Ana Sayfa Arama Video
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ahmet Semih Tulay
Ahmet Semih Tulay

HEROSTRATİK

Kimi insanların ünlü olabilmek için yapamayacakları şey yoktur. Bu tür insanlar akla hayale gelmeyecek davranışlarda bulunabilirler. Bunları yaparken topluma maddi ve manevi zarar verirler. Tarih bu tür adamlar ve onların yaptıkları olaylarla doludur. Bunlardan biri Efesli
Ayakkabıcı Herostratos’dur.

Tarih MÖ 356 yılı. Yani günümüzden 2382 yıl önce İyonya’nın en büyük kenti Efes’te (İzmir-Selçuk) yaşam tüm hızıyla devam ediyordu. Genellikle herkes mutluydu ama son zamanlarda ayakkabıcı Herostratos pek mutlu değildi. Çünkü o ünlü olmayı kafasına takmıştı. Ünlü olmak tarihe geçmek istiyordu. Bildiği tek iş ise ayakkabıcılık idi. Gerçi iyi bir ayakkabıcıydı ve Efes’te rahiplerden, politikacılardan, soylu ve varsıllardan oluşan birçok alıcısı vardı ama bu onun tarihe geçmesine yetmez, ünlü olmasını sağlamazdı. O halde bir şeyler yapmalıydı. Ama ne? Ne yapmalıydı da ünlü olup tarihe geçmeliydi? Son zamanlarda önüne gelene bunu sorar olmuştu. Ünlü olmak için ne yapmalı? Bu soruya kimileri ciddi yanıtlar veriyor, kimileri de dalga geçerek olmayacak şeyler söylüyorlardı. Ayakkabıcı ise her söyleneni doğru yanlış demeden ciddiyetle dinliyor ve not alıyordu. Kim ne demiş adlarıyla beraber tek tek yazıyordu.

 


Sebastián de Covarrubias’ın Herostratus’un Artemis Tapınağı’nı yakması tablosu, 1610

21 Temmuz günü işliğinin iç tarafında gizli bölmeye sakladığı not aldığı deri parçasını çıkardı, yeniden gözden geçirdi. En çok oy alan tapınağın yakılması idi. Şaşılacak şey! Hem de bunu en çok rahipler ile politikacılar söylemişlerdi. Çalışanlarına limanda işi olduğunu, akşama değin gelmezse işliği kapatmalarını tembihledi. Sonra sakin bir biçimde komşularına esenlikler diledi ve limana yakın bir yerdeki meşale satıcısı dostuna gidip en iyi ve en yağlılarından birkaç meşale satın aldı. Meşaleler koltuğunun altında denizin kıyısında bir süre oturup güneşin batmasını bekledi. Evet, artık ünlü olacağı tarihe geçeceği gün gelmişti. Temmuz ayının uzun ve sıcak bir günü bitiyor, ünlü olacağı günlerin zamanı yaklaşıyordu.

Gecenin başladığı anlarda evinden çıkıp tapınak yakınlarında bir yerde saklandı. Gece yarısına doğru bir hayalet gibi tapınağa doğru süzüldü. Kutsal alanı geçip tapınağa girmesi çok kolay oldu. Çevrede hiç kimsecikler yoktu. El ayak çekilmişti. Daha önce neyi nasıl tutuşturacağını iyicene planlamış, müşterisi olan rahipler ile söyleşileri arasında sorduğu sorular ve aldığı yanıtlar sonucu neredeyse tapınağın tüm planını kafasına kazımıştı. Nerede ne var en ince ayrıntısına değin biliyordu. Tanrıça heykelinin bulunduğu ve bir tapınağın kalbi en kutsal yer olan sella bölümündeki ateşten elindeki meşaleleri tutuştururken nedense bir ara içi ürperdi ve olabildiğince tanrıçayı görmemeye çalıştı. Önce kumaşları sonra kimi ahşap eşyaları tutuşturdu. Tapınakta birçok kumaş ve dokumanın olması işini kolaylaştırmıştı. Sonra hızla tapınakta en çok ahşap malzemenin olduğu bölüm olan çatıya çıkarak tutuşturması çok zamanını almadı. Ortalıkta hiç kimse gözükmüyordu, bir engelleme olmayınca da yangın kısa sürede büyüdü. Yangın çıkmıştı ama o bununla yetinmiyordu. Hani olur da alevler söner, ünlü olması yarıda kalır diye elindeki meşale ile oradan oraya koşturup önüne gelen yeri tutuşturuyordu.
Alevler çoğalıp gökyüzüne yükselmeye ve kızıllık gökyüzünde parlamaya başlayınca kentteki evlerden, şarapçılardan, batakhanelerden, limandaki teknelerden çıkan insan kalabalığı tapınağa doğru aktı. Herkes yangını söndürmek için çabalıyordu ama yangının önüne geçmek olanaksızdı. Tapınakta bulunan zeytinyağı ile öteki kokulu yağlar da yangının daha da büyümesine neden oldu. Koca tapınak iki saate yakın bir zamanda gözyaşları içinde yanıp kül oldu. Elinde meşale ile utku kazanmış bir kumandan gibi ayakta duran “ben yaktım, ben yaktım.” diye bağıran Herostratos yaka paça yakalandı. Ertesi gün korkunç bir ölümle cezalandırıldı ve bundan böyle onun adını ananların da aynı cezaya uğrayacağı tüm kent halkına duyuruldu.

