Ana Sayfa Arama Video
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ahmet Semih Tulay
Ahmet Semih Tulay

ROMALILAR’IN SOY ATASI

Antik Çağ’da Romalılar soy ata olarak Aineias’ı kabul ederlerdi. Bu delikanlı Truva’nın ünlü yiğitlerinden biri olup, Hektor’dan sonra Truva’nın en büyük kahramanı sayılır. Aynı zamanda Kral Priamos’un kızlarından birisi olan Kreusa ile evlenmiş onun damadı olmuştur. Annesi güzellik ve sevgi tanrıçası Afrodit, babası ise Homeros’un İlyada destanında sözünü ettiği Truva kralı Priamosla kardeş çocuğu aynı zamanda Dardanie Kenti’nin kralı olan Ankhises’dir. Aineias’ın öyküsü, her kral çocuğu gibi gençliğinde çobanlık yapan babası Ankhises ile başlar. Bir gün Ankhises, İda (Kazdağı) Dağı’nda koyun sürüsünü yayarken birden karşısında Frigya kralı Otreus’un kızı Otree’yi gördü. Kızla sohbet edip güzel zaman geçirdiler. Akşama doğru Ankhises kıza bir daha ne zaman buluşacaklarını sordu. Genç kız gülümsedi ve başını iki yana sallayarak yanıt verdi.

-Hiçbir zaman! Bir daha hiç görüşmeyeceğiz.

Ankhises’in can sıkıntısıyla sordu.

-Neden ki? Ben seninle evlenmek istiyorum.

Genç kız elini dudaklarına götürüp sus işareti yaptı.

-Bu isteğinin gerçekleşmesi olanaksız, ben sana eş olamam.

-Neden olamazsın? Ben bir prensim sen de prensessin.

-Ben prenses değilim, ben bir tanrıçayım.

Onun inanmadığını gören kız gerçek kimliğine büründü yani bir anda Afrodit oldu. Ankhises’in gözleri kamaştı, dili tutuldu. Tanrıça ona şöyle dedi.

-Ankhises senden bir çocuğum olacak. Onu dağ perilerine vereceğim ve sonra sana teslim edeceğim. Ona iyi bak ve iyi yetiştir. O çocuk günü geldiğinde büyük bir imparatorluğun soy atası ve kurucusu olacaktır. Çocuğun kimden olduğunu sorduklarında ise kesinlikle hiç kimseye özellikle bugünden yani benimle birlikteliğinden sakın söz etme. Yoksa Zeus’un yıldırımlarına çarpılırsın. Tanrıça Afrodit bu sözleri söyledikten sonra ışık hızıyla ortadan kayboldu.

Aradan bir süre geçti. Ankhises yaşadığı o mutlu günü unutamamış ama hiç kimseye de anlatmamıştı. Çünkü tanrıçaya söz vermişti. Ne var ki verdiği sözü daha fazla tutamadı. Arkadaşlarıyla bir gün sohbet ederlerken başından geçenleri en ince ayrıntısına değin anlattı. Söylediklerine kimileri inandı, kimileri inanmadı. Ankhises arkadaşlarından ayrılıp evine doğru yürürken üzerine aniden bir yıldırım düştü. Oysa apaçık gökyüzünde bir tek bulut bile yoktu. Yıldırım onu öldürmedi fakat sadece bir tarafını felç etti. Kimse olanlardan bir şey anlayamadı ama o başına gelen bu kötü olayın nedenini çok iyi biliyordu. Dilini tutamadığı için Afrodit’in dediği gibi Zeus’un öfkesine uğramıştı. Ne kadar yakarıp yalvardı ise de hiçbir tanrı onun yakarışını kabul etmedi ve yaşamı boyunca özürlü olarak kaldı.

Gelelim Aienias’a o bebekken dağda perilerin arasında büyüdü. Beş yaşına gelince annesi Afrodit dediği gibi onu babası Ankhises’e verdi. Babası da onu kente götürdü ve kız kardeşinin kocası yani eniştesine eğitmesi için teslim etti. Alkhathoos onu güçlü, onurlu, korkusuz bir genç olarak yetiştirdi. Aineias, Truva savaşında büyük kahramanlıklar göstermiş, savaş alanında sıklıkla annesi Afrodit tarafından da kollanmıştır.

