Ana Sayfa Arama Video
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Ahmet Semih Tulay
Ahmet Semih Tulay

KYME AKILSIZLIĞI

Günümüzde olduğu gibi Antik Çağ’da da bir kentin deniz kıyısında olması o kente büyük yararlar sağlıyordu. Örneğin, deniz ürünlerinin elde edilmesi yanında deniz ticareti yapılıyor ve limana gelen teknelerden büyük ölçüde vergi alınarak kazanç sağlanıyordu. Böyle deniz kıyısı kentlerinden birisi de Antik Çağ’da Ayolis adı verilen kuzey-batı Anadolu bölgesinin en büyük kenti Kyme idi. Kyme, günümüzde İzmir-Aliağa yakınlarında yer alan antik bir kenttir. Burada yapılan çalışmalarda MÖ 8. yüzyıla ait arkeolojik buluntular ile birlikte, MÖ 700-650 yıllarında yaşamış olan Antik Dönem’in en önemli ozanlarından Hesiodos’un babasının Kymeli olduğu ve Kyme’den Yunanistan’a göç ettiğini anlaşılmıştır. Kyme kenti ile ilgili diğer önemli bilgi ise ilk Frig Kralı olarak bilinen Midas’ın Kyme ile olan ilişkisidir. Frig Kralı Midas Kyme Kralı Agammemnon’un kızı Hermodike/Demodike ile evlenmiştir. Bu evlilik Antik Çağ’ın ilk büyük diplomatik ve kültürel evliliklerden birisi olarak bilinir.

Kyme’nin sayıları otuza varan ve halen çoğu yok olmuş bulunan öteki kentlerin metropolisi-başkenti olduğu söylenir. İşte bu Kymeliler yaptıkları bir akılsızlıktan dolayı uzun süre alay konusu olmuşlardır. Çünkü kimi yazarların anlattıklarına göre, kuruluşlarından tam üç yüz yıl sonra deniz kenti olma ayrıcalığının farkına varıp liman vergisi almaya başlanmışlardır. Daha önce halk, bu çok önemli gelirden yararlanamamıştır. Bu nedenle, Kymeliler deniz kıyısında bir kentte yaşadıklarının farkına geç varmış akılsız bir halk olarak ün kazandılar.

Ancak onların akılsızlığı sadece bu konuda değildir. Anlatılanlara bakılırsa Kymeliler aldıkları borç paraya karşılık güvence olarak kamu binalarının önündeki yarı açık alanları gölgelikleri-revakları ipotek ettirmişlerdi. Saptanan günde parayı ödeyemez duruma düştüklerinde parayı verenler karar aldırtarak revakların kullanılmasını ve içinden geçilmesini yasaklattılar. Bu nedenle yağışlı havalarda buralar kullanılamadığı için insanlar ıslanıyorlardı. Krediyi verenler insanlık adına bir tellal aracığıyla “yağmurlu havalarda revakların altına sığının.” çağrısında bulunarak halka yağmurdan korunmak için revakların altına sığınabileceklerini duyurdular. Fakat o günden sonra her yağmur yağışında Kymeliler revakların altına çağrı olmadan sığınabileceklerini bir türlü anlayamamışlar, sürekli olarak ıslanmışlardır. Onların bu davranışları “Kyme Akılsızlığı” olarak dillere düştü ve bir deyim biçimine geldi. Bence burada ki önemli nokta acaba bu davranışlarını akılsızlık mı yoksa yasalara saygı olarak mı değerlendirmek gerekir?

Kymelilerle ilgili bir başka öykü de şöyledir; Günün birinde Kyme Kenti’ne Pers’lerden kaçan Paktyas isimli bir Lidyalı sığındı. Onu izleyen Pers’ler adamı geri istediler. Belli ki kendilerine karşı ayaklanan bu kişinin canına kıyacaklardı. Kymeliler ise Paktyas’ı hemen vermeyip, sığınmacıyı Pers’lere verip vermeme konusunda kararsız kaldılar. Teslim etseler öteki kentlerin gözünde küçük düşecekler, etmeseler Perslerin öfkesine uğrayacaklardı. Sonunda o zamanların geleneğine uyarak Didim Apollon Tapınağı’ bilicisine danışmak için bir heyeti Didim’e gönderdiler. Tapınaktan verilen yanıt, kısa ve netti. “Teslim edin.” Bu işte bir yanlışlık var deyip, geri dönmeden önce aralarından Herakleides oğlu Aristodikos adlı birini seçerek yeniden biliciye gönderdiler. Aristodikos, tapınağa giderek ne yapmaları gerektiğini yeniden sordu. Aldığı yanıt aynı idi. “Teslim edin!” Bu yanıtı alınca Aristodikos, tapınağın etrafını dolaşarak tüm kuşları kaçırttı. Hatta yuvalardaki küçük kuş yavrularını dahi korkuttu. Bunun üzerine tapınağın derinliklerinden bir ses işitildi.                                                                                                                           “Hey! Sen, ey insanların en dinsizi, ne yapıyorsun? Tapınağıma sığınanları rahatsız edip neden kaçırtıyorsun?”

Bunun üzerine Aristodikos,  “Ey efendim, sen kendine sığınan kuşları bile bak nasıl koruyorsun. Bize sığınan bir insanı ise teslim etmemizi söylüyorsun, bu bir yaman çelişki değil midir?”

Derindeki ses yanıt verdi, “Evet, öyle diyorum. Günaha girip yok olasınız ve bir daha kendinize sığınanları teslim edelim mi etmeyelim mi diye ikileme düşüp sormayasınız diye söylüyorum.”

Aristodikos, arkadaşlarının yanına döndü ve olanları onlara anlattı. Sonuçta Kymeliler sığınmacıyı Perslere teslim etmediler ve onu bir başka kente gönderdiler.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER