Üzerinde yaşadığımız topraklarda antik çağlardan günümüze değin birçok ünlü insan yetişmiştir. Kahramanlar, komutanlar, krallar, filozoflar, bilginler, sanatçılar. Bunların içinde kadın ünlüler de vardır. Vatan savunmasına katılan Nene Hatun, Kara Fatma, Şerife Bacı, Gördesli Makbule ve Halime Çavuş gibi Antik Çağda’da yiğit, korkusuz kadınlar olmuştur. Bunlardan birisi ilk kadın amiral olarak kabul edilen ve deniz savaşı yöneten Halikarnassos (Muğla-Bodrum) kraliçesi 1. Artemisia’dır.
Lidya krallığına son veren Persler, MÖ 546 yılından itibaren kıyıdaki kentleri ele geçirmişler, bu kentler Pers yanlıları ve Yunanistan yanlıları olmak üzere ikiye ayrılmıştı. Halikarnasos gibi kimi kentler Pers tarafına geçmişlerdi. O sıralar Halikarnassos’un yönetiminde 1. Artemisia vardı. Güzelliği yanında cesareti ve yiğitliğiyle tanınıyordu. Babası Halikarnassoslu Lygdamis, annesi Giritli olan Artemisia’nın kocası yeni ölmüştü. Oğlu da çok küçük olduğu için krallığı o yönetmeye başlamıştı. Pers kralı Kserkses, Yunanistan’ı işgali sırasında yanında yer alan Artemisia’ya değer veriyor ve düşüncelerini ciddiye alıyordu.
Artemisia, Yunanlılarla yapılacak deniz savaşı ile ilgili bir toplantıda Yunanlılarla deniz savaşına girmenin tehlikeli olacağını ve bu savaşa karşı olduğunu söyledi. Kral ona hak verdi, çünkü o da Artemisia gibi düşünüyordu ama çoğunluk savaştan yana idiler. Sonunda savaş kararı alındı ve hazırlıklara başlandı. Kral, savaş öncesi tüm kuvvetlerini denetledi ve her şey tamam olduğunda Pers donanması MÖ 27 Eylül 480 gecesi Yunanistan’da Salamis Koyu’na girdi. 1. Artemisia kadın amiral olarak Halikarnassos, Kos, Nysiros ve Kalydnos gemilerinden oluşan donanmanın başına geçmiş kendi adına beş gemi getirmişti. Sidonlular’dan sonra en ünlü gemiler onunkilerdi.
Ertesi gün olan 28 Eylül’de Salamis Koyu’nda savaş başladığında ilk anlardan itibaren Yunanlılar üstün idiler. Yunan donanmasına Spartalı Eurybiades ve yardımcısı Temistokles kumanda ediyor ve küçük ama hızlı gemileriyle Persleri sıkıştırıyorlardı. Pers tarafında altı yüz, Yunanlılarda üç yüz gemi vardı. Özellikle Artemisia korkusuzca düşman üstüne yürümüştü. Pers donanmasının sıkıştığı bir anda Artemisia’nın da ardına Pelleneli Ameinias yönetimindeki hızlı bir Atina gemisi düştü. Düşman gemileri kraliçeyi kıskaca almışlar ardındaki gemi de büyük bir hızla ona yaklaşıyordu. Artemisia’nın kaçmaktan öte yapacağı bir şey yoktu. Yoksa gemisi de adamları da tümüyle yok olacaklardı. Yönetimindeki tüm gemilerine “benim ardımdan gelin ve ben ne yaparsam siz de aynısını yapın” komutunu verdi ve hızla yol almaya başladı. Sonra birden dümen kırdırıp yanından geçen ve Kral Damasithymos’un yönetimindeki Kalydnos gemisine tam ortasından büyük bir hızla bindirdi. Gemi içindekilerin bile ne olduğunu anlamadan bir anda sulara gömüldü. Hiç kimse kurtulamamıştı. Bu olayı ve geminin batırıldığını gören Atinalılar onu dost sanıp Artemisia’nın gemisini izlemeyi bıraktılar. Olayı uzaktan gören Persler ise; batan geminin Atina yandaşı olduğunu ve Artemisia’nın büyük bir cesaretle üzerine giderek onu batırdığını sanıp kadının yiğitliğinden gözü pekliliğinden söz etmeye başladılar. Hatta savaşı izleyen kral Kserkses hızını alamayıp “bugün kadınlar erkek gibi, erkekler kadın gibi savaştılar.” dedi.

Yaklaşık on iki saat süren tarihin ilk ve en büyük deniz savaşlarından biri olan Salamis Deniz Savaşı’nın yenileni Persler ve yandaşları oldu ama savaşın yıldızı kadın amiral I. Artemisia idi.
Artemisa’nın yandaş Kalydnos gemisini yanlışlıkla mı yoksa bilinçli olarak mı batırdığı konusunda bir fikir birliği yoktur. Tarihçi Herodot “Artemisia’nın şansı batan gemiden bir tek denizcinin bile kurtulmamış olmasıdır” der. Her şeye karşın Artemisia hiç kayıp vermeden, tek bir adamının burnu bile kanamadan gemilerini Halikarnassos’a geri götürmüştür. Sonuçta, o ilk kadın amiral ve korkusuz, yiğit bir kadın olarak tarihteki yerini almıştır. Atinalılar, Artemisia’nın başına on bin drahmi gibi çok büyük bir ödül koymuşsalar da bu ödülü hiç kimse alamamıştır.
































YORUMLAR