Yangın şoku atlatılınca herkes birbirine tanrıçanın kendi evini neden koruyamadığı ile tapınak hazinesinin ne olduğunu sormaya başladı. Başrahip ve öteki rahipler tanrıça Artemis’in evini neden koruyamadığını şöyle açıklıyorlardı. O gece Tanrıça Artemis aynı zamanda bir doğum tanrıçası olduğu için Büyük İskender’in doğumunda hazır bulunmak için Makedonya’nın Pella Kenti’ne kraliçe Olympias’ın sarayına gitmişti. İskender’in babası Makedonya kralı 2. Philip, annesi ise İllyrialı prenses Olympias’tır ama mitolojik olarak asıl babası bir yılan biçimine girerek Olympias’la birlikte olan Zeus idi. Baba Zeus, oğlunun doğumunda Artemis’in de bulunmasını istemiş, Artemis de Zeus’un emrini yerine getirmek için Efes’teki evinden ayrılmıştı.
Onun ayrıldığını öğrenen ve tapınağın korunmasız kaldığını düşünen akli dengesi bozuk Herostratos da bu uygun durumdan yararlanarak tapınağı tek başına yakmıştı. Bu açıklamayı dini bütünler tanrısal bir olay olarak kabullendiler. Kimileri de hiç ciddiye almadılar. Hatta kimileri bu yangın işinin tapınak rahiplerinin işi olduğunu düşünüyorlardı. Onlar diyorlardı ki, ayakkabıcının çevresinde çıkar düşkünü, politikacılar, soyguncular, maceracıların yanında tapınak mallarına göz koyan bir grup rahip de vardı. Onlar bu saf adamı kışkırttılar. Başka bir görüş daha vardı ki bu ötekilerden biraz daha dürüstçe idi. Kimi tapınak rahipleri eski tapınağın her geçen gün toprağa gömülüyor olması nedeniyle Herostratos’u kullanarak yeni bir tapınak yapımı için böyle bir yol bulmuşlardı.
Peki, tapınak hazinesi ne olmuştu? Öyle ya Artemis tapınağı bırakın armağanlardan oluşan büyük tapınak hazinesini tapınak adına işletilen taş ocaklarına, arazilere hatta balık avlanan göllere sahipti. Ayrıca tapınak banka görevi görüyordu. Emanete para alıyor, işletiyor ve kredi veriyordu. Hazinenin ne olduğunu sorusunun yanıtı hiçbir zaman verilmedi. Bu konuda tapınak görevlilerinden tek bir açıklayıcı sözcük alınamadı. Bu nedenle hiç kimse tapınak hazinesinin ne olduğunu öğrenemedi ve bu konu hep bir sır olarak kaldı.

Sonuçta yanan tapınağın yerine yeni bir tapınak yapıldı. Ayakkabıcı Herostratos’a gelince; o öyle ya da böyle tarihe geçip ünlü oldu ve o günden sonra şan ve şöhret düşkünü insanlara onun adından gelme “herostratik” dendi. Herostratik; ne pahasına olursa olsun kötü bir yolla da olsa ün kazanma, adını tarihe yazdırma hırsı anlamına gelir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER