Ana Sayfa Arama Video
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Mustafa Turk
Mustafa Turk

BİR ZAMANLAR

Mahallem geniş sokakları ve cumbalı evleriyle geçmişin izlerini günümüze taşıyan bir yerdir. Her sabah, konağın gölgesinde buluşup oyunlar oynayan çocuklar, diğer yanda mahallemizde bulunan İsmail bakkalının önünde toplanıp sonra dağılan gençler. Aslında bu bakkalları, sadece ihtiyaçlarımızı karşılayan bir yer değil, aynı zamanda mahallelinin buluşma noktası olarak görüyorum.

Konaklar, mahallemizin en dikkat çekici yapılarıdır. Her biri farklı bir hikâye anlatırdı; kimisi bir papazın ikametgahı olmuş, kimisi de zamanında bir tüccarın, kimisi öğretmenin evi olarak kullanılmıştı. Konakların ihtişamlı görünüşleri, yoldan geçenleri selamlar ve içeriye girdiğiniz anda sizi büyülü bir atmosfere davet ederdi.

İki katlı gördüğünüz bir konağın içeri girdiğinizde 3 katlı olduğunu görebilirsiniz. Ayrıca birçok evin mahzene inen farklı kapıları da dikkat çeker.

Konakların içi, dışından çok daha etkileyici ve gizemlidir. Birçoğu yüksek tavanlar, işlemeli ahşap kapılar ve geniş salonlar, sanki tarihten bir sahnede yaşıyormuşsunuz hissi verirdi. Her odada farklı bir dünya vardı; gelin odası, oturma odası, mutfak olarak kullanılan oda gibi. Kimi odalar geçmiş dönemlerin toplantılarına ev sahipliği yapmış, kimi de aile yemekleriyle dolup taşmıştı. Birçok evde müzikle uğraşan insanlar vardı. Şık ve zarif giyinmelerine her zaman hayran olmuşumdur. Piyano, keman, saz gibi müzik aletlerinin seslerini hiç unutamam. Onlar benimle birlikte sonsuza kadar yaşayacaklar.

Mahallede yaşayan herkes birbiriyle tanışır ve yardımlaşır. Her akşamüstü, konakların gölgesinde toplanan komşular, çaylarını yudumlayarak sohbet ederdi. Bu sohbetler, mahallemizin sosyal dokusunun önemli bir parçasıydı.

Aslında biz bugün aynı şekilde bunu sokağımızda yansıtabiliyoruz. Bazen eskileri hatırlarcasına ekmek üzerine sürülen bol yoğurtlu bir dilim ekmek. Bazen Sevim hanımın maharetli elleri ile hazırladığı yiyecekleri, Özlem Hanımın Hibiskus şerbeti, kruvasan böreğini, bakkal İsmail’in çayları, Hacı Şükrü Palanın kahvesi, güler yüzlü pozitif Burçin hocanın ikramları, Cafe 45’lik işletme sahipleri Elveda, Şehri, Rukiye hanımların keşkekleri, çayları, Zafer kardeşimin muhteşem Bendir ile birlikte söylediği müziklerle hem eğleniyoruz hem de lezzetlerin tadına varıyoruz.

Tabi ki zaman zaman Doğan kaptan, Hasan kardeşim ve eşi, Süleyman, Mehmet, Osman, Halil, maharetli ellerinden çıkan birbirinden değerli eski evlere yeniden hayat veren marangoz Mehmet usta bize eşlik ediyorlar. Bir de bunlara genç isimleri eklediğimizde yaşamanın tadı bu güzel mahallemde bir başka oluyor.

Aslında yukarı Bedesten çarşısından itibaren bu mahallerde buna benzer görüntüleri görebilirsiniz. Bunları çoğaltmak lazım diye düşünüyorum.

Aslında buralara mutlaka Devlet Ana ve Kadınana el atmalı ama hiç umudum yok. Çünkü yıllardır söylenen sözlerin tutulmadığını gördükçe neden umudum yok deyişimi buradan anlayabilirsiniz.

Neredeyse uzun zaman olmasına rağmen eski veterinerlik binasının yerine yapılan o iş yerlerinin açılmaması bölgeye verilen değeri görmek açısından çok önemli. Madem ki burası açılmayacaktı neden o kadar paralar harcandı sormak hakkımız değil mi? Bomboş atıl durumda bekliyorlar, yazıktır günahtır.

Hiçbir kimse çıkıp ta burasının neden açılamadığını anlatmıyor. Bunun böyle olmasına sebep olan nedir?

Kimi yada neyi bekliyorsunuz?

Sizlerden açıklama bekliyor Afyon halkı…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER