Sivil toplum kuruluşları (STK) ya da sivil toplum örgütleri, resmi kurumların dışında kalan ve bunlardan bağımsız olarak çalışan, politik, sosyal, kültürel, hukuksal ve çevresel amaçları doğrultusunda lobi çalışmaları ve eylemler yapan; üyelerini ve çalışanlarını gönüllülük esasıyla toplayan, maddi kar amacı gütmeyen ve gelirlerini bağış ya da üyelik ödemeleri ile sağlayan kuruluşlardır. Sivil toplum örgütleri oda, sendika, vakıf ve dernek adı altında faaliyet gösterirler. Vakıf ve dernekler topluma yararlı bir hizmet geliştirmek için kurulmuş yasal topluluklardır ve topluma hizmet etmek için kurulmuşlardır.
Sivil toplum örgütleri etkinliklerini bağımsız bir şekilde yürüterek sosyal konuları hedef alan topluluklardır. Bu topluluklar kültür, sanat, hukuk, çocuk ve kadın hakları gibi pek çok dalda çeşitli çalışmalar yürüttükleri gibi genellikle eğitim, sağlık, çevre koruma, insan hakları, kadın hakları, çocuk hakları gibi alanlarda yoğun olarak çalışırlar. Sivil toplum kuruluşları projeler geliştirir, farkındalık kampanyaları düzenler, araştırmalar yapar ve hükümetlerle işbirliğine girerek toplumsal sorunlara çözüm getirmeye çalışırlar. STK’ların en önemli özelliklerinden biri, toplumun çeşitli kesimlerinin katılımına açık olmalarıdır.
Ülkemizde çok sayıda STK olduğu gibi Afyonkarahisar’da da epey miktar sivil toplum kuruluşu yer almaktadır. Son araştırmalara göre Afyonkarahisar Türkiye sıralamasında nüfus bakımından 31’inci sırada ancak dernek sayısı bakımında 23’üncü sıradadır. Son sayımlara göre; Afyonkarahisar’ın il genelinde dernek sayısı 1085 olup, bunlardan 43 tanesi Cumhurbaşkanlığınca ve bakanlıkça kamu yararına statüsüne sahip dernek olarak kabul edilmiştir. Afyonkarahisar’da 63 adet kültür ve sanat alanlarında etkinlik gösteren dernek vardır.
Şimdi gelelim yukarıdaki bilgileri neden verdiğime: Bir arkadaşım, uzun süredir bir konaktan söz ederek, mutlaka görmemi söylüyordu. Geçenlerde karşılaştığımızda yine aynı konuyu açınca birlikte sözünü ettiği ve adını kendisinin verdiği Kybele Konağı’nı görmeye gittik. Belediye Kültür ve Sanat Evi’nin hemen yakınındaki sokak içine girip konağın önüne gelince şaşırdım. Çünkü önümdeki konak nereyse tıpa tıp Çeşmeli Konak idi. Mimarı ya da ustası büyük olasılıkla aynı kişi olmalıydı. Çünkü ev sahibinin verdiği bilgiye göre konak 1908 yılında yapılmış. Çeşmeli Konak ise 1906/7 yılında yapılmıştır. Ev sahibinin ikram ettiği kahvelerimizi içerken birden eski günlere gittim ve Çeşmeli Konağın Afyonkarahisar’ın kültürel hayatından silinmesini düşündüm.

Bilmeyenlere kısaca anımsatalım. İl merkezi, Mecidiye Mahallesi’nde yer alan Çeşmeli Konak, son dönem Osmanlı sivil mimarisinin en güzel örneklerinden birisi olup, kitabesine göre 1906/1907 yılında inşa edilmiştir. Eski eser niteliğinde olduğu için Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunca 1983 yılında korunması gerekli eski eser olarak tescil edilmiştir.
Çeşmeli Konak, harabe bir durumda iken 2002 yılında Kültür Bakanlığı’nca kamulaştırılarak 2003 yılında restorasyon çalışmalarına başlanmış, 2004 yılı sonunda tamamlanarak valiliğe tahsis edilmiştir. Valilik tarafından da 14.9.2011 tarihinde Afyonkarahisarlı iş insanı Sayın İbrahim Alimoğlu’na tahsis edilen konakta bir süre kimi eşyaların sergilenmesi yanında halka açık ücretsiz çeşitli kurslar düzenlenmiştir. Kursların başka bir binaya taşınmasıyla konak 2014 yılı Ağustos ayında bu kez İbrahim Alimoğlu’nun sahip olduğu etnografik eşyalarla müze-ev biçiminde teşhir-tanzimi tarafımdan yapılarak ücretsiz olarak halkın hizmetine sunulmuştur. Çeşmeli Konak; Afyonkarahisar’ın kültürel yaşantısını yansıtan ve kültür yaşamına katkıda bulunan önemli bir değer olarak ziyaretçiler tarafından büyük takdir toplamış, beğeni ile ziyaret edilmiştir. Ancak 21 Ağustos 2021 tarihinde zamanın valisi tarafından apar topar bir emirle boşalttırılmış ve bir vakfa tahsis edilmiştir. İşte o günlerde ve ondan sonraki günlerde Afyonkarahisar’daki kültür ve sanat içerikli derneklerden hiç ses çıkmadı. Birkaç duyarlı kişinin dışında tepki veren olmadı.

Gerçi bu dernekler şu anda da Afyonkarahisar’ın kültürel ve sanatsal problemleriyle ilgilenmeyip kendi kapsamları içinde etkinliklerini sürdürmeye çalışıyorlar. Anladığım kadarıyla bunların dışında onları hiç bir şey ilgilendirmiyor. Örneğin, bu derneklerin bir araya gelerek Zafer Müzesi’nin restorasyon süresinin uzaması ve açılışının gecikmesi ile ilgili bir açıklama yaptıklarını duymadım. Yine bu derneklerin gelecek kuşakların emaneti Afyon Kalesi ile tek sözcük etmediklerini biliyorum. Bu dernekler Yeşilyol’a dikilen Atatürk heykeli ile de bir fikir beyan etmediler. Tüm bunlardan vazgeçtim bu kültür sanat derneklerinin bir araya gelerek il merkezinde bir güzel sanatlar galerisi olmadığından söz ettiklerini duyanınız var mı?
Kültür ve sanat kapsamlı derneklerin bir araya gelerek kentin kültürel ve sanatsal konularında, sorunlarında çalışmalar yapmalarının, fikir beyan etmelerinin faydalı olacağı kanısındayım. Unutmayalım “bir elin nesi var iki elin sesi var.”































YORUMLAR