Truvalıların tüm yiğitliklerine karşın Yunanlılar kalleşçe bir yola başvurup tahta at aldatmacasıyla kenti ele geçirmiş ve kenti ateşe vermişlerdi. Her taraf yağlı bir çıra gibi yanıyordu. Sağ kalan Truvalılar yiğitçe dövüşmeye devam ediyorlardı ki bunların başında Aineias vardı. Ancak sonuç ümitsizdi ve kent tamamen düşmüştü. İşte tam bu sırada tanrıça Afrodit oğlu Aineias’a göründü ve yanan kentten hemen çıkarak halkına yeni bir ülke aramasını söyledi.

Aineias’ın annesinin sözünü dinlemekten başka yapacak bir şeyi yoktu. Yanan Truva Kenti’nden ayrılırken seksen yaşındaki yaşlı ve özürlü babası Ankhises’i sırtına, alıp küçük oğlunu elinden tutarak yola çıktı. Karısı Kreusa’nın ise ardından giderken alevlere yakalanarak can verdiği ya da tutsak edildiği söylenir. Kimi söylentilere göre ise Aineias rahat hareket edebilsin diye Afrodit ya da ana tanrıça Kybele tarafından kaçırılmıştır.

Aineias, önce İda (Kazdağı) Dağı’nda gizlenir. Sonra arkadaşları ile on iki gemiyle yelken açarlar. Annesi tanrıça Afrodit’in sözünü ettiği yeni ülkeyi bulmak için yıllarca denizlerde dolaşan Aineias ve beraberindekiler uğradıkları kıyılarda yarısı kuş, yarısı kadın olan korkunç yaratıklar ve tepelerinde tek gözleri olan devler gibi tuhaf yaratıklarla karşılaşırlar. Sicilya’ya ayak bastıklarında yaşlı babası Ankhises ölür. Babasını görkemli bir törenle gömdükten sonra yeniden yola çıkan Aineias öncekilerden de zor durumlarla karşılaşır.

Sonunda İtalya’nın güney kıyılarına vardıklarında ona yolculuklarında eşlik eden sütannesi Caieta ölür. Aineias, Campania’da bugünkü Caieta Kenti’nin bulunduğu yerde sütannesine bir mezar yaptırır. Sonra da kuzeye gelecek¬teki Roma Kenti’nin yer alacağı Tiber Irmağı’nın ağzına doğru ilerler. Orada Kral Latinus ile karşılaşır. Kral, çok beğendiği Aineias ile kızı Lavinia’yı evlendirme sözü verir.

Oysa Lavinia o sıralarda komşu kabilenin prensi Turnus ile nişanlıdır. Turnus, Lavinia’nın Aineias ile evleneceğini duyunca çok öfkelenir ve İtalya’daki öteki kabileleri yeni gelen bu yabancılarla savaşmak için yardıma çağırır. Yapılan savaşta Turnus’u yenen Aineias bu yeni ülkede halkının önderi olur. Böylece büyük Roma soyu başlar. Romalılar Afrodit’den dolayı onu soy atası olarak kabul ettiler. Truva savaşından sonra topraklarını terk ederek yeni bir yurt kuran bu kişi, Roma’nın ulusal kahramanı ve imparator Augustus’un soy atası sayıldı. Hatta bu nedenle Augustus’un yeni Roma’yı Truva’nın olduğu yerde kurmak istediği söylenir.

Sözün özü; uygarlıklar ülkesi Anadolu’dan çıkan bir genç, parlak bir uygarlık olan Roma İmparatorluğu’nun kuruculuğunu yaparak soy atası olmuştur. Yarı gerçek yarı mitolojik bu öykü Anadolu’nun ne denli değerli ve zengin kültürel mirasa sahip olduğunun en iyi göstergelerinden biridir. Üzerinde yaşadığımız bu toprakların kültürel mirasının değerini bilerek sahip çıkmak ve gelecek kuşaklara aktarmak bir görevdir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER