Ana Sayfa Arama Video
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ahmet Semih Tulay
Ahmet Semih Tulay

8000 YILLIK BÜKME İLE AĞZI AÇIK

Şimdi bu başlığa bakıp da bir arkeolojik kazıda Afyonkarahisar’a özgü yiyecekler olan bükme ve ağzıaçık kalıntısının bulunmuş olduğunu düşünebilirsiniz. Ne yazık ki şimdiye değin herhangi bir kazıda böyle bir buluntu ele geçmiş değil. Peki, bu başlık nereden çıktı? diye soracak olursanız hemen yanıt vereyim. Afyonkarahisar Belediyesi’nin kent merkezine koyduğu panolardan esinlendim. Eskiden Taşhan’ın önünde Afyonkarahisar’ın 8000 yıllık gastronomi kenti olduğunu belirten panolar varken şimdi Zafer Meydanı’ndaki durak arkasına da konmuş. Zaman zaman yeri geldikçe kentin çeşitli yerlerindeki reklam panolarına da konuyor.  Bu panolarda Afyonkarahisar’ın 8000 yıllık lezzet mirasının olduğu vurgulanıyor.

Bu arada Grekçe gastros (mide) ve nomos (yasa, kural) sözcüklerinden oluşan gastronomi sözcüğü ‘sağlığa uygun, iyi düzenlenmiş, hoş ve lezzetli yemek düzeni ve sistemi, kısaca yeme-içme ve sofra kurma bilim ve sanatı’ anlamına geldiğini belirtelim. Bu durumda demek ki 8000 yıl önce Afyonkarahisar’da gastronomi varmış. Bilimsel olarak bir kentin gastronomi kenti olması başka, 8000 yıllık gastronomi kenti olması başka şeylerdir.

Günümüzden 8000 yıl önce yani Milattan Önce 6000 yıllarında nasıl bir yemek kültürü vardı? Bu konuda daha fazla bilgi edinmek isterseniz 10 Aralık 2024 tarihli Afyonşehir gazetesindeki köşemde ‘Antik Çağda Yemek’ adlı yazımı okumanızı öneririm. MÖ 6000-5000 tarihlerinde yemekler kap içinde yapılmıştır. İlk pişirme kaplarının sürüngen kabukları, hayvanın kürek kemiği ile hayvan midesi olduğu bilinmektedir. Buğday ve benzeri tahıllar da önce taş üzerinde pişirilmiş, iki taş arasında un haline getirilmiştir.

İnsanlar elde ettikleri öğütülmüş unu su ile karıştırıp bulamaç haline getirmiş ve daha sonra ekmek yapmayı öğrenmişlerdir. Yemek konusunda yazılı kaynaklar, vazo resimleri, duvar resimleri vs bize bilgi verirler ki bunların en erken örnekleri MÖ 2000’lere ait Hitit yazılı belgeleri, MÖ 9. yüzyılda Homeros’un İlyada ve Odysseia destanları, MÖ 5. yüzyılda antik yazar Ksenophon’un Anabasis’i ve daha sonra Romalı yazarların eserleridir. Çeşitli yerlerdeki duvar resimlerinden özellikle İtalya’daki Pompei duvar resimlerinden ve taşlaşmış yemek buluntularından antik çağ yemek kültürü hakkında önemli bilgiler öğreniyoruz.

Ancak günümüzden 8000 yıl önceki yemek çeşitleri hakkında bilgimiz yok. Sadece tahmini olarak insanların sebze, et ve tahıl ağırlıklı olarak beslendikleri söylenebilir. Yani bu dönemde bir kente özgü bir yemek çeşidi olamaz. 8000 yıllık lezzet mirası, gastronomi kenti denebilmesi için MÖ 6000’lerden gelen bir yemek çeşidinin, kültürünün olması gerekir. Bunun da belge ve buluntularla kanıtlanması gerekir. Afyonkarahisar’da böyle bir arkeolojik buluntu var mı? Ben bir arkeolog olarak bilmiyorum. Bilimde uydurma olmaz. 8000 yıllık yemek mirasının dayanağı nedir?

