koyan İranlıların atasıdır. Kimi işgalci zihniyetli saldırgan ülkelerin reisleri keşke biraz tarih bilseler de bugünkü rezil duruma düşmeselerdi.































YORUMLAR