Ana Sayfa Arama Video
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
İbrahim Tomtom
İbrahim Tomtom

Afyon tarihine iz bırakan Ustalar Demirci, Baytar,Nalbant ALİ TOMTOM

Amcam… İnsanın yakınını yazması çok zor bir şey,
Demirci Sarı İbrahim Tomtom’un üç oğlundan birisidir. Sakioğlu Ali’nin torunudur.
Afyonkarahisar’ın Baytar Mektebi mezunu iki nalbantından birisidir. Dedem 1924-25 li yıllarda Afyondan önce Düzağaç daha sonra Güneyköy son olarak ta Sinanpaşaya göç etmiş. Çocukluk ve gençlikleri oralarda demirci olarak geçmiştir.
Babam Sinanpaşa’dan döndükten sonra 8-10 ay sonra da üç dört yaşında ayrıldığı memleketine amcam yaklaşık 29 yaşın’da dönmüştü. Amcam askerliği esnasında İstanbul baytar mektebinde okumuş atlı birliklerde çavuş olarak askerlik yapmış, bu günkü veterinerlik diplomasıyla askerden dönmüştü. Amcam ağır başlı sözü dinlenir, bilgili bir insandı.
Babamla çalışmaya başladıklarında o tarihlerde faaliyet gösteren faytonların yarısından fazlası, tek arabaların (yaylı at arabası) da çoğu bizim işyerine nallamaya gelirmiş.
Nallama sırasında atların sair hastalıklarına da amcam bakar yarası olana merhem karıp atların yaralarına sürermiş. Hal böyle olunca nallama dışında da Atlar, inekler, eşekler de hastalıklarının tedavisi için getirilirmiş. Bu arada unutmadan yazayım diğer Baytar mektebi mezunu da Nalbant Mehmet (Dağhan) amcamızdı.
Amcamın ineklerin karınları şiş iken tedavi edip derisini deler ve havasını boşaltır bazen de yediği halde kilo almayan inekleri ameliyat edip midesinde çivi v.s. varsa onu alır tekrar diker mehlem sürer tedavi ederdi. Atlarında ayaklarındaki yaraları ve hastalıkları tedavi eder merhem sürer rahatsızlıkları tırnaklarında ise temizler gerekirse sıcak demirle dağlar ilaç sürer kapalı nal ile kapatır iyileşmelerini sağlardı.
Amcam 2 Erkek üç Kız babasıydı.
Yaklaşık 175 cm boylarında ince dalan çekik gözlü esmer vefat edinceye kadar saçına bir tek ak düşmemiş simsiyah saçlı bir insandı.
Çift girişi olan aynı apartmanın farklı katlarında yaşardık. Amcamlar kendi girişlerinin üçüncü katında otururlardı. Bazen amcamlara gittiğimizde beni dizine oturtur. Sana küçük at alalım arka bahçeye bağlayalım üzerine bin gez diyerek gönlümü hoş tutardı. Amcamı çok severdim o da beni evin en küçüğü olduğum için çok severdi. Dükkanımıza da sadece beni kabul etti ağabeylerimin hiç birini dükkana sokmadı. Bu çocuk dükkanımızın kilidi olacak demişti Öyle de oldu… Babamın da amcamın da karakutuları, kilitleri ben oldum.
Baytarlık dışında demirciliğinde ileri seviyede ustasıydı. Ayrıca Atların nallamasında çok ciddiye alır atın yürüyüşüne bakar düzgün olup olmadığını kontrol ederdi.
Öküz nallaması da yaparlar kapalı nal da yaparlardı. Atlara öküzlere çakacakları Nalları arkada olan Ocakta kendileri üretirlerdi. İki tane kalfa değişirdi akşama kadar. Genelde ocağa bakar kalın nal yapılacağı zaman demirin tavı geçmeden işlemek için balyozla kalfaya yardım ederdi.
Bazen tavuk yumurtasına küçük nal çakardı. Yaşlandığında da isteyene yumurtaya nal çaktığını bilirim. Nalbant Hidayetin kardeşi Nalbant İhsan; amcamla babamın kalfasıydı.
Amcamın sürekli karnı ağrırdı. Karnının ağrısı bir türlü geçmemişti. Bir ara prostat kanseri olmuş Eskişehir Tıp Fakültesinde tedavi olmuştu. 1977 senesinde babamla ortaklıkları sona erdikten sonra büyük oğlu İbrahim (Hacı Hamzaların Hamza Demirkırkan’ın Kalfasıydı) ile ziraat aletleri imalatı ve tamiri ile iştikal etmişlerdi. Küçük Oğlu İsmail PTT Antalya da teknisyen olarak işe başladı ve oradan emekli oldu.
Bir Ramazan günü Babamdan tam bir yıl sonra hayata gözlerini yumduğu haberi ile sarsıldım. Ortanca damadı Hasan enişte arabasının üzerine tabutu bağlamış aldı geldi.
Allah rahmet eylesin. Mekanı Cennet olsun.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER