Muhterem dostlar. Türk milleti Allah vatan bayrak ve ezan dediğinizde o tarafa doğru korkmadan koşar gider. Ben de gençlik yıllarında bu kelimelere aşıktım.
İşte o günlerde Rahmetli Harun Memiş ve Rahmetli Basri Kamışlı’nın teşvikleriyle Milliyetçi Hareket Partisine girdim.
O yıllarda bazıları MHP’ye girersen bir daha çıkamazsınız vururlar, başında da sert bir adam Alpaslan Türkeş var gibi telkinde bulundular. Ben kimseyi dinlemedim.
İçimde vatan bayrak ezan ve Kuran aşkı vardı. Aradan yıllar geçti. Afyon MHP Merkez İlçe Başkanlığı, il yönetim kurulu üyeliği gibi çeşitli görevlerde bulundum. İki defa İhsaniye’den il genel meclisi adaylığım oldu. Kazanamadım.
Ama üç hilalle MHP bayrağını görünce halk bizlere oy vermeseler ekmek veriyordu.
Aradan geçen zaman zarfında rahmetli başbuğum Alpaslan Türkeş Beyi tanıdım. Beyefendi kibar oldukça bilgili kalbi insan sevgisiyle dolu bir kişi ile tanışmak elini sıkmak elini öpmek nasip oldu.
Herkese evladım derdi. Kibirli değildi ama vakurdu.
İslam ve Türk tarihini en iyi bilenlerin başında geliyordu.
Aşkla zevkle MHP’ye hizmet etmekten, MHP’liyim, ülkücüyüm demekten gurur duyuyordum.
1997 yılı Nisan ayında Akşehir’e gidiyordum.
Radyodan bir haber: MHP lideri Başbuğ Alparslan Türkeş vefat etti.
Dünyam değişti. Geri döndüm, Bolvadin üzerinden Ankara’ya geldim. Dostlarla buluştuk.
Ankara çok soğuk ve karlı bir hava vardı. Akşam bir otelde kaldım. Ankara sokaklarında trafik durmuştu. Ulus’tan Kocatepe camisine kadar yağmur ve kar altında yürüdüm.
On binler yürüyordu. Hem de ağlayarak. Netice son durağa kadar insan seli ve defin.
Muhterem dostlar…
Tarihe mal olmuş bir büyük şahsiyeti tanımaktan mutluyum. Rahmetlinin vefatından sonra MHP’de birtakım değişikler olmaya başladı. Bunu hissediyordum.
Milliyetçi, ülkücü, değerli insanlar partiden uzaklaştırılıyorlar veya istifaya zorlanıyorlardı.
En sonunda ben ve benim gibi insanlar istifa etmek mecburiyetinde kaldık. Yaklaşık on iki yıl önce ağlayarak ayrıldım.
Bir parti niye vardır veya neye kurulur. İktidar olmak için ama Rahmetli Başbuğ’dan sonra öyle olmadı.
Rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş’e sesleniyorum: Kalk başbuğum. Senin bıraktığın koca çınar MHP, biranda kolları dalları kesildi. Kuru bir dal parçası gibi bir partiye payanda oldu. Onun ayakta durması için gövdesini koydu. Ülkücülere değil, bazı temel değerlerimize karşı olan bir partiye sevdalandı.
Bu da yetmedi, yaklaşık iki yıldır on binlerce insanımızın katili yüz binlerce insanımızı kolsuz bacaksız gözsüz, kadınları kocasız, anaları evlatsız, çocukları babasız bırakan PKK gibi eli kanlı bir terör örgütü elemanlarını ve bilhassa cani ve katil Apo denilen alçağı kurtarmak bırakan PKK.
Haaaa cani Apo’dan hediye olarak değerli bir kilim bile aldılar.
Kameralar önünde kurularak poz verdiler.
Başbuğum: Koca çınar MHP’de sizden görevi devralan lider, “İmralı’ya siz gitmezseniz ben giderim, bana izin verin” diyor.
Bunu duyan hazirun da ayakta alkışlıyorlar. Elleri patlayana kadar.
İşte sizin bıraktığınız koca çınar MHP’nin son durumu bu.
Bir de sizin kabrinizi ziyaret etmek isteyen çocuklarınıza izin verilmiyor ve kendilerine ülkücüyüm diyenler tarafından tartaklanıyor.
Emri kimden alıyorlar o da muamma.
Değerli dostlar
Gerçek ülküdaşlarım.
Bu vesileyle, rahmetli başbuğum Alparslan Türkeş’e Allah’tan rahmet, sevenlerine, gerçek ülkücülere başsağlığı diliyorum.
Sağlık huzur ve mutluluk dolu günler yıllar diliyorum.
Selam ve saygılar sunuyorum.































YORUMLAR