Şimdi böyle dayanaksız slogana bir öykü uydurmak yerinde olur düşüncesiyle şöyle bir öykü kaleme aldım:

BÜKME İLE AĞZIAÇIK

“Günümüzden 8000 yıl önce yani MÖ 6000 Neolitik-cilalı taş çağın sonlarına doğru daha Afyonkarahisar kenti yokken sadece kale vardı. Kalenin eteklerindeki köyden küçük bir yerleşimin reisi günün birinde halkını toplayıp şöyle dedi:

– ‘Ey köy sakinleri, ben derim ki gelecek kuşaklara bir miras bırakalım. Çünkü köyümüz gelecekte il olacak! Bu konuda herkes düşüncesini söylesin.’

Kalabalıktan birisi ‘çanak-çömlek bırakalım’ dedi. Bir başkası ‘heykel yapalım’ dedi. Tombul Hatça (Hatice) Teyze ‘yemek yapalım’ dedi. ‘O zamanlar Hatice adı var mıydı’ diye sormayın. Frig Kralı Midas’ın kızının adının Suna olduğu yerde Hatice de olur. Neyse dönelim biz öykümüze.

Sonunda uzun tartışmalardan sonra kendi köylerine özgü yemek yapılmasına karar verildi. Ertesi gün köyün kadınları tüm yemek becerilerini göstermek üzere sabahtan akşama değin çalıştılar. Akşam gün batımına yakın herkes köy meydanında toplandı. Kadınlar yemeklerini seçici kurulun önüne getirdiler. Kimi çorba, kimi et, kimi sebze yemeği yapmıştı. Hatça Teyze’nin yaptığı hamur işi mis gibi kokuyordu. Kezban adlı bir gelin de hamur işi yapmıştı ve onun da tepsisindekiler nefis kokular saçıyorlardı.

Köy reisinin başkanlığındaki seçici kuruldakiler her yemekten bir lokma alarak tadıyorlar sonra köyün sakinleri tadıyorlardı. Karanlık basımına yakın elemeyi kazanan iki kişinin adı okununca kadınlar seçici kurulun önüne geldiler. Bunlar Kezban Gelin ile Hatça Teyze idi. Reis güzel sözler söyleyerek onları kutladı. Sonra dönüp, ‘Hatça Kadın yaptığın yemeğin adı nedir’ diye sordu. Hatça Teyze yanıt verdi. ‘Bükme!’ 

Reis merakla sordu. ‘Neden bükme?’  

Hatça Teyze kalabalığı işaret ederek ‘Çünkü kimi kadınların kıskançlıktan karınları buruldu, büküldü. Ben de yaptığıma ‘bükme’ adını koydum.’  Bu yanıtı herkes alkışladı. (Bence kıskanmak, çekememek anlamındaki ‘karnı burulmak’ deyimi de buradan gelmiş olabilir.) Reis Kezban Gelin’e dönüp’ seninkinin adı ne’ diye sorduğunda Kezban Gelin yanıt veremeden kalabalık hep bir ağızdan ‘ağzıaçık’ diye bağırdılar.

Reis kalabalığa dönüp ‘neden ağzı açık’ diye sorunca yaşlı kadın bir yanıt verdi:

– ‘Çünkü Kezban’ın yaptığı o kadar lezzetli ve güzel ki becerisine ağzımız açık kaldı.’

Reis hemen o an bükme ile ağzıaçıkığın gelecek kuşaklara aktarılacak geleneksel yemek mirası olduğunu ilan etti.”

Öykü de burada bitti.

Bükme ile ağzıaçıkığın 8000 yıllık öyküsü böyle. Bir dahaki sefere umarım 10.000 yıllık ‘sakala çarpan çorbası’ ile 10.000 yıllık ‘keşkek’ öyküsünü yazarım gari.

YORUMLAR

Bir adet yorum var

  1. Sanırım bu sloganın kaynağı Afyon Arkeoloji Müzesinin son dönemde yaptığı Eyyupoğlu Höyük Kazısı, Bu kazıda ele geçirilen Neolotik Çağ seramikleri nedeniyle kentin tarihi MÖ 6000 e dayandı.. Bu dönemde de doğal olarak insanlar besleneceği için Afyon yemek kültürünün de 8 bin yıllık olduğu çıkarımına varılmış.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER